Göcek’te sezonun son haftası
Murat Ülker, Instagram hesabında yayımladığı gönderide Monako Yat Fuarı’nı hatırlatarak, bu hafta sonunu Göcek’te geçirdiğini belirtti. Denize girmediğini, sadece dinlendiğini söyleyen Ülker, koyların yoğunluğuna dikkat çekti:
“Tüm koylar kıçtan kara demirli tekne dolu ve bütün kış da öyle kalacaklar gibi… Marina kapasiteleri tüm yurtta yetersiz. Göcek gibi müstesna koylar SİT alanı ilan edilmiş olsa bile uygulama belirsiz; inşallah çok geç kalınmaz.”
Ülker, bu cümlelerle marina altyapısındaki yetersizliklere ve koruma statüsündeki bölgelerde yaşanan uygulama karmaşasına dikkat çekti.
Victorious: Yerli üretimin zirvesi
Paylaşımında Vural Ak’a ait Victorious yatına da yer veren Ülker, Türk yat endüstrisini övdü. Kocaeli’nde Akyacht tersanesi tarafından üretilen 85 metrelik süperyatın tamamen Türk mühendis, işçi ve mimarların eseri olduğunu vurguladı:
“İçindeki sanat eserlerine kadar yerli olan bu muhteşem başyapıt, şimdiye kadar ülkemizde inşa edilmiş en büyük ve lüks tekne. 85 metre boyu ve 2.290 GT büyüklüğü ile Türkiye’de üretilen en büyük ve pahalı megayat. Kocaeli’nde Akyacht tersanesinde Türk işçi, mühendis ve mimarları tarafından üretildi. Üstelik kendi sınıfında üç kez dünyanın en iyi megayat ödülünü aldı.”
Victorious, Akyacht Tersanesi tarafından 2021 yılında teslim edildi. Tersane, yatın tasarımında H2 Yacht Design ile çalıştı. İç mekânlarda el işçiliği ahşap, mermer ve sanat eserleriyle donatılan yat, hem lüks donanımı hem de uzun menzil kabiliyetiyle dikkat çekiyor.
Dost ziyaretiyle başlayan buluşma
Ülker, paylaşımında Göcek’teki ziyaretine Mustafa Taviloğlu’nun meşhur guletinde başladığını da belirtti. Taviloğlu’nu “müstesna bir şahsiyet” olarak tanımlayan iş insanı, denizdeki gezisi sırasında Vural Ak’ın Victorious yatına tesadüfen rastladığını ve hemen bordalayarak yatı içten dıştan görüntülediğini anlattı.
Bir paylaşımda iki mesaj
Murat Ülker’in paylaşımı, hem Türkiye’nin yat üretimindeki ilerlemesine bir selam hem de marina altyapısına yönelik dikkat çekici bir uyarı niteliği taşıdı.
Ülker’in bu sözleri, yat sektöründe hem çevre politikaları hem de yerli üretim kapasitesi konularında yeniden tartışma başlattı.























































