Cuma, Ekim 30, 2026
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Yat & Marina
  • Yat Magazin
  • Yat Mevzuatı
  • Tersaneler
  • Marinalar
    • Marina Rehberi
    • Marina Haberleri
    • Marina Bilgi Formu
  • Etkinlikler
  • Yatlar
  • Yat Teknik / Bakım
No Result
View All Result
Yat Marina
  • Yat & Marina
  • Yat Magazin
  • Yat Mevzuatı
  • Tersaneler
  • Marinalar
    • Marina Rehberi
    • Marina Haberleri
    • Marina Bilgi Formu
  • Etkinlikler
  • Yatlar
  • Yat Teknik / Bakım
No Result
View All Result
Yat Marina
No Result
View All Result
Home Yat ve Marina Haberleri

Doğu Akdeniz’de Deniz Sınırları Değişiyor mu? Türkiye-Libya Anlaşmasına Karşı Yunanistan ve Mısır’dan Ortak Hamle

Libya Meclisinin Türkiye ile 2019 mutabakatını onaylamasının ardından Yunanistan ve Mısır, 2020 tarihli deniz yetki alanları anlaşmalarını Kıbrıs yönüne genişletmeyi görüşüyor. Doğu Akdeniz haritası nasıl etkilenebilir?

23 Ekim 2026
in Yat ve Marina Haberleri
0 0
A A
0
Doğu Akdeniz’de Deniz Sınırları Değişiyor mu? Türkiye-Libya Anlaşmasına Karşı Yunanistan ve Mısır’dan Ortak Hamle

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasının ardından Yunanistan ve Mısır, Doğu Akdeniz’deki mevcut deniz sınırlarını Kıbrıs yönünde genişletmek için görüşmelere hazırlanıyor. İki ülkenin girişimi özellikle Rodos ve Meis çevresindeki deniz alanlarını yeniden tartışmaya açarken Türkiye, Libya, Yunanistan ve Mısır’ın bölgedeki hak iddialarını da karşı karşıya getiriyor. Son dört günde yaşanan gelişmeler, enerji arama faaliyetlerinden denizaltı kablolarına kadar birçok alanı ilgilendiren yeni bir diplomatik sürecin başlangıcı olabilir.

Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları konusunda 2019 yılından bu yana devam eden anlaşmazlık yeni bir aşamaya girdi. Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, daha önce karşı çıktığı Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını 20 Ekim 2026’da onayladı. Bu kararın ardından Yunanistan ve Mısır, 2020 yılında imzaladıkları münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasını doğuya doğru genişletme seçeneğini görüşmeye başladı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati arasında 22 Ekim’de gerçekleştirilen görüşmede mevcut deniz sınırlandırmasının Kıbrıs yönüne doğru genişletilmesi ele alındı. İki ülke, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile yapılan anlaşmayı onaylamasına yönelik itirazlarını da yineledi.

Solfix Solfix Solfix

23 Ekim’de Yunanistan’dan gelen bilgiler ise görüşmelerin coğrafi kapsamına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya koydu. İki ülkenin, 2020 anlaşmasının doğu sınırını oluşturan 28. meridyenin ötesindeki deniz alanlarında yeni bir sınırlandırma yapma olasılığını değerlendirdiği bildirildi.

Henüz yeni bir sınırlandırma anlaşması imzalanmadı ve tarafların üzerinde çalışacağı koordinatlar açıklanmadı. Bununla birlikte son gelişmeler, Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya ve Yunanistan-Mısır anlaşmaları etrafında şekillenen deniz yetki alanları tartışmasını yeniden bölgesel diplomasinin merkezine taşıdı.

Son dört günde tam olarak ne oldu?

Doğu Akdeniz’deki yeni diplomatik hareketlilik, 20 Ekim’de Libya’nın Bingazi merkezli Temsilciler Meclisinde alınan kararla başladı. Türkiye, Yunanistan ve Mısır’dan gelen açıklamalarla dört gün içinde birbirini izleyen gelişmeler yaşandı.

20 Ekim: Libya Temsilciler Meclisi Türkiye anlaşmasını onayladı

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını oybirliğiyle kabul etti. Meclis, aynı oturumda 2020 yılında anlaşmanın onaylanmasını reddeden önceki kararını da yürürlükten kaldırdı.

Oylamada ayrıca Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören 2020 tarihli karar kaldırıldı. Böylece Libya’nın doğusundaki parlamento, 2019’da Trablus merkezli yönetim tarafından imzalanan mutabakata yönelik tutumunu değiştirmiş oldu.

20 Ekim: Türkiye kararı memnuniyetle karşıladı

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin kararından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Bakanlık, 2019 yılından beri yürürlükte bulunan mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun olduğunu savundu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Libya’daki siyasi ve askerî temsilcilerle temaslarda bulundu. Ankara, Libya’nın doğusundaki meclisin kararını iki ülke arasındaki iş birliğinin devamı bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

20–21 Ekim: Yunanistan itirazını yineledi

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin onay kararının Türkiye-Libya mutabakatına yönelik hukuki itirazlarını değiştirmediğini açıkladı. Atina, anlaşmanın özellikle Girit ve diğer Yunan adalarının deniz yetki alanlarından kaynaklanan haklarını dikkate almadığını savundu.

21 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Libya Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Türkiye, mutabakatın yürürlükte olduğu yönündeki tutumunu sürdürdü.

22 Ekim: Yunanistan ve Mısır yeni sınırlandırmayı görüştü

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdulati arasında telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede iki ülkenin 2020 yılında imzaladığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasının doğuya doğru genişletilmesi ele alındı.

Yunanistan ve Mısır, Türkiye-Libya mutabakatına yönelik itirazlarını yinelerken olası yeni sınırlandırmanın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde gerçekleştirileceğini savundu.

22 Ekim: Libya Meclisi Başkanından açıklama geldi

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Salihin Abdunnebi, Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları mutabakatının diğer ülkelerin çıkarlarına zarar vermediğini söyledi. Abdunnebi, anlaşmayı Libya’nın egemenlik hakları ve ekonomik çıkarları çerçevesinde değerlendirdi.

23 Ekim: Görüşmelerin coğrafi kapsamı belirginleşti

Yunanistan’da yayımlanan yeni bilgiler, Atina ve Kahire’nin mevcut anlaşmanın doğu ucunun ötesinde kalan deniz alanları için teknik görüşmelere başlama konusunda prensipte uzlaştığını ortaya koydu.

Görüşmelerin, Rodos çevresinden başlayarak Meis ve Kıbrıs yönüne uzanan coğrafyayla bağlantılı olması bekleniyor. Ancak henüz üzerinde anlaşmaya varılmış yeni bir sınır çizgisi bulunmuyor.

Haritada ne değişebilir?

Doğu Akdeniz’deki tartışmanın merkezinde Türkiye’nin güney kıyıları, Girit’in güneyi, Rodos ve Meis adaları ile Mısır ve Libya’nın kuzey kıyıları arasında kalan deniz alanları bulunuyor.

Türkiye ve Libya’nın 2019’da imzaladığı mutabakat, iki ülke arasında Akdeniz’deki belirli bir deniz yetki alanı sınırını koordinatlarla tanımlıyor. Yunanistan ve Mısır ise 2020 yılında kendi aralarında ayrı bir münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması imzaladı.

Bu iki anlaşmanın dayandığı deniz yetki alanı iddiaları bazı bölgelerde birbiriyle çatışıyor. Türkiye, Yunanistan-Mısır anlaşmasının kendi kıta sahanlığı olarak bildirdiği alanlarla örtüştüğünü savunurken Yunanistan, Türkiye-Libya mutabakatının Girit ve diğer Yunan adalarının haklarını dikkate almadığını ileri sürüyor.

28. meridyen neden önemli?

Yunanistan ve Mısır’ın 6 Ağustos 2020’de imzaladığı anlaşma, yaklaşık olarak 26. ve 28. doğu meridyenleri arasındaki deniz alanını kapsıyor. Bu sınırlandırma, Girit’in güneyi ile Rodos’un batısındaki deniz alanlarıyla bağlantılı.

28. doğu meridyeni Rodos Adası’ndan geçiyor. Türkiye’nin Kaş ilçesinin karşısındaki Meis Adası ise bu meridyenin doğusunda bulunuyor.

Yunanistan ve Mısır’ın yeni görüşmelerinde 28. meridyenin doğusuna geçilmesi, daha önce iki ülke arasında sınırlandırılmamış deniz alanlarının ele alınması anlamına geliyor. Böyle bir durumda Rodos ve Meis’in sınırlandırmaya nasıl etki edeceği, müzakerelerin önemli başlıklarından biri hâline gelebilir.

Yeni sınırlandırmanın Kıbrıs yönünde ilerlemesi ihtimali de bu nedenle önem taşıyor. Doğu Akdeniz’in bu bölümünde Türkiye’nin kıta sahanlığına ilişkin hak iddialarıyla Yunanistan ve Kıbrıs’ın yaklaşımları arasında uzun süredir görüş ayrılıkları bulunuyor.

Türkiye’nin deniz yetki alanları etkilenebilir mi?

Yunanistan ve Mısır’ın yeni bir sınırlandırma anlaşması imzalaması durumunda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hak iddia ettiği bazı deniz alanlarıyla örtüşen bölgeler ortaya çıkabilir. Ancak bunun kapsamı, üzerinde anlaşılacak sınır çizgisinin koordinatlarına bağlı.

Türkiye, 2020 yılında Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan anlaşmaya karşı çıkarak söz konusu sınırlandırmanın kendi kıta sahanlığı olarak bildirdiği alanları etkilediğini açıklamıştı.

Yeni görüşmelerin doğuya doğru ilerlemesi, Türkiye’nin güney kıyıları ile Rodos ve Meis’in karşılıklı coğrafi konumlarının sınırlandırmaya nasıl yansıtılacağı konusundaki anlaşmazlığı yeniden gündeme taşıyabilir.

Buna karşılık Yunanistan ve Mısır arasında yeni bir anlaşma imzalanması, diğer ülkelerin de söz konusu sınırı kabul ettiği anlamına gelmeyecek. Karşılıklı hak iddialarının bulunduğu alanlarda hukuki ve diplomatik anlaşmazlıklar devam edebilecek.

Türkiye-Libya anlaşması neden yedi yıldır tartışılıyor?

Türkiye ile Libya’nın Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti, 27 Kasım 2019’da İstanbul’da deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını imzaladı. Anlaşma, Akdeniz’de iki ülkenin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarını belirli koordinatlar üzerinden tanımlıyor.

Mutabakat 8 Aralık 2019’da yürürlüğe girdi ve 11 Aralık’ta Birleşmiş Milletler’e tescil ettirildi. Türkiye, anlaşmanın Akdeniz’deki kıyı uzunlukları, ülkelerin coğrafi konumları ve hakkaniyet ilkeleri dikkate alınarak hazırlandığını savunuyor.

Yunanistan ise Türkiye ve Libya arasında belirlenen sınırın Girit, Rodos ve diğer Yunan adalarının deniz yetki alanlarını dikkate almadığı görüşünde. Atina yönetimi, adaların da kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturabileceğini belirterek mutabakata karşı çıkıyor.

Bu görüş ayrılığı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmasının temelini oluşturuyor. Ancak uyuşmazlık yalnızca adaların deniz yetki alanına sahip olup olmadığıyla sınırlı değil. Karşılıklı kıyıların bulunduğu bir coğrafyada deniz sınırının nasıl çizileceği ve adalara ne ölçüde etki tanınacağı da tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Libya’nın doğusundaki meclisin onayı neden önemli?

Libya’da 2019 mutabakatının imzalandığı dönemde ülkenin doğusu ve batısında farklı siyasi yönetimler bulunuyordu. Trablus merkezli yönetim anlaşmayı Türkiye ile imzalarken doğudaki Temsilciler Meclisi bu anlaşmaya karşı çıkmıştı.

Meclisin 2020 yılında aldığı kararlar, Türkiye ile yapılan mutabakatların onayının reddedilmesini ve Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesini içeriyordu. Böylece anlaşma, Libya’nın kendi içindeki siyasi bölünmenin de başlıca tartışma konularından biri hâline gelmişti.

20 Ekim 2026’daki oylama bu durumu değiştirdi. Bingazi merkezli meclis, 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatını oybirliğiyle kabul ederken önceki ret ve ilişkilerin kesilmesi kararlarını da kaldırdı.

Bu karar, Türkiye açısından Libya’nın doğusundaki siyasi kurumlarla ilişkilerin gelişmesi bakımından önem taşıyor. Daha önce karşı çıkan bir parlamentonun mutabakatı kabul etmesi, anlaşmanın Libya içindeki siyasi dayanağını genişletiyor.

Bununla birlikte parlamento onayı, Türkiye-Libya anlaşmasına karşı çıkan üçüncü ülkelerin hukuki itirazlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Yunanistan ve Mısır’ın son açıklamaları, bu görüş ayrılığının devam ettiğini ortaya koyuyor.

Yunanistan ve Mısır neden 2020’de anlaşmıştı?

Yunanistan ve Mısır, Türkiye-Libya mutabakatının imzalanmasından yaklaşık sekiz ay sonra, 6 Ağustos 2020’de Kahire’de münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasını imzaladı.

Anlaşma, iki ülkenin karşılıklı kıyıları arasındaki deniz alanlarının belirli bir bölümünü kapsıyordu. Ancak sınırlandırma, Yunanistan ile Mısır arasındaki olası deniz sınırının tamamını belirlemiyordu. Doğu ve batı uçlarında ileride yapılabilecek görüşmeler için alan bırakılmıştı.

Bu nedenle 2026 yılında gündeme gelen genişletme girişimi tamamen yeni bir hukuki süreç değil. İki ülkenin 2020’de sınırlandırmadığı deniz alanları üzerinde müzakerelerin ilerletilmesini amaçlıyor.

Mısır’ın tutumu neden belirleyici?

Yeni sınırlandırma görüşmelerinin sonucunu belirleyecek unsurlardan biri Mısır’ın yaklaşımı olacak. Çünkü Yunanistan’ın deniz yetki alanlarına ilişkin talepleri ile Mısır’ın bölgesel ekonomik ve diplomatik çıkarları her konuda aynı noktada buluşmak zorunda değil.

Yunan basınında 23 Ekim’de yayımlanan bilgilere göre Mısır, geçmişte deniz sınırını daha doğuya taşıma konusunda isteksiz davranmıştı. Bu yaklaşımın nedenleri arasında Türkiye ile yeni bir gerilim yaşamak istememesi de gösteriliyordu.

Yunanistan ve Mısır’ın şimdi görüşmeleri ilerletmeye hazırlanması, söz konusu konunun yeniden müzakere masasına taşındığını gösteriyor. Bununla birlikte Mısır’ın Rodos ve Meis çevresindeki sınırlandırma konusunda Yunanistan’ın bütün taleplerini kabul ettiğine ilişkin bir açıklama yapılmış değil.

İki ülkenin üzerinde uzlaşabileceği yeni sınırın uzunluğu, başlangıç ve bitiş noktaları ile adalara tanınacak etki, teknik görüşmelerin sonucuna bağlı olacak.

Uluslararası hukukta kim neyi savunuyor?

Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlığın anlaşılabilmesi için karasuları, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı arasındaki farkın da bilinmesi gerekiyor.

Karasuları, kıyı devletinin egemenliğinin bulunduğu deniz alanını ifade ediyor. Münhasır ekonomik bölge ise başta canlı ve cansız doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi olmak üzere kıyı devletine belirli ekonomik haklar tanıyor. Kıta sahanlığı hakları da deniz yatağı ve toprak altındaki doğal kaynaklarla ilgili.

Bu nedenle ülkeler arasında münhasır ekonomik bölge sınırının belirlenmesi, söz konusu alanın karasuyuna dönüşmesi anlamına gelmiyor. Aynı şekilde yeni bir ekonomik bölge sınırlandırması, diğer devletlerin bütün seyrüsefer haklarını ortadan kaldırmıyor.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 74. ve 83. maddeleri, kıyıları karşılıklı veya bitişik olan devletlerin münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı sınırlarını uluslararası hukuka uygun, hakkaniyetli bir sonuca ulaşacak şekilde anlaşmayla belirlemesini öngörüyor.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf değil. Buna karşılık deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında uluslararası hukuk, coğrafi koşullar ve hakkaniyet ilkelerinin uygulanması gerektiğini savunuyor.

Yunanistan ve Mısır ise deniz hukukuna ilişkin değerlendirmelerinde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni esas alıyor. Yunanistan, Girit, Rodos ve Meis gibi adaların deniz yetki alanlarının sınırlandırmada dikkate alınması gerektiğini ileri sürüyor.

Uluslararası deniz hukukunda adaların deniz yetki alanı oluşturabilmesi ile belirli bir sınırlandırmada ne ölçüde etki sahibi olacağı ayrı değerlendirmeler gerektiriyor. Bu nedenle Doğu Akdeniz’deki uyuşmazlık, yalnızca adaların varlığı üzerinden değil, bütün kıyıların coğrafi konumları ve sınırlandırmanın koşulları üzerinden değerlendiriliyor.

Birleşmiş Milletler’e tescil edilmesi ne anlama geliyor?

Türkiye-Libya anlaşması 2019’da, Yunanistan-Mısır anlaşması ise 2020’de Birleşmiş Milletler’e tescil ettirildi. Her iki anlaşmanın da BM anlaşmalar sicilinde kaydı bulunuyor.

Ancak BM’ye tescil edilmesi, anlaşmada belirlenen deniz sınırının bütün devletler açısından hukuken bağlayıcı olduğunun Birleşmiş Milletler tarafından karara bağlandığı anlamına gelmiyor. Tescil işlemi, anlaşmanın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlıyor.

Dolayısıyla Türkiye-Libya ve Yunanistan-Mısır anlaşmalarının BM sisteminde kayıtlı olması, tarafların birbirlerinin deniz yetki alanı iddialarını kabul ettiği anlamına gelmiyor. Hukuki ve diplomatik görüş ayrılıkları devam ediyor.

Yeni deniz sınırları denizcilik faaliyetlerini nasıl etkileyebilir?

Doğu Akdeniz’deki sınırlandırma tartışması çoğunlukla doğal gaz rezervleri ve enerji arama faaliyetleri üzerinden değerlendiriliyor. Ancak deniz yetki alanlarının belirlenmesi, bilimsel araştırmalardan denizaltı enerji hatlarına kadar çok sayıda ekonomik faaliyetle de bağlantılı.

Enerji arama ve sondaj faaliyetleri

Münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı sınırları, deniz yatağındaki petrol ve doğal gaz kaynaklarının araştırılması ve işletilmesi bakımından önem taşıyor. Deniz yetki alanları konusunda karşılıklı iddiaların bulunduğu bölgelerde yeni araştırma ruhsatları, sismik çalışmalar veya sondaj faaliyetleri diplomatik anlaşmazlıklara neden olabiliyor.

Yunanistan ve Mısır’ın yeni bir sınır çizgisi üzerinde anlaşması durumunda, bu çizginin mevcut enerji arama alanları ve Türkiye’nin hak iddia ettiği bölgelerle nasıl kesiştiği önem kazanacak. Ancak yeni koordinatlar açıklanmadığı için belirli bir enerji sahasının doğrudan etkileneceğini söylemek henüz mümkün değil.

Deniz araştırmaları ve bilimsel çalışmalar

Deniz tabanının incelenmesi, jeolojik ve jeofizik araştırmalar ile bilimsel amaçlı deniz çalışmaları da deniz yetki alanlarından etkilenebiliyor. Araştırmanın niteliğine ve gerçekleştirildiği alana bağlı olarak kıyı devletinin izni veya ülkeler arasında koordinasyon gerekebiliyor.

Özellikle birden fazla ülkenin hak iddia ettiği deniz alanlarında araştırma gemilerinin faaliyetleri diplomatik tartışmalara konu olabiliyor. Yeni sınırlandırmaların bu tür faaliyetler açısından nasıl bir sonuç doğuracağı, anlaşmanın coğrafi kapsamına ve ilgili ülkelerin tutumuna bağlı olacak.

Denizaltı kabloları ve enerji iletim projeleri

Doğu Akdeniz, Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki enerji ve telekomünikasyon bağlantıları bakımından önemli bir bölge. Denizaltı elektrik iletim hatları ve iletişim kabloları, farklı ülkelerin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge iddialarının bulunduğu deniz alanlarından geçebiliyor.

Uluslararası deniz hukukunda diğer devletlerin denizaltı kablosu döşeme özgürlükleri de korunuyor. Bununla birlikte kabloların güzergâhı, deniz yatağında yürütülecek çalışmalar ve ülkelerin yetki iddiaları bazı projelerde anlaşmazlığa neden olabiliyor.

Bu nedenle Doğu Akdeniz’de yeni bir deniz sınırlandırmasının yapılması, özellikle ihtilaflı alanlardan geçmesi planlanan altyapı projeleri açısından yeni hukuki ve diplomatik değerlendirmeler gerektirebilir.

Ticari gemiler ve yat turizmi

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ticari gemilerin veya yatların bir bölgeden geçişini kendiliğinden yasaklamıyor. Münhasır ekonomik bölge ile karasuları farklı hukuki rejimlere sahip olduğundan, ekonomik haklara ilişkin bir sınır değişikliği doğrudan seyrüsefer yasağı anlamına gelmiyor.

Bu nedenle Yunanistan ve Mısır’ın yeni sınırlandırma görüşmelerine başlaması, yatların Türkiye, Yunanistan veya Mısır kıyılarındaki marinalara giriş koşullarının değiştiği anlamına gelmiyor. Ancak bölgede ileride yaşanabilecek diplomatik veya operasyonel gelişmeler, denizcilik faaliyetlerinin planlanmasını dolaylı biçimde etkileyebilir.

Doğu Akdeniz’de bundan sonra ne olacak?

Yunanistan ve Mısır’ın 2020 anlaşmasını genişletmeye yönelik teknik görüşmelere başlaması beklenirken, yeni deniz sınırının nereden geçeceği henüz belli değil. Taraflar, olası sınırlandırmanın koordinatlarını veya üzerinde uzlaşılan bir haritayı kamuoyuna açıklamadı.

Önümüzdeki süreçte özellikle 28. meridyenin doğusunda yapılacak sınırlandırmanın kapsamı önem kazanacak. Rodos ve Meis’in sınırlandırmadaki etkisi, Türkiye’nin kıta sahanlığına ilişkin iddiaları ve Mısır’ın bu konulardaki yaklaşımı müzakerelerin başlıca konularını oluşturabilir.

Türkiye ise Libya Temsilciler Meclisinin 20 Ekim’deki kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, 2019 yılından beri yürürlükte bulunan mutabakatın iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini, Akdeniz’de istikrar ve iş birliği için çalışmayı sürdüreceğini bildirdi.

Yunanistan ve Mısır’ın yeni girişiminin bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, sonuçlanması hâlinde sınırın hangi koordinatlardan geçeceği ve Türkiye’nin buna nasıl karşılık vereceği henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Doğu Akdeniz’de son dört gün içinde yaşanan gelişmeler sonucunda yeni bir deniz sınırı çizilmedi. Ancak Libya’nın doğusundaki parlamentonun önceki tutumunu değiştirmesi ve Yunanistan ile Mısır’ın sınırlandırmayı genişletmek üzere diplomatik girişim başlatması, bölgedeki deniz yetki alanları tartışmasını yeniden canlandırdı.

Bundan sonraki gelişmeler, yalnızca dört ülke arasındaki diplomatik ilişkiler açısından değil, Doğu Akdeniz’deki enerji araştırmaları, denizaltı altyapı projeleri ve diğer denizcilik faaliyetleri bakımından da önem taşıyacak.

Tags: 28. meridyenBedir AbdulatiDeniz Hukukudeniz yetki alanlarıdenizaltı kablolarıDoğu AkdenizDoğu Akdeniz enerjiGiritHakan FidanKıbrıskıta sahanlığıLibyaManşetlerMEBMeisMısırmünhasır ekonomik bölgeRodosTürkiyeTürkiye-Libya anlaşmasıYorgos YerapetritisYunanistan
ShareSendShare

Kategoriler

  • Çevre
  • Etkinlikler
  • Kültür Sanat
  • Lüks Yat Tanıtımları
  • Marina Haberleri
  • Megayat
  • Milyarderler
  • Motoryat
  • Rotalar
  • Sağlık
  • Tersane Haberleri
  • Yat Magazin
  • Yat Mevzuatı
  • Yat Teknik / Bakım
  • Yat ve Marina Haberleri

Etiket

Akdeniz arama kurtarma Arel 7 Bilgin Yachts Bodrum Bosphorus Boat Show Denizcilik Deniz Güvenliği deniz kazası deniz turizmi Ege Denizi Feadship Fethiye graywolf Göcek Göcek koyları halit yukay lüks yat Lüks Yatlar Lürssen Manşetler marina marmara adası Marmara Denizi Marmaris mavi yolculuk mega yat Monaco Yacht Show Muğla Sahil Güvenlik Süperyat tersane Türkiye yat sektörü türk tersaneleri Türk yat sektörü Yalıkavak Yalıkavak Marina Yat Yat Fuarı yat haberleri yat kazası Yat Sektörü Yat Tasarımı Yat Turizmi yat üretimi

© 2026 YatMarina.com.tr - Yat, Yelkenli, Motoryat, Megayat Haberleri YatMarina. Yazılım ve Teknik Destek SosyalWebia.com

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Yat & Marina
  • Yat Magazin
  • Yat Mevzuatı
  • Tersaneler
  • Marinalar
    • Marina Rehberi
    • Marina Haberleri
    • Marina Bilgi Formu
  • Etkinlikler
  • Yatlar
  • Yat Teknik / Bakım

© 2026 YatMarina.com.tr - Yat, Yelkenli, Motoryat, Megayat Haberleri YatMarina. Yazılım ve Teknik Destek SosyalWebia.com