Mahkeme, yat limanı hizmetlerine ilişkin açılan iki ayrı davada, marina işletmecisi aleyhine tesis edilen cezalı Katma Değer Vergisi tarhiyatlarını iptal etti. Kararlar, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13/b maddesinde düzenlenen istisnanın marina faaliyetlerine uygulanmasına ilişkin değerlendirmeler içeriyor.
Karar künyeleri:
- Antalya 2. Vergi Mahkemesi, E:2025/402 K:2026/596
- Antalya 2. Vergi Mahkemesi, E:2025/401 K:2026/597
Mahkeme hangi noktada farklı değerlendirme yaptı?
Vergi idaresi, marina tesisinde verilen bazı hizmetlerin KDV Kanunu’nun 13/b maddesindeki istisna kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu. İdarenin temel yaklaşımı, tesisin belirli fiziksel unsurları taşımadığı yönündeydi.
Mahkeme ise kararında, yalnızca fiziksel yapı değerlendirmesiyle yetinmedi. Tesisin:
- fiilen yürüttüğü faaliyetler,
- sahip olduğu izinler,
- lisansları,
- verilen hizmetin niteliği
birlikte değerlendirildi.
Bu değerlendirme sonucunda, marina hizmetlerinin istisna kapsamında kabul edilmesi gerektiğine hükmedildi ve cezalı tarhiyat işlemleri iptal edildi.
KDV Kanunu’nun 13/b maddesi neyi düzenliyor?
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13/b maddesi; deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarına ilişkin belirli teslim ve hizmetlerde KDV istisnası uygulanmasına imkan tanıyor.
Uygulamada özellikle:
- liman hizmetleri,
- yükleme ve boşaltma,
- bakım hizmetleri,
- deniz araçlarına yönelik bazı operasyonel işlemler
uzun süredir yorum farklılıklarına konu oluyor.
Marina hizmetlerinin hangi kısmının bu kapsama girdiği ise zaman zaman vergi incelemelerinde ihtilaf yaratabiliyor.
“Yorum farklılığından ceza doğmaz” yaklaşımı öne çıktı
Dosyalardaki önemli başlıklardan biri de özel usulsüzlük cezaları oldu.
Vergi idaresi, marina işletmecisinin KDV hesaplamadan düzenlediği faturaları eksik belge kapsamında değerlendirdi ve ceza uyguladı.
Mahkeme ise faturaların, işletmenin benimsediği istisna uygulamasına dayandığını belirtti. Bu nedenle yalnızca idarenin farklı yorum benimsemesinin tek başına ceza gerekçesi oluşturamayacağı sonucuna ulaştı.
Kararda, vergi hukukunda sıkça tartışılan şu ilke de dolaylı biçimde karşılık buldu:
Mevzuatın yoruma açık olduğu durumlarda, mükellefin savunulabilir ve hukuki dayanağı bulunan yaklaşımı nedeniyle otomatik olarak cezalandırılması mümkün değil.
Tekerrür uygulaması neden dikkat çekti?
Kararlarda öne çıkan bir diğer başlık ise “tekerrür” uygulaması oldu.
Mahkeme, 2023 yılına ilişkin cezalı tarhiyatı iptal ettikten sonra, bu işleme dayanılarak 2024 yılı için uygulanan tekerrür hükümlerinin de hukuki temelinin ortadan kalktığını değerlendirdi.
Böylece:
- ilk işlem hukuka aykırıysa,
- ona bağlı artırımlı ceza uygulamalarının da geçerliliğini kaybedebileceği
yönünde bir yaklaşım ortaya çıktı.
Kararın marina işletmeleri açısından olası etkileri
Kararlar, marina sektöründeki vergi uygulamalarına ilişkin bazı pratik sonuçlar doğurabilir.
Bunlardan bazıları şöyle sıralanıyor:
- Marina işletmeleri, benzer vergi incelemelerinde bu kararları emsal olarak dosyalarına ekleyebilir.
- Vergi incelemelerinde yalnızca fiziksel altyapı değerlendirmesi yerine fiili faaliyet incelemesi daha fazla önem kazanabilir.
- İstisna uygulamalarına ilişkin yorum farklılıklarında ceza uygulamaları yeniden tartışma konusu olabilir.
- Tekerrüre dayalı artırımlı cezalar açısından yeni hukuki değerlendirmeler gündeme gelebilir.
Kararlar şu aşamada vergi mahkemesi düzeyinde bulunuyor. Sürecin üst yargıya taşınıp taşınmayacağı ve benzer dosyalarda nasıl bir içtihat oluşacağı ise ilerleyen dönemde netleşecek.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr






















































