Teslim edilen altı yatın boyu 75 metre ile 140 metre arasında değişiyor. Lürssen’in açıklamasına göre bu, tersanenin bir yıl içinde gerçekleştirdiği en geniş çeşitlilikteki teslimat programı oldu. Altı yatın tamamı Kuzey Almanya’daki tesislerden ayrıldı ve dünyanın farklı bölgelerinde seyre başladı.
Açıklamada, dünyanın en büyük 100 yatının üçte birinden fazlasının Lürssen yapımı olduğu da belirtiliyor.
Tersane: Tanımlanabilir Tek Bir Lürssen Tarzı Yok
Lürssen, kendisini tanımlayan unsurun ölçek olmadığını bildiriyor. Tersanenin açıklamasına göre armatörler yatlarını istedikleri gibi tasarlama serbestliğine sahip ve teknik olarak mümkün olan her şey uygulanıyor. Tersane, bu yaklaşımın sonucu olarak tanımlanabilir ya da belirleyici bir Lürssen tarzının bulunmadığını, bütün Lürssen’lerin paylaştığı tek ortak özelliğin mükemmellik olduğunu ifade ediyor.
Peter Lürssen, açıklamada şunları söylüyor: “Bizim rolümüz, fikirleri mümkün kılacak ortamı, uzmanlığı ve mühendislik kapasitesini yaratmak. Bir yılda altı yat teslim etmek dikkate değer bir başarı ve buna katkı veren herkesin bağlılığı büyük takdir hak ediyor. Mühendislik, teknik uzmanlıkla yaratıcılığın dengesidir; bu yılın teslimatlarındaki çeşitlilik bunu tam olarak gösteriyor.”
Tersanenin verdiği bilgiye göre her bir teknenin hayata geçirilmesi için gereken yüz binlerce üretim saatinin organize edilmesi yaklaşık dört yıl sürüyor.
NIXIE Monaco Yacht Show 2026’da Tersaneyi Temsil Edecek
Teslim edilen yatlardan NIXIE, Monaco Yacht Show 2026’da Lürssen’i temsil edecek. Tersane, yatta kabana salonu konseptinin farklı bir yorumunun uygulandığını, iç-dış geçişinin kesintisiz kurulduğunu ve altı metre genişliğindeki havuzun kıçta, yüzme platformunun üzerine sarkacak şekilde konumlandırıldığını bildiriyor. Bu yerleşimin açık alan kullanımını artırdığı belirtiliyor.
NIXIE’de ayrıca hidrolik Z-sistemli özel bir kıç kapağı bulunuyor. Tersanenin bildirimine göre kapak açık konumdayken güverteyle tamamen aynı düzleme geliyor ve 270 metrekarelik bir beach club ortaya çıkıyor.
Yatın tahrik sisteminde, ödüllü 122 metrelik KISMET’te kullanılana benzer bir dizel-elektrik düzenek tercih edildi. Tersane, ileri enerji depolama sisteminin geniş bir seyir profili aralığında verimli çalışmaya imkân tanıdığını, gürültü ve titreşimin azalmasıyla daha sessiz bir seyir sağladığını ifade ediyor.
Adı Açıklanmayan İki Yatta Motor Dairesinde İlkler
Lürssen, armatörlerin mahremiyet talebi nedeniyle iki yatın adını açıklamadı. Tersanenin bildirimine göre bu iki tekne motor dairesinde ileri çözümler taşıyor.
Bunlardan birinde, demirde gece boyunca yalnızca batarya gücüyle çalışmayı destekleyecek kapasitede bir batarya sistemi kuruldu. Diğeri ise tersanenin şimdiye kadar inşa ettiği teknolojik olarak en gelişmiş dizel-elektrik Lürssen’lerden biri olarak tanımlanıyor. Bu yatta geleneksel hidrolik sistemler yerine elektrik motorlu stabilizatörler kullanıldı. Lürssen, bunun 100 metreyi aşan bir yatta ilk kez uygulandığına inandığını belirtiyor.
O3 Zorlu Koşullar, ODISEA Cam Salon İçin Tasarlandı
O3, tersanenin açıklamasına göre zorlu koşullar için tasarlandı; keşif seyirlerini destekleyecek donanım ve uzun süreli kullanımda konfor sağlayacak yaşam alanı olanaklarıyla donatıldı.
ODISEA’da geleneksel ana salon anlayışı yeniden kurgulandı. Salon neredeyse tamamen tam yükseklikte taşıyıcı camla çevrildi. Tersane bu düzenlemeyi, iç ve dış yaşam arasındaki sınırı ortadan kaldıran çağdaş bir “Beach House” olarak tanımlıyor.
NAUSICAÄ’da Cam Şerit Ve Skydome
NAUSICAÄ’nın fütürist çizgileri Avustralyalı endüstriyel tasarımcı Marc Newson’a ait. Yatta misafir güvertesinin tamamını saran kalın bir cam şerit ve büyük bir cam Skydome yer alıyor. Lürssen, her iki uygulamanın da yatçılıkta bu ölçekte daha önce gerçekleştirilmediğini bildiriyor.
NAUSICAÄ’da geleneksel ana salon yerine kıçta çok büyük bir atrium bulunuyor. Bu alan, çok işlevli ve kotları ayrışmış bir galeri olarak düzenlendi. Yatta ayrıca büyük bir tenderi kuru havuzdan indirip alabilen hidrolik bir kızak sistemi bulunuyor; tersane bu donanımın yatçılıkta yaygın olmadığını belirtiyor.
BOARDWALK’ta Lürssen İçin Bir İlk
NAUSICAÄ’ya karşıt bir yaklaşımla inşa edilen BOARDWALK ise daha geleneksel bir çizgide. Tersane, yatın tasarımı kadar kesintisiz olması gereken sade bir mühendislik gerektirdiğini ifade ediyor.
BOARDWALK, Lürssen için bir ilki de taşıyor: ana güvertede sürgülü bir kapak ve içine yerleşen katlanabilir merdiven bulunuyor. Tersanenin bildirimine göre bu mühendisliğin kökeni 2019’da FLYING FOX’a (şimdiki adıyla HADAR) uzanıyor; ancak sürgülü bir dış güvertenin bir merdiven boşluğuna entegre edilmesi Lürssen’de ilk kez uygulandı.
“Her Proje Sınırları Biraz Daha İleri Taşıma Fırsatı”
Lürssen Kıdemli Satış Direktörü Michael Breman, açıklamada sırada ne olduğunu görme ayrıcalığına sahip olduğunu söylüyor: “Lürssen makinesi hiç durmuyor. Yeni ya da uzun süredir birlikte çalıştığımız her müşteriyle her görüşme boş bir tuvalle başlıyor. Heyecan verici. Hiçbir iki armatör aynı geleceği hayal etmiyor ve hiçbir iki Lürssen birbirine benzememeli. Bizi ileriye bakmaya devam ettiren şey bu. Her proje, sınırları biraz daha ileri taşıma fırsatı.”




















































