Plastik bir şişenin denize ulaşması için doğrudan kıyıdan suya atılması gerekmiyor. Sokakta bırakılan ambalaj yağmur suyuyla kanala, oradan nehre, nehirden kıyıya ve sonunda açık denize taşınabiliyor. Bu yolculuk ilerledikçe atığı toplamak zorlaşıyor; plastik parçalandıkça sorun mikroplastik boyutuna kadar iniyor.
Bu nedenle denizlerdeki plastik kirliliğine karşı geliştirilen projeler artık tek bir noktaya yoğunlaşmıyor. Bazıları nehirleri savunma hattı olarak görüyor. Bazıları atık toplama hizmetinin bulunmadığı kıyı yerleşimlerine giriyor. Bazıları marina ve limanların sakin sularında sürekli çalışan sistemler kuruyor. Bazıları ise yıllardır açık denizde birikmiş plastiğin peşine düşüyor.
Ortaya çıkan tablo, deniz temizliğinden çok daha geniş bir atık yönetimi zincirine işaret ediyor.
The Ocean Cleanup: Plastik nehirden okyanusa çıkmadan yakalanıyor
Bu alandaki en büyük ölçekli girişimlerden biri Hollanda merkezli.
Kuruluşun yaklaşımı iki ayrı sorunu aynı anda çözmeye dayanıyor: Nehirlerden denizlere taşınmaya devam eden yeni atığın önünü kesmek ve açık denizde yıllardır birikmiş eski plastiği toplamak.
Nehir operasyonlarında kullanılan Interceptor sistemleri, akıntıyla taşınan atıkları denize ulaşmadan toplamayı amaçlıyor. The Ocean Cleanup’ın güncel verilerine göre nehir operasyonlarında yakalanan atık miktarı 40 milyon kilogramı aşmış durumda. Kuruluş, küresel operasyonlarının tamamında ise Mart 2026’da 50 milyon kilogram sınırını geçtiğini açıkladı.
Yeni aşama ise tek tek nehirlerden şehir ölçeğine geçiş.
The Ocean Cleanup’ın 30 Cities Program adını verdiği program, Güneydoğu Asya ve Amerika’daki yüksek plastik çıkışına sahip 30 kentte nehirleri hedefliyor. Programa 2026’da The Audacious Project üzerinden 121 milyon dolarlık finansman sağlandı. Kuruluş, programla nehirlerden okyanuslara ulaşan küresel plastik akışının üçte birine kadar olan bölümüne müdahale etmeyi hedefliyor.
Bu iddialı bir hedef ve henüz gerçekleşmiş bir sonuç değil. Ancak projenin ölçeği, plastikle mücadelede nehirlerin neden giderek daha fazla öne çıktığını gösteriyor.
Açık denizde sorun değişiyor
Nehirde yakalanamayan plastiğin bir bölümü sonunda okyanusa ulaşıyor. Burada müdahalenin niteliği tamamen değişiyor.
The Ocean Cleanup’ın ikinci büyük çalışma alanı, Hawaii ile Kaliforniya arasındaki Great Pacific Garbage Patch.
Kuruluşun araştırmalarına göre bölgede yaklaşık 100 milyon kilogram plastik bulunuyor. Üstelik açık denizdeki plastik yalnızca karadan gelen pet şişe ve ambalajlardan oluşmuyor. Kuruluşun yayımladığı araştırmada Büyük Pasifik Çöp Alanı’ndaki plastik kütlesinin önemli bölümünün balıkçılık faaliyetleriyle ilişkili olduğu; incelenen büyük plastiklerin kaynak analizinde yüzde 75 ila 86’sının denizdeki balıkçılık faaliyetleriyle bağlantılı olduğu sonucuna varıldı.
Bu nedenle yalnızca nehirleri temizlemek mevcut okyanus kirliliğini ortadan kaldırmaya yetmiyor.
The Ocean Cleanup, açık denizde büyük yüzer sistemlerle plastik toplarken 2026’da yeni bir aşamaya geçti. Dronlar, yapay zekâ destekli kameralar, okyanus akıntısı modelleri ve GPS şamandıraları kullanılarak plastik yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerin önceden bulunması üzerinde çalışılıyor.
Amaç okyanusu rastgele taramak yerine toplama sistemlerini plastik yoğunluğunun en yüksek olduğu alanlara yönlendirmek. 2026 Pasifik Veri Seferi bu yöntemin Büyük Pasifik Çöp Alanı’ndaki büyük ölçekli testlerinden biri oldu.
Marina ve limanlarda başka bir yöntem: Seabin
Açık okyanus operasyonlarının tam karşısında ise çok daha küçük ölçekte çalışan bir sistem bulunuyor.
Seabin özellikle marina, liman ve yat kulüplerindeki yüzer iskelelerin çevresine kurulabilen sistemler geliştiriyor.
Mantık oldukça basit. Su bir pompayla Seabin’in içine çekiliyor, yüzeydeki atıklar bir toplama haznesinde tutuluyor ve su yeniden dışarı bırakılıyor.
Sistemin önemli taraflarından biri yalnızca pet şişe veya poşet gibi görünür çöpleri toplamaması. Seabin’in verdiği bilgilere göre sistem 0,5 milimetreye kadar mikroplastikleri yakalayabiliyor ve bir ünite yılda 480 milyon litreye kadar suyu filtreleyebiliyor.
Bu nedenle marina ve limanlar sistem için özellikle uygun alanlar. Açık denize kıyasla daha sakin su, sabit altyapı ve atığın belirli noktalarda yoğunlaşması sürekli çalışan bir toplama sistemi kurulmasına olanak sağlıyor.
Sydney Harbour dev bir laboratuvara dönüştü
Seabin’in bugün en kapsamlı operasyonlarından biri Sydney Harbour’da yürütülüyor.
Kuruluşun canlı verilerine göre 2020’den bu yana burada çalışan ağ 43,6 milyar litre suyu filtreledi, yaklaşık 33 milyon plastik parçayı yakaladı. Bunların yaklaşık 18,9 milyonu mikroplastik olarak sınıflandırılıyor.
Ancak rakamların niteliği önemli. Seabin de toplam parça ve mikroplastik sayılarının örnekleme ve saha verileri üzerinden hesaplanan tahminler olduğunu açıkça belirtiyor. Toplanan malzeme günlük tartılırken belirli örnekler laboratuvarda ayrıntılı olarak inceleniyor ve toplam parça sayıları bu verilerden çıkarılıyor.
Tek bir ünitenin uzun dönemli sonuçları sistemin ölçeğini daha anlaşılır hale getiriyor.
Sydney Harbour’da Up tarafından desteklenen bir Seabin üç yılda 947 milyon litre su filtreledi, 3 bin 86 kilogram deniz atığı topladı ve tahmini 575 bin plastik parçayı yakaladı. Bunların yaklaşık 315 bini mikroplastikti.
New Sydney Fish Market çevresinde kurulan sekiz Seabin ise yaklaşık beş ayda 963 kilogram deniz atığı topladı. Yakalanan plastik parçalarının büyük bölümünü mikroplastikler oluşturdu.
Bu model, doğrudan yat sektörü açısından da önemli. Çünkü teknoloji açık denize değil, marina, yat kulübü ve liman altyapısına yerleşiyor.
Hava kabarcıklarından görünmez bir bariyer
Hollanda’da geliştirilen The Great Bubble Barrier ise nehirleri ağ veya fiziksel bariyerle kapatmadan plastik yakalamaya çalışıyor.
Suyun dibine yerleştirilen delikli bir boruya basınçlı hava veriliyor. Yükselen hava kabarcıkları su içinde yukarı yönlü bir akım oluşturuyor ve plastikleri yüzeye taşıyor.
Borunun nehir yatağına çapraz yerleştirilmesi sayesinde doğal akıntı yüzeye çıkarılan atıkları kıyıdaki toplama sistemine yönlendiriyor.
Bunun önemli bir avantajı teknelerin geçişinin tamamen kapatılmaması.
Amsterdam’da kurulan uzun süreli sistem, kent kanallarından IJ üzerinden Kuzey Denizi’ne taşınabilecek plastikleri yakalıyor. Proje 2025’te önemli bir eşiği aşarak Amsterdam’daki sistemde bir milyondan fazla plastik parçanınyakalandığını açıkladı.
Benzer sistemler Hollanda’nın Katwijk ve Harlingen bölgelerinde de kuruldu; Portekiz’in Vila do Conde kentinde de pilot uygulama gerçekleştirildi.
Basit bariyerlerle nehirleri kesen Sungai Watch
Endonezya’da ise teknolojinin daha basit olduğu farklı bir model uygulanıyor.
Sungai Watch nehir ve kanallara yerleştirdiği fiziksel çöp bariyerleriyle atığın aşağı doğru hareketini kesiyor.
Fakat bariyer projenin yalnızca ilk aşaması.
Ekipler bariyerleri günlük olarak boşaltıyor, toplanan atığı 30’dan fazla malzeme kategorisine ayırıyor, kayıt altına alıyor ve geri dönüştürülebilecek malzemeleri işliyor. Aynı zamanda nehir çevresindeki yasa dışı döküm noktaları temizleniyor ve yerel yönetimlerle atık yönetimi konusunda çalışılıyor. Kuruluş, nehir operasyonlarında 180’den fazla yerel çalışanın görev yaptığını bildiriyor.
Buradaki yaklaşım teknolojiden çok müdahale noktasına dayanıyor: Plastiği geniş bir okyanusta aramak yerine dar bir nehirde yakalamak.
Plastic Fischer: Düşük teknoloji, yerel iş gücü
Benzer bir yaklaşımı Plastic Fischer uyguluyor.
Kuruluş Hindistan ve Endonezya’daki nehirlerde TrashBoom adını verdiği basit bariyerlerle plastik topluyor. Güncel operasyon ağı Hindistan’daki yedi proje ile Endonezya’daki bir projeyi kapsıyor.
Modelin dikkat çeken tarafı mümkün olduğunca karmaşık teknoloji yerine yerel olarak kurulabilecek altyapının tercih edilmesi.
Toplanan plastik ayrıştırılıyor. Geri dönüştürülebilen malzeme yerel geri dönüşüm pazarlarına girerken geri dönüştürülemeyen bölüm kontrollü işleme tesislerine gönderiliyor.
Kuruluş bütçesinin yüzde 45’ini nehir operasyonları ve yerel çalışanlara, yüzde 25’ini altyapı ve teknolojiye, yüzde 15’ini atık işleme ve geri dönüşüme, kalan yüzde 15’ini ise eğitim ve toplumsal çalışmalara ayırdığını açıklıyor.
Böylece plastik toplama operasyonu aynı zamanda yerel istihdam modeline dönüşüyor.
Ocean Bottle: Temizliği ürün satışına bağlayan model
Ocean Bottle ise problemi farklı bir noktadan ele alıyor.
Şirket yeniden kullanılabilir mataralar, termoslar ve bardaklar satıyor. Ancak her ürün satışının bir bölümünü plastik toplama operasyonlarının finansmanına bağlıyor.
Ocean Bottle’ın modeline göre satılan her ürün 11,4 kilogram plastik atığın toplanmasını finanse ediyor. Şirket bunu yaklaşık 1.000 plastik şişeye eşdeğer olarak ifade ediyor.
Buradaki kritik kelime “finanse etmek”. Bir Ocean Bottle satın alındığında fiziksel olarak 1.000 şişe denizden çıkarılmıyor. Satış, bu miktara karşılık gelen atığın toplama sistemine aktarılmasını finanse ediyor.
Bu operasyonun önemli ortaklarından biri
Ocean Bottle’ın CleanHub üzerinden yürüttüğü programda 2025-2026 dönemindeki 2 milyon kilogramlık toplama taahhüdü tamamlandı. Temmuz 2026-Haziran 2027 dönemi için ise 7 milyon kilogramlık yeni hedef bulunuyor. Güncel CleanHub panosunda bunun yaklaşık 1,93 milyon kilogramının gerçekleştiği görülüyor.
Kerala’da mesele yalnızca plastik değil
Modelin en somut uygulamalarından biri Hindistan’ın Kerala eyaletinde görülüyor.
CleanHub burada yerel toplama sistemleri üzerinden, düzenli atık hizmetinin yetersiz olduğu kıyı bölgelerinde evlerden ve toplama noktalarından plastik alıyor.
Toplanan malzeme ayrıştırılıyor. Geri dönüştürülebilen plastik yeniden kullanıma yönlendirilirken geri dönüştürülemeyen bölüm çimento üretiminde alternatif yakıt olarak değerlendirilebiliyor.
Bu sistemin önemi yalnızca kaç kilogram plastik toplandığı değil.
Atık toplama altyapısının bulunmadığı yerlerde plastik kirliliğinin kaynağına müdahale edilmiş oluyor. Böylece mesele kıyıya vurmuş plastiği toplamak yerine, o plastiğin kıyıya ve denize ulaşmasına neden olan altyapı eksikliğine kadar geri götürülüyor.
Balıkçı tekneleri de sistemin parçası
Waste Free Oceans ise balıkçılık sektörünü plastik toplama zincirine dahil eden kuruluşlardan biri.
Modelde balıkçılar, teknelere bağlanabilen özel ağlarla deniz atığını topluyor ve karaya getiriyor. Kuruluş aynı sistemlerin bazı nehirlerde sabit olarak da kullanılabildiğini belirtiyor.
Waste Free Oceans’a göre bu sistemle bir seferde 2 ila 8 ton arasında deniz atığı toplanabiliyor.
Toplanan malzeme daha sonra ayrıştırılıyor, temizleniyor ve uygun plastikler geri dönüşüm zincirine gönderiliyor. WFO bugün 20’den fazla ülkede faaliyet yürüttüğünü ve operasyonlarının Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya’ya yayıldığını bildiriyor.
Bu yaklaşım özellikle önemli bir noktaya dokunuyor: Balıkçılık filosu yalnızca deniz kirliliğinin mağduru değil, aynı zamanda temizliğin lojistik altyapısının bir parçası haline gelebiliyor.
4ocean: Temizliği ticari modele dönüştürdü
Bir diğer farklı finansman modeli 4ocean tarafından uygulanıyor.
2017’de kurulan şirket, ürün satışları ve kurumsal ortaklıklarla finanse edilen profesyonel ekiplerle nehirlerde, kıyılarda ve denizlerde temizlik gerçekleştiriyor.
4ocean’ın kendi güncel raporlamasına göre kuruluş bugüne kadar 50 milyon poundun, yani yaklaşık 22,7 milyon kilogramın üzerinde atık topladı. Operasyonların ağırlık merkezi de sanıldığının aksine açık okyanus değil: kuruluşun yayımladığı dağılıma göre temizlik faaliyetlerinin yüzde 85’i nehirlerde, yüzde 12’si kıyılarda ve yüzde 3’ü denizde gerçekleştiriliyor. 4
Bu dağılım aslında plastikle mücadelede yaşanan yön değişimini özetliyor.
En görünür operasyon açık denizde yapılabilir. Ancak çok sayıda kuruluş için en verimli müdahale noktası artık okyanusun kendisi değil, okyanusa giden yol.
Aynı sorun, farklı savunma hatları
Bu projelerin rakamlarını doğrudan birbirleriyle karşılaştırmak doğru değil.
Bir kuruluş kilogram ölçüyor, diğeri plastik parça sayıyor. Bazıları yalnızca plastik toplarken bazı operasyonlarda organik maddeler ve diğer deniz çöpleri de toplam ağırlığa dahil olabiliyor. Bazı veriler doğrudan tartımdan, bazıları örneklemelerden ve tahminlerden elde ediliyor.
Daha önemlisi, aynı işi yapmıyorlar.
Ocean Bottle ve CleanHub atık yönetimi bulunmayan kıyı topluluklarında kaynağa müdahale ediyor.
Sungai Watch, Plastic Fischer, Bubble Barrier ve The Ocean Cleanup’ın Interceptor sistemleri nehirlerde savunma hattı oluşturuyor.
Seabin marina, liman ve kent içi su yollarındaki yoğunlaşmış kirliliği topluyor.
Waste Free Oceans balıkçılık filosunu denizden atık çıkaran lojistik bir ağa dönüştürüyor.
The Ocean Cleanup’ın Pasifik operasyonu ise bütün bu hatları geçmiş ve yıllardır açık denizde birikmiş eski kirliliğihedefliyor.
En ucuz plastik, okyanusta aramak zorunda kalmadığımız plastik
Projelerin tamamına bakıldığında ortaya çıkan temel yaklaşım teknolojiden daha basit.
Plastik ne kadar erken yakalanırsa kontrol edilmesi o kadar kolaylaşıyor.
Bir evden düzenli şekilde alınabilecek plastik atığı, nehirde yakalamak için bariyer gerekiyor. Nehirden kaçan plastiği marina ve kıyıda toplamak daha zor hale geliyor. Açık denize ulaşan atık ise binlerce kilometrekarelik hareketli bir alanda aranmak zorunda kalıyor.
Daha da uzun süre suda kalan plastik güneş, dalga ve mekanik aşınmayla küçük parçalara ayrılıyor. Mikroplastik haline geldikten sonra aynı temizleme yöntemlerinin önemli bölümü artık işe yaramıyor.
Bu nedenle okyanusları plastikten korumaya çalışan yeni nesil projelerin ortak noktası giderek belirginleşiyor:
Okyanus temizliği artık yalnızca okyanusta yapılmıyor.
Mücadele evlerin önünden ve kıyı yerleşimlerinden başlayıp nehirlere, limanlara, marinalara ve balıkçı teknelerine uzanıyor. Açık deniz ise bu zincirin son savunma hattı olarak kalıyor.
Yat sektörü açısından da soru tam burada başlıyor. Dünyada marinalar ve yat limanları yalnızca teknelerin bağlandığı tesisler değil, denize ulaşan atığın izlenebildiği ve yakalanabildiği noktalar haline geliyor. Yat üreticileri, marinalar, charter şirketleri ve sektör etkinliklerinin oluşturduğu ekonomik yapı da plastik toplama projelerinin finansmanına dahil edilebiliyor.
Denizleri korumanın geleceği, tek bir dev temizleme makinesinden çok birbirini tamamlayan savunma hatlarındaşekilleniyor.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr
