Cumhuriyet henüz üç yaşındayken Karadeniz Vapuru, Türkiye’nin üretimini, kültürünü ve yeni kimliğini Avrupa’ya tanıtmak için yüzer sergiye dönüştürüldü. 1926 yılında İstanbul’dan yola çıkan gemi, 12 ülkedeki 16 limanı ziyaret etti. Ürünlerin sergilendiği, konserlerin verildiği ve diplomatik görüşmelerin yapıldığı yolculuk, 100 yıl sonra Cumhuriyet’in denizcilik tarihindeki yerini hatırlatıyor.
Henüz üç yaşındaki Cumhuriyet’in Avrupa’ya açılan kapısı
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun ardından siyasi bağımsızlığını pekiştirirken ekonomik gücünü geliştirmeyi ve uluslararası ticarette yer edinmeyi de hedefliyordu. 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde yerli üretimin desteklenmesi ve Türk mallarının dış pazarlara açılması öncelikler arasındaydı.
Bu hedeflerden biri 1926 yılında alışılmışın dışında bir projeyle hayata geçirildi. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde üretilen mallar, sanat eserleri ve kültürel değerler bir vapurda bir araya getirilecek, gemi Avrupa limanlarına uğrayarak ülkeyi tanıtacaktı.
Yüzer sergi düşüncesinin geçmişi Osmanlı dönemine uzanıyordu. İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası, 1909 yılında Türk ürünlerini yabancı limanlara taşıyacak bir sergi gemisi fikrini değerlendirmiş ancak proje gerçekleştirilememişti. Cumhuriyet yönetimi bu düşünceyi uygulamaya koydu.
Bir yolcu vapuru sergi gemisine dönüştürüldü
Projenin hayata geçirilmesinde dönemin Ticaret Vekili Ali Cenani Bey rol oynadı. 1925 yılındaki Meclis görüşmelerinde Karadeniz Vapuru’nun seyyar sergiye dönüştürülmesini önerdi. Kamaralar katılımcılara ayrıldı, ambarlar sergi alanı olarak düzenlendi ve elektrik tesisatıyla donatıldı.
Türk üreticilerin ve tüccarların ürünlerini yabancı alıcılara doğrudan tanıtabilmesi amaçlandı. Gemi, bir ulaşım aracının ötesinde ticari bağlantıların kurulacağı, kültürel etkinliklerin düzenleneceği ve diplomatik heyetlerin ağırlanacağı hareketli bir sergi salonu haline geldi.
Karadeniz Vapuru’nun kaptanlığını Lütfi Topuz Bey üstlendi. Gemide denizcilerin yanında ticaret temsilcileri, sergi görevlileri, sanatçılar ve orkestra üyeleri bulunuyordu.
Atatürk, sergiyi hareketinden önce ziyaret etti
Mustafa Kemal Atatürk, Karadeniz Vapuru Avrupa seferine başlamadan önce sergiyi Mudanya’da ziyaret etti. Hazırlıkları inceleyen Atatürk, sergi defterine organizasyonu takdir eden bir değerlendirme yazdı.
Bu ziyaret, projenin yalnızca ticari bir faaliyet olarak görülmediğini gösteriyordu. Karadeniz Vapuru, Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık hedefinin yanında uluslararası ilişkilerdeki yeni yönelimini de temsil ediyordu.
Hollanda’da inşa edildi, Türkiye’nin tanıtım gemisi oldu
Karadeniz Vapuru’nun geçmişi Cumhuriyet’in kuruluşundan daha eskiye uzanıyordu. 1905 yılında Hollanda’da Wilis adıyla inşa edilen geminin ilk sahibi Rotterdamsche Lloyd şirketiydi. Gemi, uzun yıllar Hollanda’nın Güneydoğu Asya hatlarında hizmet verdi.
Türkiye tarafından 1924 yılında satın alınan vapura Karadeniz adı verildi. 130 metre uzunluğundaki buharlı gemi, Cumhuriyet’in ticaret filosuna katıldı. Sergi seferinden sonra İstanbul-Batum hattında da çalıştı; kullanım ömrünün sonunda hurdaya ayrılmak üzere İtalya’ya satıldı.
| Karadeniz Vapuru | Teknik bilgi |
|---|---|
| İnşa yılı | 1905 |
| İlk adı | Wilis |
| İnşa ülkesi | Hollanda |
| Uzunluğu | 130 metre |
| Genişliği | 15,51 metre |
| Gros tonajı | 4.731 |
| Makine gücü | 3.500 beygir |
| Tahrik sistemi | Buhar |
| İlk sahibi | Rotterdamsche Lloyd |
| Türkiye’ye katılışı | 1924 |
Türk halıları, tütün, çini ve lokum Avrupa limanlarında
Serginin temel amacı Türkiye’de üretilen malları yabancı alıcılara tanıtmaktı. Anadolu’nun farklı bölgelerinden getirilen tarım ürünleri, dokumalar, el sanatları ve sanayi ürünleri gemide sergilendi. Pamuk, tütün, fındık, incir, üzüm, zeytin, bal ve gül yağı gibi ürünlerin yanında halılar, çiniler ve işlemeler de bulunuyordu.
Özellikle Londra ziyaretinde Türk tütünleri, buğday ve çeşitli süs eşyaları ilgi gördü. Celil Bozkurt’un Belleten’de yayımlanan araştırmasında aktarıldığına göre İbrahim Paşa ve Mahdumları firmasına 1,5 milyon liralık sipariş verildi. Hacı Bekir ürünleri ve Türk tütünleri de alıcı buldu.
Sergi yalnızca ürünlerin gösterildiği bir organizasyon olmadı. Türk üreticiler, yabancı tüccarlar ve ziyaretçiler arasında ticari bağlantılar da kuruldu.
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası da gemideydi
Karadeniz Vapuru’nu diğer ticari seferlerden ayıran özelliklerden biri, müziğin ve sanatın tanıtım programına dahil edilmesiydi. Dönemin Riyaset-i Cumhur Orkestrası’ndan 47 müzisyen yolculuğa katıldı ve uğranılan limanlarda konserler verdi.
Amsterdam’da gemide ve kentte düzenlenen konserler ilgi gördü. Hamburg’daki konseri yaklaşık 8 bin kişi dinledi. Helsinki ve Kopenhag’da Türk marşlarıyla ev sahibi ülkelerin marşları seslendirildi.
Gemide düzenlenen davetler ve balolar da kültürel diplomasinin parçasıydı. Avrupalı diplomatlar, yöneticiler, tüccarlar ve basın temsilcileri vapurda ağırlandı. Sergide görev yapan Türk kadınları da ziyaretçilerle doğrudan temas ederek Cumhuriyet’in toplumsal değişimini temsil etti.
86 gün 22 saat süren Avrupa yolculuğu
Karadeniz Vapuru, 12 Haziran 1926’da başlayan seferini 5 Eylül 1926’da İstanbul’da tamamladı. Akdeniz, Atlantik, Manş Denizi, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi üzerinden 12 ülkenin 16 limanına uğradı. Yolculuğun önemli durakları arasında Bona, Barselona, Le Havre, Londra, Amsterdam, Hamburg, Stockholm, Helsinki, Leningrad, Kopenhag, Anvers, Marsilya, Cenova ve Napoli bulunuyordu.
Belleten araştırmasına göre gemi, 86 gün 22 saatlik seyahatte 9.996 mil katetti. Bunun 40 gün 16 saati seyirde, 46 gün 6 saati limanlarda geçti. Sergiyi yaklaşık 65 bin kişinin ziyaret ettiği kaydedildi.
Karşılanma ve ticari ilgi limandan limana değişti. Londra ve Amsterdam’da yoğun ilgi gören sergi, bazı şehirlerde beklenen sonucu vermedi. Leningrad’da ise sıkı güvenlik önlemleri ziyaretleri ve faaliyetleri sınırladı.
Gemi 5 Eylül’de Galata Rıhtımı’na döndüğünde halk tarafından karşılandı. Sergi vapuru daha sonra üç gün boyunca Türkiye’deki ziyaretçilere açıldı.
Cumhuriyet’in deniz üzerinden kurduğu diplomasi
Karadeniz Vapuru’nun Avrupa seferinde ekonomik ve diplomatik hedefler bir araya geldi. Genç Cumhuriyet bir yandan üreticilerinin dış pazarlara ulaşmasını, diğer yandan kültürel birikimini yabancı kamuoyuna anlatmayı amaçladı.
Sabit bir sergi salonundan farklı olarak vapur, ürünleri doğrudan yabancı limanlara götürebiliyor, ziyaretçileri aynı mekânda ağırlayabiliyor ve resmi görüşmelere ev sahipliği yapabiliyordu. Böylece limanlar, ticari faaliyetlerin yanında kültürel ilişkilerin de kurulduğu alanlar haline geldi.
100 yıl sonra Karadeniz Vapuru’nun mirası
Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümü, Karadeniz Vapuru’nun Avrupa yolculuğunun 100. yılına denk geliyor. 1926 yılında Türkiye, kendisini dünyaya anlatmak için bir yolcu vapurunu sergi gemisine dönüştürdü; Anadolu’dan gelen ürünler, sanatçılar ve ticaret temsilcileri aynı güvertede buluştu.
Karadeniz Vapuru artık denizlerde değil. Ancak yolculuğu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında denizciliğin yalnızca ulaşım ve ticaret için değil, ülkenin uluslararası tanıtımı ve kültürel ilişkileri için de kullanıldığını gösteriyor.
