Kapasite Artmıyor, Talep Yükseliyor
Günlü’ye göre Türkiye’de marina sektörünü zorlayan temel başlıkların başında kapasite–talep dengesizliği geliyor. Yerli yat üretimi ve ihracatındaki artışa karşın marina kapasitesinin aynı hızda genişleyemediğini belirten Günlü, özellikle Ege ve Akdeniz’de bağlama yeri bulunabilirliğinin her geçen sezon daha da zorlaştığını ifade ediyor.
Kapasite artışının yavaş kalmasının arkasında ise uzun izin süreçleri ve yüksek yatırım maliyetleri bulunuyor. Bu dengesizlik, bağlama ücretlerini yukarı çekerken deniz turizminin gelişimini de sınırlıyor.
Maliyet Baskısı Rekabeti Zorluyor
Bağlama ücretlerindeki artışın yalnızca iç pazarı değil, uluslararası rekabeti de olumsuz etkilediğini belirten Günlü, bazı bölgelerde Türkiye’deki marina fiyatlarının Avrupa’daki marinalarla eşdeğer ya da daha yüksek seviyelere ulaştığını söylüyor.
Döviz kurunun serbest piyasa koşullarında oluşamaması ve TL bazlı enflasyonist fiyat artışlarının döviz bazında sert yükselişlere neden olduğunu vurgulayan Günlü, bu durumun Akdeniz çanağındaki Euro bölgesi marinalarla rekabeti zorlaştırdığını ifade ediyor.
Regülasyonlar ve Öngörülemezlik
Sektörü zorlayan bir diğer başlık ise mevzuat ve operasyonel değişiklikler. Marina hizmetlerine yüzde 20 KDV eklenmesi, kimlik bildirme zorunluluğu gibi düzenlemelerin işletmeler üzerinde doğrudan ekonomik ve operasyonel baskı yarattığını belirten Günlü, bu tür ani değişikliklerin hızlı adaptasyon ihtiyacı ve ek maliyetler doğurduğunu dile getiriyor.
Bu öngörülemezliğin hem yerli yatırımcıyı tedirgin ettiğini hem de yabancı yatçıların Türkiye planlarını olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Avrupalı Yatçı Neden Ayrılıyor?
Günlü’nün YatMarina.com.tr’ye yaptığı değerlendirmede dikkat çektiği en kritik noktalardan biri, Avrupalı yatçıların Türkiye’den Yunanistan ve Hırvatistan gibi ülkelere yönelmeye başlaması.
Bağlama hizmetlerine KDV uygulanmasının ardından barınma maliyetlerinin belirgin şekilde yükseldiğini belirten Günlü, bu süreçte birçok Avrupalı yatçının teknelerini komşu ülkelere taşıdığının gözlemlendiğini söylüyor. Bu ayrılışın, Türkiye açısından yalnızca marina gelirleri değil, deniz turizmi zincirinin tamamı açısından döviz kaybı anlamına geldiğini ifade ediyor.
Yeşil Dönüşüm Artık Zorunluluk
Akdeniz ve Ege havzasında marina işletmeciliğinin yeşil dönüşüm ve çevresel uyum ekseninde yeniden şekillendiğini belirten Günlü, enerji verimliliği, atık yönetimi ve çevre dostu uygulamaların artık rekabet avantajı değil, sürdürülebilirlik şartı haline geldiğini söylüyor.
Uyum sağlayamayan tesislerin orta vadede rekabet gücünü kaybetme ve yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Marinacılık “Bağlama”dan Ekosisteme Evriliyor
Günlü’ye göre marinacılık modeli yalnızca bağlama hizmeti sunmanın ötesine geçmiş ve deneyim merkezi haline gelmiş durumda. Teknik hizmetler, çekek alanları, sosyal ve ticari olanaklar ile bütüncül bir işletme yaklaşımı öne çıkıyor. Bu yaklaşım, hem destinasyon kalitesini yükseltiyor hem de marinaların ekonomik katma değerini artırıyor.
Uluslararası Temsil Zayıflıyor
Türkiye marinalarının altyapı ve hizmet kalitesi açısından rakiplere göre güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirten Günlü, bu potansiyelin uluslararası platformlarda yeterince ve doğru biçimde anlatılamadığını ifade ediyor.
Yurt dışı fuarlarının bu noktada kritik olduğunu vurgulayan Günlü, geçmişte sağlanan sınırlı desteklerin sona ermesiyle birlikte Türkiye’den bu tür organizasyonlara katılan firma sayısının giderek azaldığına dikkat çekiyor. Buna rağmen, Teos Marina olarak uluslararası fuarlarda Türkiye’yi temsil etmeye devam edeceklerini belirtiyor.




















































