“Marina karşısına demir atıp tesisin tamirini beklediler”
Boratav, söyleşiden 10 gün önce Hisarönü’nde yaşanan tabloyu anlattı. Boratav’ın aktardığına göre bölgede düzenli çalışan sadece iki atık alım noktası var. Bir marina bir de atık alım teknesi. Marina tesisinin bozulduğunu bildirerek atık almayı bıraktı, atık alım teknesi de aynı dönemde hizmet veremedi.
Bu durumun 5-6 gün sürdüğünü belirten Boratav, yakından tanıdığı denizcilerin marina karşısına demir atıp tesisin tamirini beklediğini söyledi. Bazı denizcilerin gerektiğinde Sahil Güvenlik’e göstermek üzere marinadan “tesis bozuk olduğu için atık alınamamaktadır” yazısı aldığını aktardı.
Alternatiflerin uzaklığına da dikkat çekti: Datça’ya gitmek 4 saat, Bozburun’a gitmek 4-5 saat. “Yani şimdi iş mi bu?” diye sordu.
Tesislerin yarısı güzergâh dışında
Mavi Kart uygulamasının başladığı dönemde Muğla kıyılarında yaklaşık 40 atık alım tesisi ve 12 atık alım teknesi bulunduğunu belirten Boratav, bugün tekne sayısının 25 tesis sayısının 70 civarına çıktığını söyledi. Rakamları kaba tahmin olarak verdiğini kaydetti.
Boratav’a göre o gün de bugün de asıl sorun sayıda değil, konumda: “Mavi yolculuk güzergahında atık alımı yapan tesis ve teknelerin oranı %50, gerisi Bodrum, Marmaris ve Fethiye’nin marinaları; Güllük Limanı, Bodrum Yarımadası, Marmaris Liman bölgesinde çalışan tekneler.”
Mavi yolculuk tekneleri için bu marina ve teknelerin bir seçenek olmadığını; Bodrum’dan çıkan bir teknenin Hisarönü’ne ya da Gökova’nın dibine gittiğini anlattı. Gökova’nın dibinden Bodrum marinalarına 50-60 mil mesafe bulunduğunu belirterek “Ne yapacak, 60 mil geri dönüp atık mı verecek? Yani öyle bir şans yok” dedi.
Bugünkü atık alım kapasitesini “son derece düşük, komik seviyelerde düşük” diye tanımladı.
ABD’de her ponton ucunda bir ünite, hepsi ücretsiz
Boratav, ABD’deki uygulamayı bir karşılaştırma olarak aktardı. Bir marinaya girdiğinizde her ponton ucunda bir atık alım ünitesi bulunduğunu, teknenin kendi yerine yanaşabildiği gibi doğrudan üniteye bağlanıp atığını verebildiğini söyledi.
Bu altyapının nasıl kurulduğunu da anlattı: Temiz Sular Sözleşmesi çerçevesinde yıllarca her yıl 25-30 milyon dolar hibe fonu aktarıldı; nehirlere, göllere, Meksika Körfezi’ne ve en yoğun biçimde Florida’ya atık alım üniteleri kuruldu. Boratav’a göre bu üniteler ücretsiz çalışıyor.
“Beton iskeleye kendi başınıza yanaşıyorsunuz”
Boratav, Türkiye’deki tabloyu Göcek üzerinden anlattı. Tanıtım filmlerindeki görüntüyle sahadaki durumun örtüşmediğini söyledi: “Filmlerde beyaz gömlekli bir görevlinin hortumla tekneye geldiği, beyaz kolalı gömlekli bir profesyonel denizcinin de mutlulukla denizlerin temizlendiğini söylediği bir sahne var.”
Gerçeği ise şöyle tarif etti: “Birkaç yıl önceye kadar, Göcek’te atık alımı için marinanın tesisine yanaştığınızda tekneniz çizilmesin diye dokuz takla atmak zorundaydı. Beton bir iskeleye, yani bir ilaç için bir tahta ya da kauçuk bir koruyucu bile konulmamış bir iskeleye yanaşıyorduk. Biraz da rüzgar çıksa başınız belaya giriyordu. Şimdi Göcek’e çok yatırım yapıldı, belki düzelmiştir. Görmedim.”
Altyapı yok, yasak var, bir de inanılmaz cezalar. 2026 yılı atık verdiğini belgeleyememe cezası 419 bin lira.
Boratav’ın önerileri: Altyapı, 6 mil kuralı, koylarda sıfır tolerans
Tek bir düzenleme yapma yetkisi olsa ne yapacağı sorulan Boratav, çok yönlü bir çalışma gerektiğini belirterek üç başlık sıraladı.
Birincisi atık alım imkânlarının geliştirilmesi. Boratav, tıpkı TÜÇA’nın Göcek’te planladığı atık alım tekneleri gibi gerekirse Çevre Bakanlığı’nın kendisinin de karasal atık alım tesisleri kurabileceğini söyledi.
İkincisi kıyıdan 6 mil açıkta özel tekneler ve ticari yatlar için deşarj serbestliğini düzenleyen eski kuralın geri getirilmesi… Boratav, kıyı yapısı, derinlik ve akıntı özelliklerine göre 3 ya da 6 mil açıkta 200-300 litrelik bir deşarjın deniz kirliliği açısından kayda değer etki taşımadığını savundu: “Buna izin verilirse bence kıyıların denizciler tarafından kirletilmesine yönelik sorunların önemli bir kısmı hallolmuş olur.”
Üçüncüsü denizcilere düşen sorumluluk. Kapalı bölgelerde ve koylarda kesinlikle deşarj yapılmaması gerektiğini belirten Boratav, buna karşılık kamu idaresinin denetimi güçlendirmesini istedi. Kapalı koylara kamera konulabileceğini, dronla gözlem sistemleri kurulabileceğini ve ihlal durumunda en sert cezaların verilmesi gerektiğini söyledi.
