Aynı Fırtına, Aynı Sonuç
Tuzla, Pendik ve Kartal hattında bağlama halatlarının koptuğu, teknelerin pontonlara bindirdiği, bazı teknelerin sürüklendiği görüldü. Bu tablo, İstanbul kıyılarında neredeyse her sert rüzgârda tekrarlanıyor. Sorun, fırtınanın şiddetinden çok hazırlık düzeyi.
Bağlama Altyapıları Yetersiz
Birçok marinada kullanılan bağlama sistemleri:
-
Uzun süredir yenilenmeyen halatlar,
-
Dalga yükünü dağıtamayan ponton düzenleri,
-
Yan rüzgâr ve çapraz dalgaya açık yerleşimler
gibi temel zayıflıklar barındırıyor. Özellikle rüzgâr yönü değiştiğinde yük tek noktaya biniyor ve sistem kırılıyor.
Dalga Kıranlar Kâğıt Üzerinde
İstanbul’daki bazı marinalar dalga kıranlara sahip olsa da, bu yapılar çoğu zaman tasarım kapasitesinin üzerinde yük alıyor. Açık denizden gelen dalga enerjisi yeterince sönümlenemiyor; sonuç, ponton üzerinde ani ve sert hareketler.
Marina mı, Barınak mı?
Sorunun bir diğer boyutu tanım karmaşası. İstanbul’daki birçok alan fiilen “marina” gibi kullanılsa da:
-
Uzun süreli homeport altyapısı yok,
-
Kışlama ve fırtına senaryoları planlanmamış,
-
Acil durum bağlama düzenleri eksik
Bu alanlar, iyi havada işleyen; kötü havada dağılan yapılar üretiyor.
Tekne Sahibi Alışkanlıkları da Riskli
Sistemsel eksiklere ek olarak kullanıcı tarafında da sorunlar var:
-
Tek halatla bağlama,
-
Yedek spring kullanılmaması,
-
Eski ve sertleşmiş halatlar,
-
Fırtına öncesi kontrol yapılmaması
Bu alışkanlıklar, altyapı zayıf olduğunda hasarı kaçınılmaz hale getiriyor.
Sorun Biliniyor, Çözüm Erteleniyor
İstanbul’da tekne sayısı artıyor, ancak:
-
Marina yatırımları aynı hızda büyümüyor,
-
Mevcut tesisler modernize edilmiyor,
-
Fırtına senaryoları kâğıt üzerinde kalıyor
Bu nedenle her sert rüzgâr sonrası aynı haberler yazılıyor, aynı hasarlar kayda geçiyor.
Özel Haber – YatMarina.com.tr

































