“Sesinden keyfinin yerinde olduğunu anladım”
Saat 17.09’du. Tatlıtuğ, o gün Halit Yukay’ı Bozcaada’da karşılamayı planlıyordu. Ailece tatil planları vardı; Yukay, Tatlıtuğ’a daha önce bir tekne de satmıştı. İkisi arasındaki bu ticari ilişki, zamanla derin bir dostluğa dönüşmüştü.
O öğleden sonra Tatlıtuğ birkaç kez aramış, ancak Yukay’a ulaşamamıştı. Sonunda Yukay geri döndü. Görüşme yalnızca 37 saniye sürdü.
Tatlıtuğ, mahkemede o anı şöyle aktardı: Yukay, Marmara’nın kuzeyinden seyir halinde olduğunu, her şeyin yolunda gittiğini ve tahminen birkaç saat içinde Bozcaada’ya ulaşacağını söylemişti. Sesi gayet rahat, gayet pozitifti. Tatlıtuğ lokasyon paylaşmasını istedi. Yukay “göndereyim” dedi.
Sonra ses kesildi.
“Sinyal kesildi diye yorumladım” diyen Tatlıtuğ, mesaj attı: “Kardeş kapandı telefon.” Ama mesajlar karşı tarafa ulaşmıyordu. Tatlıtuğ, içine bir his düştüğünü hissetti. Yukay’ın iş ortağı Eren’i aradı, durumu bildirdi. “Ne olur ne olmaz” dedi. “Bu bilgi sende kalsın.”
Aradan zaman geçti. Sonra telaş başladı. Ardından panik. Ve ardından kolluk kuvvetleri ile arama faaliyetleri.
“O sağanak bir rüzgarın içine girmiş gibiydi”
Tatlıtuğ’un mahkemede aktardığı en çarpıcı detay, görüşmenin son anına dairdi. Ses kesilirken, tam o anda, sanki karşı taraftaki ortam aniden değişmişti. Tatlıtuğ bunu şöyle tarif etti: “Görüşmemiz sona ererken sanki sağanak bir rüzgarın içine girmiş gibi bir ses duymuştum.”
Tatlıtuğ, Yukay’ın son derece dikkatli ve profesyonel bir tekne kullanıcısı olduğunu da vurguladı. Gürültü engelleyicili kulaklık kullandığını, seyir halindeyken dümen başını asla bırakmadığını, en önemlisi seyir güvenliğini hiçbir koşulda tehlikeye atmayacağını anlattı. “Benim gördüğüm, bildiğim Halit; dümeni bırakacak bir kaptan değildi” dedi.
Eş ve aile: “Bu kasıtlı bir eylemdi”
Yunan uyruklu eşi Rania Stypa Yukay, tercüman aracılığıyla verdiği ifadede öfkesini açık biçimde dile getirdi. Sanıkların teknenin kontrolünü boş bırakarak kazaya yol açtığını, çarpmanın ardından yaptıkları manevrayla durumu daha da kötüleştirdiklerini öne sürdü. “Kasıtlı olduğunu düşünüyorum” dedi. “Bu şekilde davranmasalardı, müdahale etselerdi, liman polisini arayıp yardım isteselerdi, eşim kurtarılabilirdi.”
Otopsi raporunun boğulma sebebiyle ölümü tescil ettiğini hatırlatan Stypa Yukay, sözlerini gözyaşları içinde tamamladı: “Eşim 1 ay boyunca denizin dibinde bekledi ve 40 kilogram olarak çıkarıldı. Ben, çocukları ve ailesi onu bir daha göremeyeceğiz.”
Anne Ayşin Yukay’ın sözleri ise salonu derin bir sessizliğe gömdü: “Benim nezdimde bu bir cinayettir ve sanıklar da katildir. Bir filika indirilseydi, bildirimde bulunulsaydı oğlum hemen bulunabilirdi. Oğlum 40 gün denizin dibinde bekledi.”
Baba Can Yukay, oğlunun 10 yaşından bu yana tekne kullandığını, iyi bir denizci olduğunu ve bu kaybın kendisini nasıl parçaladığını anlattı.
Mahkeme kararı
Taraf avukatlarını dinleyen hakim, gemide keşif yapılmasına gerek olmadığına hükmetti. Birinci kaptan C.T.’nin adli kontrol kararının sürmesine, diğer 9 sanığın ise tutuksuz yargılanmaya devam etmesine karar verildi. Eksik evrakların tamamlanması gerekçesiyle bir sonraki duruşma 8 Mayıs 2026’ya ertelendi.
Olay nasıl gelişti? Kronoloji
4 Ağustos 2024: Mazu Yachts firmasının kurucusu Halit Yukay (43), öğleden sonra “Graywolf” isimli özel teknesiyle Yalova’dan Bozcaada’ya hareket etti. Saat 17.09’daki 37 saniyelik telefon görüşmesi, son iletişimi oldu. Akşam kendisinden haber alınamayınca ailesi güvenlik güçlerini bilgilendirdi. Sahil Güvenlik ekipleri kısa sürede Kapıdağ Yarımadası Turanköy açıklarında “Graywolf”u parçalanmış ve yarı batık halde buldu. Tekne içinde yapılan dalış aramasında herhangi bir bulguya ulaşılamadı.
6-10 Ağustos 2024: Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Yukay’ın teknesine çarptığı öne sürülen kuru yük gemisi “Arel 7″nin kaptanı C.T., “taksirle ölüme sebep olma” suçlamasıyla gözaltına alındı. 8 Ağustos’ta adli kontrol şartıyla serbest bırakılan kaptan, aile itirazı üzerine 10 Ağustos’ta yeniden tutuklandı. Kaptan bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.
23 Ağustos 2024: Taramalı sonar ve ROV cihazlarıyla yürütülen aramanın 19. gününde, Erdek açıklarında 68 metre derinlikte deniz tabanında ceset tespit edildi.
3 Eylül 2024: Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Alemdar gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar, cesedi 68 metreden asansör sistemiyle çıkardı.
6 Eylül 2024: DNA eşleşmesiyle kimliği kesinleşen Halit Yukay, İstanbul’da düzenlenen törenin ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
31 Aralık 2024: Kuru yük gemisi Arel 7’nin kaptanı dahil 10 sanığın yargılandığı dava Erdek 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. 11 saat süren ilk duruşmada gemi kaptanına yurt dışı çıkış yasağı getirildi.
25 Şubat 2025: İkinci duruşmada eş, anne ve baba tanık olarak ifade verdi; Kıvanç Tatlıtuğ mahkemede son telefon görüşmesini anlattı. Duruşma 8 Mayıs 2026’ya ertelendi.
Dava, 8 Mayıs 2026’ya ertelendi.




















































