Osmanlı İmparatorluğu döneminde kapitülasyonlarla yabancı devletlere verilen ayrıcalıklar, Türk denizcilerinin kendi sularında faaliyet göstermesini büyük ölçüde engellemişti.
🔹 Osmanlı’da Kabotaj Hakkı Neden Yoktu?
-
yüzyıldan itibaren Osmanlı’nın Avrupa devletlerine tanıdığı ticari ve hukuki ayrıcalıklar – yani kapitülasyonlar – zamanla sadece karasal değil, deniz ticaretinde de egemenliği yabancılara kaptırmasına neden oldu. Özellikle Fransız, İngiliz ve İtalyan gemileri, Osmanlı limanları arasında serbestçe sefer yapabiliyordu. Bu durum, Türk gemiciliğini adeta durma noktasına getirdi.
🔹 Cumhuriyetle Birlikte Değişen Paradigma
Cumhuriyet’in ilanı sonrası ekonomik ve siyasi bağımsızlık anlayışı, denizlerdeki egemenlik mücadelesini de beraberinde getirdi. 19 Nisan 1926’da çıkarılan ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren 815 sayılı Kabotaj Kanunu, yabancıların Türkiye limanları arasında yolcu ve yük taşımasını yasakladı. Böylece kabotaj hakkı yalnızca Türk gemilerine verildi.
🔹 Kanunun İçeriği Ne Getiriyordu?
-
Türkiye limanları arasında yalnızca Türk bayraklı gemilerin çalışması
-
Karasularında balıkçılık ve kılavuzluk gibi faaliyetlerin sadece Türk vatandaşlarınca yapılması
-
Deniz taşımacılığında tam egemenlik hakkı
Bu yasa, hem ekonomik kalkınma hem de deniz güvenliği açısından stratejik öneme sahipti.
🔹 Kabotajın Ötesinde: Denizcilik Vizyonu
Kabotaj Kanunu’nun ardından devlet, tersane yatırımlarını artırdı. Denizcilik okulları açıldı, personel yetiştirildi ve Türk donanması yeniden yapılandırıldı. Bugün bu adımların devamında, yerli yat üretimi, uluslararası marina yatırımları ve küresel çapta süperyat projeleriyle Türkiye, denizcilikte yeniden bir aktör haline geldi.



















































