Mulder Design, lüks yat tasarımında fark yaratan markalardan biri olarak, 70 metrelik Sunrise süperyat projesi Project Opal’ın yeni iç tasarım konseptini tanıttı. Bu tasarım, Karayip yazlıklarının sade ama zarif ruhundan ilham alıyor. Amaç, deniz üzerinde tropik bir sığınak hissi yaratmak.
Karayiplerden İlham Alan Doğal Şıklık
Project Opal’ın iç mekânı, geniş açıklıklara ve doğal malzemelere sahip.
Tasarımda; eskitilmiş tik ağacı, güneşle parlayan taşlar ve tuzla yumuşamış keten kumaşlar gibi özel unsurlar öne çıkıyor.
Bu malzemeler, deniz ortamında kullanımı zor olsa da, yatın içini bir Karayip villası havasına büründürüyor. Böylece sıcak ve davetkâr bir atmosfer oluşturuluyor.
Her Detayda Şiirsel Bir Zarafet
Mulder Design, tasarım felsefesini şöyle açıklıyor:
“Her malzeme, bir hikâye anlatıyor. Yaşlandırılmış tik denizcilik geleneğini onurlandırıyor, pürüzlü taşlar Karayip mimarisini anımsatıyor, renk paleti ise sahillerin doğal tonlarından ilham alıyor.”
Ayrıca, doğal keten ve eskitilmiş deriyle tamamlanan özel mobilyalar, villa özgünlüğünü korurken, yatın sofistike ruhunu güçlendiriyor.
Kinetik Işıklarla Yaşayan Bir Atmosfer
Ana güvertedeki salon, “dışarısı içeriye” konseptiyle tasarlandı.
Otomatik ahşap pergola sistemi, entegre spot ışıklarını gizleyerek tavanda hareketli ışık desenleri oluşturuyor.
Bu kinetik aydınlatma sistemi, günün ritmine göre değişerek misafirlere doğal bir zaman algısı kazandırıyor.
Böylece her an, Karayip pergolalarının huzurlu atmosferini yansıtıyor.
Karayip Zarafetinin Denizle Buluşması
Mulder Design, Project Opal konseptini şöyle özetliyor:
“Her unsur, işlevsel tasarım ile şiirsel ilhamı buluşturuyor. Project Opal, Karayip zarafetini denizcilik sofistikasyonuyla harmanlayarak sanatsal bir yaşam deneyimi sunuyor.”
Bu felsefe sayesinde, Project Opal Karayip esintili tasarım konsepti, yat yaşamını sanata dönüştürüyor.






















































