1976’dan bu yana hizmet veren, 30 yıldır Doğan Holding bünyesindeki 425 bağlama kapasiteli Milta Bodrum Marina, Bodrum Boat Show’daki standını yatçılarının buluşma noktasına çevirdi.
Bodrum Boat Show’da limanın kıyısı boyunca sıralanan standları gezerken bir ayrıntı dikkatimi çekti. Pek çok standda satış konuşmaları sürerken Milta Bodrum Marina’nın standında yatçılar oturmuş, çaylarını içip sohbet ediyordu. Kıyı hattında yürüyüp yorulan buraya gelip soluklanıyor, ardından sıradaki standlara doğru yoluna devam ediyordu. Stand kısa sürede fuarın mola yerine dönüştü.
Ben de oturdum. Karşımda marinanın Operasyon Direktörü Erdinç Doğruyol ile Liman ve Müşteri Hizmetleri Direktörü Mehmet Akince vardı. Sohbetin ortasında Genel Müdür Seher Çalı da masaya katıldı.
“Ben Yenilerden Sayılırım, 26 Yılı Bitirdim”
Erdinç Doğruyol söze ekipten başladı. Doğan Holding çalışanlarının büyük bölümünün uzun yıllardır Onursal Başkan Aydın Doğan’ın yanında olduğunu, bu kültürün marinaya da yansıdığını anlattı:
“Ben yenilerden sayılırım, 26 yılı bitirdim. Temizlik ekibindeki arkadaşımız bile ortalama 20 yıldır burada. Güvenlik de öyle. Bu süreklilik, müşteri ilişkilerinde büyük bir artı getiriyor.”
Doğruyol’a göre aynı süreklilik yatçılar için de geçerli. Marinadaki yatçıların yarısına yakını 20 yılı aşkın süredir Milta’da:
“Biz yalnızca yatçıyı değil, yatçının ailesini de tanıyoruz. Çocuklarını tanıyoruz, onlar da bizi tanıyor. Kendimizi ‘aile marinası’ olarak tanıtmamızın sebebi de bu.”
Kuşadası’ndan Sonra İkinci Marina
Mehmet Akince marinanın geçmişini hatırlattı. Milta Bodrum Marina, 1976’da Turban adıyla açıldı ve Kuşadası’ndan sonra resmî açılışı yapılan ikinci marina oldu.
“Burası bir okul. Burada yetişen pek çok arkadaşımız bugün başka marinalarda yönetici ya da usta olarak çalışıyor.”
Doğruyol, yeni açılan marinaların altyapı konusunda Milta’ya danıştığını, kontörlü pedestal uygulamasının Türkiye’de ilk kez Milta’da kullanıldığını ekledi.
Akince’ye göre marinadaki tekneler çoğu zaman babadan oğula geçiyor. İskelede komşu aileler birbirini yıllardır tanıyor ve bu yakınlık kuralların işleyişini de kolaylaştırıyor:
“Burada sıra dışı bir olayın yaşanması neredeyse imkânsız. İnsan ilişkileri sayesinde doğal bir otokontrol var.”
Doğruyol’un vurguladığı bir fark da saha:
“Mehmet de ben de bütün gün sahadayız. Sabahtan akşama kadar yatçılarımızla hem sohbet ediyor hem sorunları çözüyoruz. Başka yerlerde yatçı işini yapacak kişiye ulaşamıyor. Burada hepimize ulaşıyor.”
Fuara Yatçıların İsteğiyle Geldiler
Doğruyol, başlangıçta fuarlara yalnızca ziyaretçi olarak gittiklerini, stand açma kararının yatçılardan gelen bir istekle alındığını anlattı:
“Yatçılarımız ‘Fuara gittiğimizde sizi orada görmek istiyoruz’ dedi. Bunu Seher Hanım’la paylaştık; o da ‘Gidelim, misafirlerimizi fuarda da ağırlayalım, orada da birlikte olalım’ dedi. Fuara katılma amacımız kendimizi tanıtmak ya da yeni müşteri bulmaktan çok, yatçılarımızın gelip dinlenmesi, anlatmak istediklerini orada da anlatabilmesi ve farkımızı orada da hissetmesi.”
Ekip, birkaç yıl önce İstanbul’daki fuarda standında bir konser de düzenledi. Piyanosuna kadar her şey Bodrum’dan götürüldü. Sahneye marinanın yatçılarından Fatih Erkoç çıktı.
Yurt Dışında Acentalarla
Seher Çalı, yurt dışındaki fuarlarda stand açmadıklarını, yenilikleri görmek için zaman zaman ziyaretçi olarak gittiklerini söyledi. Uluslararası tanıtımı ise yurt dışındaki yat acentalarıyla yürütüyorlar:
“Mega yatlar kendini ispat etmiş, tanınan, büyük acentalarla geliyor ve bu işte başlıca unsur güven. Biz de yurt dışında, alanında tanınmış ve uzman acentalarla iş birliği yapıyoruz. Tanıtımlarında marinamıza yer vermeleri karşılığında katkı payı desteği sağlıyoruz. İşinin ehli bu çözüm ortaklarımız, marinamızı en doğru şekilde tanıtıyor.”
Çalı’ya göre amaç her yerde bulunmak değil, bulunulması gereken yerde olmak. Bu yüzden Bodrum Boat Show’da yaka bağı sponsorluğunu tercih ettiler. Yurt dışından gelen ziyaretçiler bu yaka bağlarını hatıra diye saklayıp kendi ülkelerine götürüyor.
Çalı, marinanın ilk kez katıldığı ve oylamayı yalnızca kayıtlı tekne sahiplerinin yapabildiği uluslararası bir değerlendirmede “kıyı marinaları” kategorisinde üçüncü olduğunu da anlattı.
Çocuklara Geri Dönüşüm, LÖSEV’e Destek
Sosyal sorumluluk konusu açılınca Seher Çalı’nın anlatacak çok şeyi vardı. Mavi Bayrak sahibi marina, LÖSEV çocuklarıyla tanışma günleri düzenliyor ve okullardan gelen çocuklara Mavi Bayrak etkinlikleri yapıyor. Bu etkinliklere yatçılar da gönüllü katılıyor. Çocuklara geri dönüşümlü defterler dağıtılıyor ve içtikleri meyve suyu kutularının nasıl geri kazanıldığı gösteriliyor.
Marinanın sergilerinin bir bölümü sıfır atık çalışmalarından oluşuyor. Kıyıdan toplanan cam parçaları, taşlar, ahşap ve kabuklar tablolara dönüşüyor. Marinanın arka bölümündeki ormanlık alanda ise sincaplar ve kaplumbağalar yaşıyor. İlköğretim çağındaki çocuklar burada doğayla tanışıyor, ağaçlara sarılıyor.
“Yatçılarımızın her şeyi mevcut. Bu nedenle doğum günlerinde, misafirlerimiz adına yardım kampanyalarına destek oluyor; geri dönüşümlü defterlerimiz ve kutlama mesajımızla bunu kendilerine ulaştırıyoruz. Doğaya, insanlara, çevremize bir kum tanesi kadar faydamız dokunuyorsa ne mutlu bize.”
Biz konuşurken küçük bir çocuk standın önünde durup ikramlara baktı. Çalı onu içeri çağırdı, eline kurabiyesini verdi. Annesi arabadan seslendiğinde çocuk çoktan kurabiyesini almıştı.
Marinaya Bağlı Deniz Ambulansı
Çalı’nın özellikle üzerinde durduğu bir proje daha var. Milta Bodrum Marina, Bodrum Deniz Kurtarma Derneği’ne ait “Yaşam” adlı deniz ambulansının ana sponsoru. Ambulans marinaya bağlı görev yapıyor. Çalı’ya göre bu, Türkiye’nin ilk ve tek tam donanımlı, ücretsiz deniz ambulansı hizmeti ve dünyada da ilk örneklerden biri.
Bodrum Boat Show: “Uzun Yıllar Hayal Ettiğimiz Bir Oluşum”
Sohbet doğal olarak fuara geldi. Doğruyol için Bodrum Boat Show sıradan bir organizasyon değil:
“Başka boat show’ları gezdiğimizde, bunun en güzel yapılabileceği yerlerden birinin Bodrum ve bu liman olduğunu hep düşünürdük. Başka yerlerde havalimanının yanında kapalı bir alana gidiyorsunuz; tekneler karaya çekilmiş, yapay bir ortam. Burada ise doğal bir ortam var: Tekneler önünüzde, standlar arkanızda, yeme içme mekânları hemen yanınızda.”
Bunu kurmanın kolay olmadığını da ekledi:
“Kapalı alanda kirayı verirsiniz, iş biter. Burada para vererek çözülebilecek bir şey değil. Belediyenin, Deniz Ticaret Odası’nın, tekne sahiplerinin, esnafın; herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor.”
Doğruyol, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile İMEAK Deniz Ticaret Odası Bodrum Şube Başkanı Orhan Dinç’in bu işe verdiği desteği, beş yıllık çabayı ve ED Fuarcılık ile yürütülen üç yıllık hazırlığı anlattı:
“Son dakikaya kadar olur mu olmaz mı diye inanamadılar. Geçen yıl bir ilkti ve başarıldı. Bundan sonrası kartopu gibi büyüyecek. En güzeli, sektördeki tüm paydaşların ve denize gönül verenlerin artık buna inanması.”
Doğruyol’a göre bu yıl hem stand hem tekne için yer bulamayanlar var. Açılış günündeki yağmur bile havayı bozmadı. Öğleden sonra güneş açtı, herkes birbirine sarıldı.
Akince ise fuarın Bodrum’a katkısını öne çıkardı. Ekim’in ikinci haftasından sonra yapılan fuar sezonu uzatıyor ve esnafın yüzünü güldürüyor. Akince ilerleyen yıllarda restoranlardan taksilere kadar fuar haftasına özel indirim ve kampanyalar görmeyi bekliyor. Benim gözlemim de aynı yönde: Yakın çevredeki esnaf, ağustosta yapamadığı işi fuar haftasında yaptı.
Doğruyol için fuarın bir de kişisel yanı var:
“Marina yılın 365 günü bizi buraya bağlıyor, hiçbir yere gidemiyoruz. Uzun yıllardır görmediğimiz arkadaşlarımızı burada görüyoruz. Standları gezdikçe sektörde neler olduğunu takip etme fırsatı buluyoruz.”
Limanın Sınırı 70 Metre
Süperyat talebi artarken kapasitenin genişleyip genişlemeyeceğini sordum. Cevap net: Marinada tekne boyu sınırı 70 metre ve bu sınır artırılmayacak. Geçmişte 76 metrelik bir tekne bağladıklarını hatırlatan Akince, daha büyük teknelerin liman trafiğinin güvenliğini riske atabileceğini söyledi. Karşıdaki feribotlar ve belediyenin T-iskelesi nedeniyle bu yönde bir yatırım düşünülmüyor.
Kalkarken Doğruyol’un Akince’ye dönüp söylediği söz aklımda kaldı:
“İnsanlar zor bir dönemden geçiyor. Burası ortamı yumuşatıyor. Herkes birbirine sarılıyor, gülüyor.”
