Elektrikli tekne tartışmasının yeni aşaması tekneden marinaya kayıyor. Batarya kapasiteleri ve elektrik motorlarının gücü her yıl artarken, bu teknelerin nerede ve ne kadar sürede şarj edileceği sorusu sektörün önündeki en büyük darboğaz haline geliyor.
Otomobilin dersi: Önce şarj ağı
Deniz sektöründe elektrifikasyon üzerine danışmanlık veren ABD merkezli Charged Marine, elektrikli otomobil pazarından çıkarılan derslerin teknelere de uygulanması gerektiğini savunuyor. Şirketin değerlendirmesine göre elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasını en çok geciktiren etken araçların kendisi değil, şarj ağıydı. Tüketiciler, araçlarını rahatça şarj edebileceklerinden emin olmadan satın almaya yanaşmadı.
Charged Marine, deniz tarafında da aynı tablonun yaşandığını belirtiyor. Şirkete göre şarj altyapısı talep oluştuktan sonra değil, pazarla birlikte büyümeli. Ancak kıyıdaki elektrik altyapısının yenilenmesi, elektrik dağıtım şirketleri, marina işletmecileri, yerel yönetimler ve ekipman tedarikçileri arasında koordinasyon gerektiriyor; bu da süreci otomobile kıyasla daha karmaşık hale getiriyor.
Marinalarda ilk hızlı şarj noktaları devreye giriyor
Dünyada marinalara özel hızlı şarj ağları kurulmaya başladı. Elektrikli tekne şarjı alanında çalışan Aqua superPower, Kaliforniya’daki Newport Beach limanında CCS bağlantılı ve 24 kW’a kadar güç verebilen bir deniz tipi DC hızlı şarj ünitesini devreye aldı. Şirketin ağı Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere 60’ı aşkın noktaya ulaştı.
Avustralya’da ise ülkenin en büyük marina ağlarından d’Albora, deniz şarjı konusunda uzmanlaşan Seavolt ile ülkenin ilk DC hızlı şarj ağını kurmak için anlaştı. İlk kurulum Sidney Limanı’ndaki d’Albora The Spit’te yapılıyor. Seavolt, tuzlu ve korozif liman ortamına dayanıklı, tamamen su geçirmez şarj üniteleri geliştirdi. ABD’nin Maine eyaletinde de ilk halka açık elektrikli tekne şarj noktası Portland’da hizmete girdi.
Marinayı neler bekliyor?
Elektrikli teknelerin ihtiyaçları kullanım biçimine göre büyük farklılık gösteriyor. Gece boyunca bağlı kalan bir gezi teknesi için AC şarj yeterli olabilirken, gün içinde birden fazla sefer yapan su taksileri, kiralık filolar ve iş tekneleri yüksek güçlü DC hızlı şarja ihtiyaç duyuyor.
Charged Marine’in marinalara önerdiği model aşamalı bir yol haritasına dayanıyor: Önce belirli iskelelerde elektrikli teknelere ayrılmış şarj donanımlı bağlama yerleri, ardından talep arttıkça marinanın geneline yayılan altyapı. Enerji yönetim sistemleri ve batarya depolama, şebekeden çekilen tepe gücü düşürerek bazı pahalı altyapı yatırımlarının ertelenmesine de imkân tanıyabiliyor. Şirket, yeni yapılan yüzer iskelelerin şarj altyapısı baştan düşünülerek tasarlanmasının en büyük fırsatlardan biri olduğunu vurguluyor.
Büyük yatlarda batarya kapasitesi hızla büyüyor
Sorun yalnız küçük teknelerle sınırlı değil. Monaco Yacht Show’da tanıtılan 28,65 metrelik elektrikli katamaran Sunreef 100 Eco Ipharra’da 770 kWh kapasiteli batarya grubu bulunuyor. Bu ölçekteki bir bataryanın marinada makul sürede doldurulması, sıradan bir iskele prizinin çok ötesinde bağlantı gücü gerektiriyor.
Türk marinaları için cevap bekleyen sorular
Elektrikli teknelerin Türkiye’de yaygınlaşması da büyük ölçüde marinaların hazırlığına bağlı olacak. Sektörün önünde cevap bekleyen başlıklar belli: Marinaların trafo ve bağlantı gücü yüksek güçlü şarja yetecek mi? Hangi iskelelerde DC hızlı şarj kurulabilir? Lityum batarya taşıyan tekneler için yangın güvenliği protokolleri nasıl güncellenecek? Şarj hizmeti bağlama ücretine mi dahil olacak, yoksa kilovatsaat üzerinden mi faturalandırılacak?
Otomobildeki örnek, bu soruların talep oluştuktan sonra cevaplanmasının dönüşümü yıllarca geciktirebileceğini gösteriyor.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr
