Otonom denizciliğe giden yolda “mihenk taşı”
Prof. Dr. Ömer Kemal Kınacı, DP sistemlerinin yalnızca bugünün denizcilik ihtiyacına cevap veren bir teknoloji olmadığını, daha ileri bir aşamaya kapı araladığını söyledi.
Kınacı, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Daha önce de dediğim gibi, DP sistemleri tam otonom gemiye giden yolda bir mihenk taşıdır. Siz eğer bir geminin konumunu koruyabilecek sistemi gemiye koyabiliyorsanız, aynı sistemi gemiye başka hareketleri yaptırmak için de kullanabilirsiniz. Biz üniversitede geliştirdiğimiz küçük ölçekli DP sistemini konum korumanın yanı sıra otopilot ve konum takibi (waypoint navigation) için de kullanıyoruz. Bugün Türk yat üreticilerinin DP sistemine sahip yat üretebiliyor olmaları çok önemli bir avantaj olurdu. Ama daha önemli olanı bu işlere girmenin sonraki seviyeleri açıyor olması. Yani DP sistemini yapabilen bir tersane tam otonom gemi yapmaya yakınlaşmış demektir. Bu da büyük teknoloji avantajı ve dünyada bir numaraya oynamak anlamına gelir. Bugün ulusal yat sektörümüz için bunlar çok uzak görünüyor olabilir ancak dünyada henüz tam otonom bir gemi yapılmadı. Bu alanda yarış başlayalı henüz çok olmadı ve ilk başaranın zirveyi ele geçireceğini görmek çok zor değil.”
30–80 metre arası yatlarda maliyet-fayda dengesi
DP sistemlerinin süperyatlara entegrasyonu teknik olarak mümkün olsa da, Kınacı bu alanda operasyonel gerekliliğin sınırlı olduğuna işaret etti.
Kınacı şunları söyledi:
“Teknik olarak mümkün olsa da 30–80 metre arası süperyatlarda dinamik konumlandırma (DP) sistemlerine duyulan ihtiyaç operasyonel açıdan oldukça sınırlıdır. Bu ölçekteki yatlar için sistemin kurulum, kullanım ve bakım maliyetleri, sunduğu konfor avantajının önüne geçecek ve maliyet-fayda dengesini maliyet yönünde bozacaktır. Bu nedenle DP’nin standart bir donanım olarak sektöre yayılmasından ziyade, niş ve özel taleplere yönelik bir çözüm olarak kalacağını öngörüyorum. Sektör dinamikleri göz önüne alındığında, geleneksel DP sistemleri süper yatlarda yaygınlık kazanamadan, otonom seyir teknolojilerinin sektörü domine etmeye başlayacağını düşünüyorum.”
Marinalardaki lojistik baskıyı hafifletebilir
DP sistemlerinin marinalar ve yoğun kıyı bölgeleri üzerindeki etkisi de röportajın öne çıkan başlıklarından biri oldu.
Kınacı, sistemin marina kullanımı üzerindeki etkisini şöyle anlattı:
“DP sisteminin varlığı marinalardaki kısa süreli ziyaretleri azaltmada da yardımcı olabilir. Bu da marinalardaki lojistik baskıyı hafifletebilir. Dolayısıyla DP sistemlerine sahip tekneler marinalarda altyapı ihtiyacı oluşturmaz, tersine teknelerin açık sularda daha çok vakit geçirmesine yol açar.”
Posidonia ve hassas deniz tabanı için alternatif
Çapa atmadan sabit kalabilmenin özellikle hassas deniz alanları açısından önemli bir imkan sunduğunu belirten Kınacı, Bodrum ve Göcek gibi bölgelerde bunun karşılık bulabileceğini ifade etti.
Kınacı’nın bu konudaki sözleri şöyle:
“Niş ve özel talepten kastım aslında bu: DP sistemine ihtiyaç duyulacak yerlerden biri demirleme hassasiyetinin bulunduğu bölgeler olabilir. Bodrum ve Göcek gibi yoğun bölgelerde kalabalıktan uzaklaşmak veya mercan kayalıklarının bulunduğu özel yerlerde çapa atmadan bulunduğu yerde kalabilmek için tercih edilen bir sistem olabilir. DP sistemlerinin her süper yat sahibine hitap etmeyeceğini düşünsem de bu tip özel talepleri olan müşteriler için vazgeçilmez olabilir.”
Kaza önleme ve yedeklilik sınıfları
Kınacı, sistemin yalnızca konum korumakla sınırlı olmadığını, geliştirilen yapının farklı manevra kabiliyetleri de sunduğunu söyledi.
Konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“DP sistemleri aslında sadece konum koruma maksatlı geliştirilmiş olsa da bizim küçük ölçekte geliştirdiğimiz sistem kendi kendine kıyıya yanaşma manevralarını da yapabiliyor. Dolayısıyla özellikle teknelerin yoğun olduğu kıyı bölgelerindeki yat kazalarını azaltmada önemli rol oynayacağını düşünüyorum. DP sisteminin acil durumlarda kendine has riskleri bulunsa da burada sistemin yedeklilik sınıflarıyla bu riskler mümkün olduğunca azaltılabiliyor. Örneğin en düşük seviye olan DP1’de ekipman arızası durumunda konum kaybı yaşanabilirken, en yüksek seviye olan DP3 her türlü olası felakete azami derecede hazırlıklı olmak demektir. Bunun sebebi iki seviye arasındaki yedekleme farkıdır.”
Kritik görevlerde kaynak seçimi uyarısı
Sistemin dışa bağımlılığı ve güvenlik boyutuna da değinen Kınacı, özellikle kritik görevlerde bunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Kınacı şu ifadeleri kullandı:
“Daha çok askeri ölçüde geçerli bir durum. Ancak şöyle bir şey var: Eğer bu sistemin anahtarı sizde değilse, DP sistemini size satan kişi istediği an şalteri kapatabilir. Yani kritik görevde bulunan bir yat müşterisi DP sistemini potansiyel bir düşmandan almıyor olduğuna dikkat etmeli. Aksi takdirde uydu üzerinden teknenizin kontrolünü kaybetmeniz teorik olarak mümkün.”
Yerli çözümün maliyet avantajı
Yerli DP sisteminin yalnızca teknolojik değil, ekonomik açıdan da yeni bir kapı açabileceğini belirten Kınacı, kapalı mimarinin kırılmasının maliyetleri aşağı çekebileceğini ifade etti.
Kınacı’nın son değerlendirmesi şöyle:
“DP sistemlerini pahalı kılan şey size ‘bütün halinde bir sistem’ sunuyor olması. Sistem dediğiniz şey de aslında mekanik, elektronik ve bu ikisini birleştiren yazılımdan ibaret. Yerli çözüm yapmış olmamız, bahsettiğiniz o kapalı mimarinin bizim için açıldığı anlamına geliyor. Maliyetleri önemli ölçüde düşürmesi mümkün, çünkü mekanik ve elektronik kısmı ihtiyacınıza göre oldukça ucuza mal edebilirsiniz.”
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr





















































