Wine of the Sea markasının kurucusu Marko Dušević, projeyi Adriyatik kıyısındaki çalışmalar sırasında tesadüfen keşfedilen bir deneyim üzerine geliştirdi. Şirketin aktardığı hikâyeye göre deniz altında unutulan bazı şişelerin aylar sonra farklı özelliklerle bulunması, sürecin ticari bir modele dönüşmesini sağladı.
Şişeler iki yıla kadar denizin altında bekletiliyor
Wine of the Sea, seçilen şarapları yaklaşık 100 feet, yani 30 metre civarındaki derinliklerde özel koruma sistemleriyle deniz altına yerleştiriyor.
Şirket; güneş ışığının ulaşmadığı ortam, düşük sıcaklık ve sabit basınç sayesinde şarabın kara mahzenlerinden farklı şekilde geliştiğini savunuyor. Şişeler, üzüm çeşidine göre bir yıldan iki yıla kadar deniz altında kalabiliyor.
Marka koleksiyonunda Barolo, Barbaresco, Amarone Reserva 1888 ve Nebbiolo Langhe gibi İtalyan şarapları bulunuyor.
Her şişe farklı bir görünüme sahip oluyor
Deniz altında geçen süre boyunca şişelerin dış yüzeyinde kabuklar, mercan benzeri oluşumlar ve mineral izleri meydana geliyor. Bu nedenle her şişe farklı bir görünüm kazanıyor.
Marka, bu süreci “denizin bıraktığı iz” olarak tanımlıyor ve ürünleri yalnızca şarap değil, aynı zamanda koleksiyon objesi olarak konumlandırıyor.
Deniz altında yıllandırılmış şarap pazarı büyüyor
Deniz altında yıllandırılan şarap fikri yalnızca Adriyatik’le sınırlı değil. Son yıllarda İtalya, Hırvatistan, Fransa, İspanya ve Arjantin’de benzer projeler ortaya çıktı.
Condé Nast Traveler’a göre şarap sektörü profesyonelleri, deniz altındaki sabit sıcaklık ve düşük oksijen ortamının farklı aromatik sonuçlar ortaya çıkarabildiğini düşünüyor.
Food & Wine dergisinde yer alan bir haberde ise Arjantin’de yapılan deneylerde deniz altında bekletilen şarapların daha yuvarlak ve daha yumuşak içim özellikleri gösterdiği aktarıldı.
Hırvatistan merkezli Edivo Vina da Adriyatik’te benzer yöntemlerle şarap yıllandıran markalar arasında yer alıyor. Şirket, bazı şişeleri yaklaşık 700 gün boyunca deniz altında tuttuğunu belirtiyor.
Koleksiyonerlik ve deneyim odaklı konumlanıyor
Wine of the Sea, ürünlerini gastronomi deneyimi, koleksiyonerlik ve lüks tüketim ekseninde pazarlıyor.
Şirketin internet sitesinde, her şişenin “tekrar üretilemeyen” bir görünüm kazandığı ve deniz koşullarının her üründe farklı izler bıraktığı vurgulanıyor.
Bu yaklaşım, son yıllarda yat sektörü, özel davetler ve deneyim odaklı lüks tüketim alanlarında büyüyen “hikâyesi olan ürün” trendiyle de örtüşüyor.























































