D-Marin Türkiye Bölge Direktörü Can Akaltan, YatMarina.com.tr‘nin sorularını yazılı yanıtladı. Akaltan, değişen seyir alışkanlıklarını, Türkiye’nin marina kapasitesini, şirketin çevre yatırımlarını, yabancı yat ve yatırımcı ilgisini ve 2026 sonrası büyüme planlarını değerlendirdi.
Ağ Genelinde Gecelemelerde Yüzde 49 Artış
Akaltan’a göre yat sahiplerinin seyir tercihleri yapısal olarak değişiyor. Tek bir limanda sezon geçirmek yerine aynı rota içinde farklı destinasyonları deneyimlemek isteyen bir profil öne çıkıyor. Akaltan, bu değişimin D-Marin verilerine yansıdığını belirtti:
“Marina ağımız genelinde toplam tekne gecelemelerinde yüzde 49, farklı destinasyonları ziyaret eden tekil tekne sayısında yüzde 28 ve toplam ziyaretlerde yüzde 41 artış kaydettik.”
Akaltan, misafirlere farklı destinasyonları kolayca deneyimleyebilecekleri bağlantılı bir marina ağı sunarak bu değişen beklentilere karşılık verdiklerini söyledi.
Türkiye Bu Hareketliliğin Duraklarından Biri
Akaltan, Türkiye’nin söz konusu hareketliliğin önemli duraklarından biri konumunda bulunduğunu belirtti. Ege ve Akdeniz kıyılarının sunduğu doğal güzelliklerin, uzun seyir sezonunun ve marina hizmet kalitesinin yabancı yat sahiplerinin ülkeye olan ilgisini desteklediğini kaydetti.
Kapasite Var, Planlı Yatırım İhtiyacı Sürüyor
Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, doğal koyları ve stratejik konumuyla Akdeniz’in en önemli deniz turizmi destinasyonlarından biri olduğunu söyleyen Akaltan, yat üretiminde son yıllarda kaydedilen gelişimin marina sektörünü doğrudan desteklediğini belirtti. Buna karşın altyapı tarafında eksik gördüğü noktayı açıkça ortaya koydu:
“Marina altyapısında hâlâ önemli bir gelişim alanı bulunduğunu düşünüyorum. Bugün Türkiye genelinde yaklaşık 25 bin bağlama kapasitesi ve 60’ın üzerinde marina bulunuyor. Deniz turizmine olan ilgi dikkate alındığında bu kapasitenin planlı yatırımlarla desteklenmesi büyük önem taşıyor.”
Marina Yatırımı Yalnızca Bağlama Kapasitesi Değil
Akaltan, marina yatırımlarının yalnızca bağlama kapasitesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu yatırımların bulundukları bölgelerde turizmden istihdama, teknik hizmetlerden yerel ekonomiye uzanan geniş bir ekosistem oluşturduğunu belirtti.
Akaltan, her yeni yatırımın çevresel sürdürülebilirlik, bölgenin taşıma kapasitesi ve uzun vadeli planlama anlayışıyla ele alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın Türkiye’nin deniz turizmindeki rekabet gücünü yukarı taşıyacağına inandığını ifade etti.
2030 Hedefi: Karbon Emisyonlarında Yüzde 42 Azaltma
Sürdürülebilirliği faaliyetlerin temel unsurlarından biri olarak tanımlayan Akaltan, şirketin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 42 azaltma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürdüğünü açıkladı.
D-Marin’in 16 Mavi Bayrak sertifikalı marinası bulunuyor. Akaltan, bunun yanında enerji verimliliğini artıran uygulamalar, güneş enerjisi yatırımları, akıllı altyapılar ve dijital sistemlerle kaynak kullanımının daha verimli hale getirildiğini belirtti.
Gouvia’da Güneş Enerjisi, Deniz Yüzeyinde Atık Temizliği
Akaltan, Yunanistan’daki Gouvia Marina’da devreye alınan güneş enerjisi sistemini bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak gösterdi. Yerinde yenilenebilir enerji üretimi sağlayan yatırımın hem operasyonel ihtiyaçların önemli bir bölümünü karşıladığını hem de karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sunduğunu söyledi.
Çevre yatırımlarının enerjiyle sınırlı kalmadığını belirten Akaltan, marinalarda deniz yüzeyindeki atıkların temizlenmesi amacıyla gelişmiş teknolojilerden yararlanıldığını aktardı. Elektrikli araç şarj altyapıları, düşük enerji tüketimli aydınlatmalar, su filtreleme sistemleri ve çevre dostu uygulamalar da programın parçaları arasında yer alıyor.
Akaltan, her yatırımda çevresel etkiyi azaltırken misafir deneyimini geliştirecek çözümlerin birlikte değerlendirildiğini söyledi.
Yabancı Yatırımcı İlgisi ve Türkiye Merkezli Büyüme
Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunan bir pazar olduğunu belirten Akaltan, coğrafi konumun, gelişen deniz turizmi altyapısının ve Akdeniz’deki stratejik yerin marina yatırımlarına olan ilgiyi desteklediğini söyledi. Deniz turizminin büyümesiyle birlikte yatırımcıların uzun vadeli projelere daha fazla odaklandığını gözlemlediklerini kaydetti.
“Türkiye’den doğan bir marka olarak uluslararası ölçekte büyürken ülkemizi operasyonlarımızın merkezinde konumlandırmaya devam ediyoruz. Yurt dışında edindiğimiz deneyimi Türkiye’deki marinalarımıza taşırken, Türkiye’deki bilgi birikimimizi de faaliyet gösterdiğimiz diğer destinasyonlara aktarıyoruz.”
Akaltan, bu karşılıklı etkileşimin hem sektörün gelişimine hem de Türkiye’nin uluslararası marina yatırımlarındaki konumuna katkı sağladığını ifade etti.
Turgutreis, Göcek ve Didim’de Sezon Boyunca Yoğun İlgi
D-Marin’in Türkiye’deki üç marinası Turgutreis, Göcek ve Didim’de yer alıyor. Akaltan, üç tesisin de bulundukları bölgelerin en önemli yatçılık merkezleri arasında yer aldığını ve sezon boyunca yerli ve yabancı misafirlerden yoğun ilgi gördüğünü söyledi.
Her marinanın bulunduğu destinasyonun karakterine uygun hizmet anlayışı geliştirildiğini, D-Marin standartlarının ise aynı seviyede korunduğunu belirtti.
Didim’de Long Distance Care Uygulaması
Akaltan, tekne sahiplerinin bugün güvenli bağlama hizmetinin yanında konfor, sosyal yaşam ve kolay erişilebilir hizmetler de beklediğini söyledi. Marinalarda düzenlenen etkinlikler, restoranlar, teknik hizmetler ve dijital uygulamaları bu beklentileri karşılayan unsurlar arasında saydı.
D-Marin Didim’de sunulan Long Distance Care hizmeti sayesinde tekne sahiplerinin sezon dışında da teknelerini uzaktan takip edebildiğini aktaran Akaltan, bu yaklaşımın misafirlerin marinalarla yıl boyunca güçlü bir bağ kurmasını sağladığını belirtti.
2026: Uluslararası Büyümenin Hızlandığı Yıl
Akaltan, 2026’yı D-Marin’in uluslararası büyümesini hızlandırdığı bir yıl olarak tanımladı. Marina ağının yeni destinasyonlarla genişletildiğini, mevcut tesislerde ise altyapı, teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarının sürdüğünü söyledi.
Dijital çözümlerin geliştirilmesiyle marina deneyiminin daha pratik ve erişilebilir hale getirildiğini belirten Akaltan, uluslararası büyüme stratejisiyle birlikte hizmet kalitesini tüm marinalarda aynı standartta sunmaya odaklandıklarını ifade etti.
Öncelik Stratejik Destinasyonlarda Büyüme
Önümüzdeki dönemin önceliğini marina ağını stratejik destinasyonlarda büyütmeye devam etmek olarak tanımlayan Akaltan, deniz turizminin gelişim potansiyeli taşıdığı bölgeleri yakından takip ettiklerini ve uzun vadeli değer yaratacak yatırım fırsatlarını değerlendirdiklerini söyledi.
Teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarının da süreceğini belirten Akaltan, akıllı marina uygulamaları, enerji verimliliği sağlayan altyapılar ve misafir deneyimini geliştirecek yenilikçi çözümleri öncelikli çalışma alanları arasında saydı. Amaçlarını, uluslararası büyümeyi sürdürürken faaliyet gösterilen her destinasyonda aynı hizmet standardını korumak ve deniz turizmine uzun vadeli değer katmak olarak özetledi.
D-Marin, 9 ülkede 28 marinadan oluşan bir ağ işletiyor. Grubun toplam bağlama kapasitesi 14 binin üzerinde ve bunun yaklaşık 1.000’i süperyatlara ayrılmış durumda; şirket her yıl 50 binden fazla müşteriye hizmet veriyor. Şirket haziran ayında Sardinya’nın kuzeydoğusundaki Marina di Olbia Yacht Service (MOYS) ve Molo Brin tesislerini portföyüne katmıştı.
