“Benim derdim başkalarının çaresi olsun”
Türk Deniz Kuvvetleri’nde 28 yıl görev yapan, SAT Komandosu olarak 1993’teki Lucky-S uyuşturucu operasyonunda ve 1996 Kardak Krizi’nde aktif rol üstlenen Ali Türkşen, emekliliğe giden yolu kendisi anlatıyor: “Yaşadığım süreçte uğradığım haksızlık sonrası haksızlıklarla mücadele şeklim benim için TSK’da yolun sonuna geldiğimin açık bir işaretiydi zaten. Hem FETÖ unsuru hakim, savcı ve emniyet görevlileri hem de sürece destek veren hükümet yetkililerine ilişkin yazdıklarım ve söylediklerim olayın bir boyutuydu. Öteki kısmı da uğradığımız haksızlıklara rütbe ve makamlarına göre tepki vermediklerini düşündüğüm komuta kademesiydi.”
Bu sürecin kendisinde bıraktığı izin ATAK Akademi’nin kuruluş felsefesine doğrudan yansıdığını vurguluyor: “Sanırım hep zihnimde, yaşadığım sıkıntılar başkalarının da başına gelirse bizlerin çektiklerini çekmesinler, yaşadıklarım birilerine tecrübe katmalı ki benim derdim başkalarının çaresi olsun anlayışı vardı. Emekli olduğumdan bu yana tüm söylemlerim, yazdıklarım, yaptıklarım da bu anlayışa uygun oldu.”
Emekliliğe giden süreçte ne yapacağını tam olarak bilmediğini de kabul ediyor: “Kurduğum hayal belirgin bir hedefi işaret etmiyordu. Doğayla iç içe olmak, aktif ve sportif bir hayat sürmek, deniz kıyısında ve denizle ilgili bir yaşam alanı yaratmak, cezaevinde beraber olduğum silah arkadaşlarımla yakın olmak gibi genel tarifler üzerine hayal kuruyordum. Sonuçta yolun sonu çok büyük tesadüfler eseri yelken dünyasına ve denize çıktı. 11 yıldır yaşadıklarıma bakınca iyi ki de bu yola çıkmış diyorum.”
Hayat okulu olarak yelken
Askeri kariyerden sivil eğitime geçişte yalnızca teknik bir uyarlama yapmadığını vurgulayan Türkşen, kendine özgü bir felsefe geliştirdiğini anlatıyor: “Ben kendimi yelken eğitmeni olarak görmekten ve teknemi yelken eğitim alanı haline getirmekten ziyade şöyle bir felsefe geliştirdim: eğitimlere gelen katılımcılara adeta bir hayat okulu olanağı oluşturmalı ve onlara bir yandan yelken öğretirken, denizin, doğanın keyfini sürmelerini sağlarken öte yandan deniz ortamından edindikleri tecrübelerle karadaki günlük yaşamlarını da kolaylaştıracak ipuçlarını vermeliyim.”
Kendi dönüşümünü de açıkça ortaya koyuyor: “Emekliliğimin ilk yıllarında daha askeri, sert ve komandovari bir yelken eğitimi söz konusuyken şimdilerde yaşımın da getirdiği olgunlukla eskiye göre daha fazla bilgi ve tecrübeyi daha az eziyetle yelkenseverlere aktarabiliyorum.”
Emniyet ile keyif arasındaki denge
Deniz ortamının kendine has disiplinini tarif eden Türkşen, eğitmenden beklenenin bu dengeyi kurabilmek olduğunu söylüyor: “Deniz yaşamının kendine has bir disiplini var. Dalga geçilecek bir ortam asla değil. Şartlar bir anda beklemediğiniz şekle bürünebiliyor.” Bununla birlikte sınırı da net çiziyor: “Emniyet adı altında katılımcıları çok fazla sıkarak deniz yaşamından alacakları keyfin de önüne geçmemek lazım. Bu denge ancak eğitmenin kendine güveni, tecrübesi ve liderlik yeteneğiyle sağlanabilir.”
30 yıllık TSK kültürünün bu dengeyi kurmada belirleyici olduğunu ekliyor: “Artık beraber yola çıkacağımız insanları çok kısa sürede tahlil eder oldum. Sonuçta herkes — buna ben de dahilim — keyif almak için denize çıkıyoruz.”
TYF ve IYT: iki sistem, tek hedef
ATAK Akademi hem Türkiye Yelken Federasyonu hem de International Yacht Training tarafından yetkilendirilmiş durumda. Türkşen, iki sistemi nasıl bir arada uyguladığını anlatıyor: “İlk defa denizle ve yelkenle tanışacak katılımcılar için başlangıçta TYF sistemini ve müfredatını esas alıyorum. Ardından IYT’ye ilişkin farkları ortaya koyuyorum. IYT yapısı gereği bazı konuları TYF müfredatına göre öne çekmiş. Dolayısıyla bu durum aslında katılımcı açısından avantaj. Kafaları karışmıyor.”
Yelkenin insana kattığı: sorumluluk ve kas hafızası

Yelkenin insanda bıraktığı en kalıcı izi Türkşen, sorumluluk bilinci olarak tanımlıyor: “Teknede sizden daha iyi bilen biri olmadan ve aileniz, dostlarınız yanınızdayken denize çıkana kadar gerçek anlamda bu sorumluluğu hissedemeyeceksiniz. O gün geldiğinde de mutlaka hazır olmalısınız ki emniyetle ayrıldığınız limana emniyetle geri dönebilesiniz.”
Erken yaşta denizle tanışmanın farkını ise kas hafızası kavramıyla açıklıyor: “Çok küçük yaşta denizle tanışan ve onunla nasıl uyum içinde hareket edebileceğini öğrenen ve bunu zihninde ve bedeninde refleks haline getiren bir gençle ileri yaşta bu ortama dahil olan birinden aynı seviyede beceri beklentisi içinde olmak çok anlamlı değil.” Bununla birlikte yetişkinlikte başlamanın da kendi değerini taşıdığını vurguluyor: “Yetişkinlerdeyse bu tamamen bilinçli bir seçim ki ötekine göre bir nebze daha kıymetli sanırım. Önemli olan her yaşta denizden keyif alabilmek.”
Kursiyerlere verdiği pratik tavsiyelerde de özgün bir yaklaşım sergiliyor: “Eğitim alma konusunda hep aynı kanala bağlı kalmayın. Konu aynı olsa bile her eğitmenin, her eğitim kurumunun farklı öğretim yaklaşımı olabilir. Bu size zenginlik kazandırır. Bunun dışında abrayabileceğiniz ebatta bir tekneyle kiralama yaparak mutlaka denize çıkın.”
“Denizci toplum olmak kıyı uzunluğuyla alakalı değil”
Türkiye’nin denizci toplum olup olamayacağı sorusuna Türkşen’in yanıtı serttir: “Türkiye gerçek anlamda denizci toplum haline gelemiyor, yakın gelecekte de gelebileceğini sanmıyorum. Maalesef bu acı gerçeği kabul etmek gerek. Denize kaç kilometre kıyınız olduğuyla da zerre alakası yok. Öyle olsaydı denize bir metre kıyısı olmayan Avusturya, Macaristan gibi ülkelerden olimpik yelkencilerin çıkmaması gerekirdi.”
Bu dönüşümün ancak devlet öncülüğünde mümkün olabileceğini vurgulayan Türkşen, siyasi yorum yapmaktan kaçınarak şunu ekliyor: “Bunun neden yapılmadığı ya da yapılamadığı konusunda siyasi bir söylem içinde olmak istemiyorum.”
“İyi ki kendimi denize emanet etmişim”
ATAK Akademi’nin 11 yılını değerlendiren Türkşen, bu maceranın kendisini de dönüştürdüğünü söylüyor: “ATAK Akademi benim için harika bir yol arkadaşlığını, değişimi, farklı karakterleri aynı ortamda birbirleriyle uyumlu halde var edebilmeyi, insanların yaşamlarında olumlu anlamda değişim yaratabilmeyi temsil ediyor. 11 sene önce başlayan bu maceranın beni de yolumuzun kesiştiği herkesi de iyicil anlamda değiştirdiğini gördüğümde iyi ki ATAK Akademi’yi kurmuşum, iyi ki kendimi denize emanet etmişim diyorum.”
Denizciliğe adım atmak isteyenlere mesajı ise kısadır: “Çekinme.”























































