Bodrum Boat Show’un kalenin yanı başına kurulan fuar alanında Çeşme Marina Genel Müdürü Toker Gürer ile bir araya geldik. Gürer, Çeşme’yi Ege’deki diğer marinalardan ayıran özellikleri, Yunanistan ile değişen ilişkiyi ve Bodrum’da yoğunlaşan süperyat trafiğinin Kuzey Ege’ye uzanma ihtimalini yatmarina.com.tr/’ye anlattı.
Tekne Sahibi Önce Lokasyonu Seçiyor
Gürer’e göre Ege’de tekne sahiplerinin marina tercihindeki en önemli kriterlerden biri lokasyon. Çeşme’yi diğer bölgelerden ayıran özellikleri şöyle sıraladı:
“Çeşme; ulaşım kolaylığı, güvenli yapısı ve günün her saatinde canlılığını koruyan sosyal yaşamıyla öne çıkıyor. Bölge yalnızca bir tekne bağlama noktası değil, aynı zamanda kendine özgü bir yaşam kültürüne sahip. Güçlü sosyal çevresi ve sunduğu olanaklarla tekne sahipleri için önemli bir çekim merkezi. Çeşme, kendinizi ait hissettiğiniz bir çevreniz olduğunda çok daha kıymetli bir yere dönüşüyor. İnsanlar burada sevdikleri restoranlarda, keyif aldıkları mekânlarda bir araya gelerek kendilerine özgü bir yaşam alanı oluşturuyor. Çeşme’yi özel kılan da bu sosyal bağlar ve insanların burada kurduğu yaşam kültürü.”
“Sakız Bizim Rakibimiz Değil”
Çeşme’nin karşı kıyısındaki Sakız Adası, Yunanistan ile ilişkinin en görünür halkası. Gürer adanın yakınlığını bir rekabet unsuru saymıyor, Çeşme’de sunulan deneyimin bir parçası görüyor:
“Sakız’ı, Çeşme destinasyonunun doğal bir parçası olarak görüyoruz. Misafirlerimiz 10 günlük bir seyir planladığında bunun iki-üç gününü Sakız’da geçirebiliyor. Biz bunu bir rekabet olarak değil, Çeşme’de sunduğumuz deneyimin bir parçası olarak görüyoruz. Tıpkı bir tatil sırasında müze veya sergi ziyaret etmek gibi, Sakız’a gitmek de bu destinasyonun sunduğu olanaklardan biri. Dolayısıyla Sakız bizim için bir rakip değil, Çeşme’yi daha cazip kılan unsurlardan biri.”
Fiyat Avantajı Azalıyor
Fiyat tarafında ise tablo farklı. Gürer, Türk lirasındaki gelişmelerin marinacılığa etkisine dikkat çekti:
“Son yıllarda Türk lirasının içinde bulunduğu durum, birçok sektörde olduğu gibi marinacılıkta da Türkiye’nin Avrupa karşısındaki fiyat avantajını azalttı. Türkiye’deki marinaların sunduğu hizmet kalitesi oldukça yüksek. Ancak geçmiş yıllarda sahip olduğumuz fiyat avantajının azalmasıyla birlikte Ege’deki diğer marinalarla rekabet etmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.”
Yunanistan ile Tersine Dönen Tablo
Çeşme Marina’nın ilk büyük doluluk dönemi de Yunanistan’a dayanıyor. Gürer, açılıştan birkaç yıl sonra Yunanistan’daki ekonomik kriz sırasında oradaki brokerların teknelerini Çeşme’ye getirdiğini anlattı. Marina, 2011-2012’den itibaren üç-dört yıl boyunca çok sayıda Yunan charter teknesini ağırladı.
Bugün akış ters yönde. Gürer bunu tek cümleyle özetledi: “Şimdi bizdeki tekneler Yunan’a gidiyor.”
Ortalama Tekne Boyu Büyüyor
Çeşme Marina 60 metreye kadar yatları kabul edebiliyor. Gürer, şu anda 40 metrenin üzerinde iki-üç teknenin bağlı durduğunu, bu sayının dönemden döneme değiştiğini söyledi.
Mevcut altyapıyla süperyat kapasitesini artırma imkânı bulunmuyor. Ancak talep profili değişiyor:
“2007-2008 yıllarında proje aşamasındayken Türkiye’de ortalama tekne boyu 11 metre civarındaydı. Bugün ise bu ortalama 15 metreye ulaşmış durumda. Özellikle son birkaç yılda 20 metre ve üzerindeki tekneler için bağlama taleplerinin arttığını gözlemliyoruz.”
Kuzey Ege’nin Süperyat Geleceği
Gürer, Kuzey Ege’de süperyat talebinin henüz sınırlı kaldığını, bu teknelerin daha çok güneyde konakladığını dile getirdi. Ona göre Bodrum bu yıl Akdeniz’de en yoğun süperyat trafiğini çeken noktalardan birine dönüştü ve bu hareketin bir kısmı kuzeye uzanmaya başladı. Gürer’in beklentisi net: “Verdiğimiz nitelikli hizmetle bu hareketi zamanla Kuzey Ege’ye çekeceğimizi düşünüyoruz.”
Çeşme ile Bodrum’un adının sık sık yan yana anıldığını hatırlatan Gürer, iki bölgenin farklı dinamiklerine dikkat çekti:
“Bodrum, yıllar içinde turizm, hizmet çeşitliliği ve sosyal yaşam açısından önemli bir gelişim gösterdi. Çeşme de kendine özgü kimliği ve sunduğu olanaklarla gelişimini sürdürüyor. İki destinasyonun birlikte anılması, Çeşme’ye yönelik beklentileri de yükseltiyor. Biz de bu beklentileri karşılamak ve misafir memnuniyetini artırmak için kalite çıtasını sürekli yükseltmeyi hedefliyoruz.”
“Denizdeki Fuar Daha Sıcak”
Gürer, Bodrum Boat Show’u değerlendirirken kara ve deniz fuarları arasındaki farka da değindi. İstanbul’daki fuarların daha geniş bir kapsama ulaştığını, dört-beş salonun dolduğu dönemler yaşandığını, ancak sektörün daralmasıyla bu tablonun küçüldüğünü hatırlattı. Kişisel tercihini ise denizden yana koydu:
“Denizi görmek, hissetmek, tekne sahibinin tekneyle denizin üzerinde temas etmesi motivasyonu büyütüyor. Tekne sahibinin gözündeki heyecanı görmek, bizim için pazarlamanın ötesinde bir anlam taşıyor.”
Fuara katılım amaçlarını ise şöyle anlattı:
“Fuara katılımımız yalnızca ticari hedeflerle sınırlı değil. Sektör paydaşlarıyla bir araya gelmek, mevcut ilişkileri güçlendirmek ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirmek açısından da önem taşıyor. Sektörümüzün önemli temsilcileriyle bir araya gelmeyi, yeni oyuncuları tanımayı ve sektördeki gelişmeleri yakından takip etmeyi önemsiyoruz. Bu tür organizasyonları, sektörün geleceğine dair fikir alışverişinde bulunmak ve iş birliklerimizi geliştirmek açısından değerli bir fırsat olarak görüyoruz.”
Fuarın kentin tam ortasında, kalenin dibinde kurulması da Gürer’e tanıdık geldi. Bu manzarayı, Çeşme Kalesi’nin karşısında yer alan kendi marinasına benzetti: “Bizim alışkın olduğumuz bir görüntü bu.”
Bodrum Boat Show’un beklentisini karşıladığını belirten Gürer, tekne alıcısıyla denizde kurulan temasın değerini şöyle anlattı:
“Tekne almayı düşünenler için bir tekneyi denizde görmek, yakından incelemek ve gerçek ortamında deneyimlemek oldukça önemli. Bu ortam, bizim de ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurmamıza ve daha samimi ilişkiler geliştirmemize olanak sağlıyor. Fuarlar yalnızca ticari sonuçlarıyla değil, yarattıkları etkileşim ve kurdukları bağlantılarla da çok değerli.”
