Kazanın kesin nedeninin henüz belirlenmediğinin altını çizen Özsakabaşı, mühendislik açısından büyük bir ihmal olasılığını ilk aşamada daha düşük gördüklerini söyledi. Kesin sonucun ise geminin seyir verilerini ve köprüüstü kayıtlarını tutan Voyage Data Recorder’ın (VDR) incelenmesiyle ortaya çıkabileceğini ifade etti.
“Kara kutu çıktığında birçok veri ortaya çıkacak”
Özsakabaşı, denizcilikte gemilerin kara kutusu olarak da tanımlanan VDR’ın kaza soruşturmasında kritik önem taşıdığını belirtti.
VDR kayıtlarında köprüüstündeki konuşmaların yanı sıra geminin rotası ve seyirle ilgili birçok verinin bulunduğunu anlatan Özsakabaşı, cihazın çıkarılması ve kayıtların incelenmesinin kazanın gelişim sürecini anlamada önemli rol oynayacağını söyledi.
Soruşturmanın son aşamasında da VDR’ın henüz bulunamadığı ve arama çalışmalarının sürdüğü mahkemeye aktarıldı. Türk Loydu’ndan geminin rapor, sertifika ve dosyalarının talep edildiği, Türkiye’den gelen kaza-kırım ekibinin de olası yapısal hasar üzerinde inceleme yaptığı bildirildi.
Yüksek hızlı tekne kurallarına göre inşa edildi
Özsakabaşı, Filo Jet’in yüksek hızlı teknelere uygulanan kurallara göre inşa edildiğini, ilk klaslama sürecinin Fransız klas kuruluşu tarafından yürütüldüğünü, daha sonraki denetimlerin ise Türk Loydu tarafından sürdürüldüğünü söyledi.
Yolcu gemilerinin düzenli olarak karaya alınarak kontrol edildiğini belirten Özsakabaşı, yüksek hızlı teknelerde yalnızca normal seyir şartlarının değil, gövdede hasar meydana gelmesi halinde geminin yüzebilirliğini koruyabilmesinin de hesaplandığını anlattı.
Gemi Mühendisleri Odası da kazanın ardından yaptığı resmi açıklamada yüksek hızlı yolcu gemilerinde hasarlı stabilite, su geçirmez bütünlük, bölümlendirme ve hasar sonrası yüzebilirliğin HSC Code kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Oda, kesin neden ortaya çıkmadan kazaya ilişkin kesin hüküm verilmemesi gerektiğini de belirtmişti.
“Bir bölmenin su almasıyla açıklanabilecek bir durum değil”
Özsakabaşı’nın üzerinde durduğu temel noktalardan biri Filo Jet’in iskele tarafına doğru ciddi şekilde yan yatması oldu.
Gemilerde su geçirmez perdelerle birbirinden ayrılan bölmeler bulunduğunu anlatan Özsakabaşı, belirli sayıda bölme hasar görse dahi geminin yüzebilirliğini sürdürebilmesinin tasarım hesaplarının bir parçası olduğunu söyledi.
Filo Jet’teki tabloyu değerlendiren Özsakabaşı, “İskele tarafına ciddi bir şekilde yan yatması, boydan boya neredeyse 4-5 kompartmanın aynı anda su aldığını gösterir” dedi.
Tek bir noktada malzeme yorulması ya da sınırlı bir gövde hasarı olması halinde öncelikle ilgili bölmenin su almasının bekleneceğini belirten Özsakabaşı, geminin yaşadığı hızlı ve ciddi yatmanın daha geniş bir hasarı düşündürdüğünü kaydetti.
Kütük veya başka bir cisme çarpma ihtimali
Özsakabaşı, mühendis olarak ilk akıllarına gelen senaryolardan birinin denizde bulunan bir cisme çarpma olduğunu söyledi.
Filo Jet’in yüksek süratle seyreden ve fiberglas gövdeye sahip bir tekne olduğunu belirten Özsakabaşı, denizde sürüklenen bir kütük veya başka bir cisimle yüksek hızda temasın gövdede yırtılmaya neden olabileceğini ifade etti.
Özsakabaşı, “Bir kütük olabilir, başka bir şey olabilir. Yüksek hızda gittiği ve fiberglas malzemeden yapıldığı için çarptığı anda yırtabilir. İlk akla bu geliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu senaryonun kesin kaza nedeni olmadığını özellikle belirtmek gerekiyor. Gemi Mühendisleri Odası’nın resmi açıklamasında da kazanın nedeninin teknik ve idari incelemeler tamamlandıktan sonra belirlenebileceği ifade ediliyor.
“Boydan boya ani bir su dolmasından bahsediyoruz”
Özsakabaşı, geminin yan yatma biçiminin birkaç bölümde aynı anda veya kısa aralıklarla ciddi miktarda su birikmiş olabileceğine işaret ettiğini söyledi.
“Burada geminin iskele tarafına batması bayağı bir bölümün su dolduğu anlamına geliyor. Boydan boya ani bir su dolmadan bahsediyoruz” diyen Özsakabaşı, yalnızca sınırlı bir bölgedeki hasarın gözlenen tabloyu açıklamakta yetersiz kalabileceğini belirtti.
Geminin yön değiştirmesi, yolcuların bir tarafa hareket etmesi ve gemi içerisindeki serbest suyun yer değiştirmesi gibi unsurların da yatmayı artırabileceğini söyleyen Özsakabaşı, buna rağmen ilk aşamadaki su girişinin boyutunun belirleyici olduğunu ifade etti.
2018’deki 29 uygunsuzluk iddialarına da yanıt verdi
Yayında Filo Jet’in Antalya’daki geçmiş kontrollerinde 29 maddelik kusur ve kural uygunsuzluğu tespit edildiğine ilişkin iddialar da Özsakabaşı’na soruldu.
Özsakabaşı, geminin sonraki dönemde Türk Loydu tarafından klaslandığını ve düzenli kontrollerden geçtiğini belirterek, mevcut bilgiler üzerinden çok ciddi bir denetim ihmali bulunduğu sonucuna varmadığını söyledi.
Türk Loydu’nun uluslararası alanda faaliyet gösteren bir klas kuruluşu olduğunu belirten Özsakabaşı, geminin her yıl yapılan kontrollerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Ancak kazaya ilişkin yürütülen soruşturmada bu denetimler de inceleniyor. Mahkemeye yansıyan bilgilere göre Filo Jet’in son teknik kontrolü 2 Haziran 2026’da Türk Loydu tarafından yapıldı. Soruşturma kapsamında Türk Loydu’ndan gemiye ilişkin bütün rapor, sertifika ve dosyalar talep edildi.
Kesin neden teknik incelemeyle belirlenecek
Özsakabaşı’nın değerlendirmesi, Filo Jet’in batışına ilişkin kesin bir neden ortaya koymaktan çok, gözlenen yatma ve su alma şeklinin mühendislik açısından nasıl açıklanabileceğine ilişkin bir senaryo ortaya koyuyor.
Gemi Mühendisleri Odası da resmi açıklamasında geminin stabilite ve hasarlı stabilite hesapları, yükleme durumu, su geçirmez bölümlendirmesi, gövde yapısı, bakım geçmişi, sertifikaları ve son denetim kayıtlarının birlikte incelenmesi gerektiğini bildirdi.
Kazanın kesin nedeninin belirlenmesinde batık üzerindeki incelemeler, gövde hasarının niteliği ve VDR kayıtlarının bulunması kritik önemde olacak.
