Krizin hukuki ayağı mart ayında başladı
TISG’deki anlaşmazlığın hukuki süreci, WhatsApp yazışmalarına ilişkin son haberden aylar önce başladı.
The Italian Sea Group, Giovanni Costantino’nun hem kendi adına hem de TISG ile GC Holding’in yasal temsilcisi sıfatıyla bazı eski üst düzey yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu 9 Mart’ta kamuoyuna açıkladı.
Şirketin resmi açıklamasındaki iddiaya göre bazı yöneticiler, devam eden projelerin gerçek mali durumunu gizlemek ve CEO’ya gerçeği yansıtmayan mali ve yönetsel bilgiler sunmak amacıyla koordineli hareket etmişti. Suç duyurusu ilk olarak Massa Savcılığına verildi; dosyanın daha sonra Genova Savcılığına aktarıldığı şirket belgelerinde yer aldı.
Bunlar henüz mahkeme tarafından sabit görülmüş eylemler değil. Söz konusu anlatım, TISG ve Costantino tarafından ileri sürülen suçlamalara dayanıyor.
KPMG incelemesi krizin merkezine yerleşti
TISG, maliyet aşımlarının kapsamını ve sorumluluklarını belirlemek amacıyla KPMG Advisory’yi forensic inceleme yapmakla görevlendirdiğini 2 Mart’ta duyurmuştu. İncelemenin kapsamına devam eden projelerin yönetimi, iç kontrol sistemi ve finansal yönetim alındı.
TISG’nin daha sonra kamuoyuna açıkladığı bilgilerde KPMG çalışmasının beş yöneticinin bütçe aşımlarını CEO onayı olmadan kabul ettiği veya yetkilendirdiği, bazı aylık raporların onaylı bütçelerle uyumlu görünmesi için değiştirildiği ve bazı ek maliyetlerin şirket sisteminde “Commessa 0” olarak adlandırılan genel bir proje altında tutulduğu yönünde bulgular ortaya koyduğu aktarıldı. Şirket belgelerinde ayrıca bazı satın alma emirleri, factoring işlemleri ve Giovanni Costantino’nun dijital imzasının kullanımı konusunda da usulsüzlük iddiaları bulunuyor.
Bu noktada da önemli ayrım aynı: KPMG çalışmasına ilişkin bu sonuçlar TISG’nin yayımladığı şirket belgelerinde aktarılan bulgular. Eski yöneticilerin hukuki sorumluluğuna ilişkin nihai karar anlamına gelmiyor.
WhatsApp yazışmaları ağustosta dosyaya girdi iddiası
Yeni tartışmanın merkezinde ise şirket bilgisayarlarında bulunduğu ileri sürülen WhatsApp konuşmaları bulunuyor.
Il Giornale’nin adli haberler muhabiri Luca Fazzo tarafından yayımlanan habere göre Costantino, ağustos ayında yaptığı ek başvuruda eski yöneticiler arasındaki çok sayıda WhatsApp mesajını kendi iddialarını destekleyen materyaller arasında gösterdi.
Gazetenin aktardığına göre eski yöneticiler şirket telefonlarının yanı sıra şirket bilgisayarlarında WhatsApp Web kullanıyordu. Yöneticilerin şirketten ayrılmasından sonra bilgisayarların bilişim uzmanlarınca incelendiği; aktif oturumlar, yedekler ve bulut senkronizasyonları üzerinden geçmiş konuşmaların geri getirildiği ileri sürülüyor.
Ancak bu bölüm dosyanın en hassas noktası.
PressMare, söz konusu konuşmaları veya soruşturma evrakını görmediğini özellikle belirtti. Haber kuruluşu mesajların gerçekliği, bütünlüğü, hangi yöntemle elde edildiği, delil zincirinin korunup korunmadığı ve konuşmaların adli makamlara hangi kapsamda teslim edildiği konusunda bağımsız doğrulama yapamadığını kaydetti.
Dolayısıyla WhatsApp konuşmalarından söz ederken bunları kesinleşmiş adli deliller olarak değil, Il Giornale’nin aktardığı ve Costantino’nun başvurusuna dayandırılan materyaller olarak tanımlamak gerekiyor.
Perotti’nin adı nerede devreye giriyor?
Dosyayı yat sektörü açısından daha önemli hale getiren bölüm Massimo Perotti ile ilgili.
Il Giornale, Costantino’nun başvurusunda eski yöneticilerin Sanlorenzo Başkanı Massimo Perotti ile ilişkilerine ilişkin iddiaların da bulunduğunu yazdı. Gazete bunu TISG ile Sanlorenzo arasındaki rekabet bağlamında aktardı.
Fakat mevcut açık kaynaklarda Perotti ile eski yöneticiler arasında doğrudan yapılmış bir WhatsApp görüşmesi yayımlanmış değil. Hangi mesajda Perotti’nin adının geçtiği, adı kimin kullandığı, konuşmanın bağlamı veya sözü edilen ilişkinin niteliği de bilinmiyor.
PressMare de özellikle bu noktaya dikkat çekerek orijinal konuşmaları görmediği için Perotti’ye yapılan atıfların içeriğini veya bağlamını doğrulayamadığını belirtti. Yayın ayrıca, rakip şirketlerin yöneticileri arasında bir iletişim bulunmasının dahi tek başına hukuka aykırı bir davranışı kanıtlamayacağının altını çizdi.
Sanlorenzo: Perotti ile eski yöneticiler arasında temas olmadı
Sanlorenzo, haberlerin yayımlanmasının ardından iddiaya doğrudan yanıt verdi.
Şirket, Massimo Perotti ile haberlerde sözü edilen beş eski TISG yöneticisi arasında herhangi bir temas gerçekleştiğini “kategorik olarak” reddetti.
Bu açıklama önemli; çünkü Il Giornale’deki haber Perotti’nin adının Costantino tarafından ileri sürülen iddialarda geçtiğini aktarıyor, Sanlorenzo ise iddianın temelindeki temasın gerçekleşmediğini açıkça söylüyor.
Şu aşamada kamuya açık herhangi bir adli belge Perotti veya Sanlorenzo hakkında hukuka aykırı bir eylemin tespit edildiğini göstermiyor.
Dosyayı daha hassas yapan satın alma süreci
Perotti’nin adının dosyada geçmesinin sektörde karşılık bulmasının temel nedeni ise Sanlorenzo’nun halen TISG’nin geleceği için yürütülen süreçte yer alması.
Sanlorenzo, 27 Temmuz’da Polo Nautico Carrara tarafından The Italian Sea Group’un bütün şirket varlıklarının satın alınması için yapılan teklife katılmak istediğini resmen açıklamıştı.
Sanlorenzo’nun kendi açıklamasına göre şirketin Polo Nautico Carrara’da azınlık payıyla yer alması planlanıyor. Sanlorenzo ayrıca teklif bedelinin yüzde 10’una kadar olan bölüm için PNC’nin yükümlülüklerini destekleyen bir patronaj mektubu verdi. Teklif, TISG’nin borç ve alacakları hariç bütün işletme varlıklarını kapsıyor ve işlemin gerçekleşmesi kapsamlı due diligence dahil çeşitli koşullara bağlı.
Başka bir ifadeyle Sanlorenzo’nun TISG’ye ilgisi bir söylenti değil; şirket tarafından kamuoyuna açıklanmış resmi bir süreç.
Ancak bu satın alma girişiminin, Costantino’nun eski yöneticilere ilişkin suçlamalarıyla bağlantılı olduğuna dair kamuya açık doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.
11 teklif TISG için yarışıyor
TISG için yürütülen süreç yalnız Sanlorenzo’dan ibaret de değil.
Şirketin yeniden yapılandırılması kapsamında başlatılan rekabetçi süreçte 11 bağlayıcı olmayan teklif alındı. Sürece devam eden yatırımcıların due diligence sonrasında bağlayıcı tekliflerini 15 Ekim’e kadar vermeleri öngörülüyor. İşlemin mevcut takvimde ekim sonuna doğru şekillenmesi hedefleniyor.
Sanlorenzo’nun Polo Nautico Carrara üzerinden bu süreçte bulunması ile Perotti’nin adının Costantino’nun iddialarında geçmesinin zaman bakımından kesişmesi doğal olarak dikkat çekiyor.
Ancak zaman çizgisindeki bu kesişme tek başına iki gelişme arasında bağlantı kurmaya yetmiyor.
PressMare de aynı ayrımı yaparak Perotti’ye ilişkin iddialar ile Sanlorenzo’nun TISG varlıklarına yönelik mevcut ilgisinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ve mevcut bilgilerle ikisi arasında nedensellik kurulamayacağını vurguladı.
Eski TISG yöneticileri de suçlamaları reddediyor
Dosyanın diğer tarafının pozisyonu da önemli.
Eski TISG Başkanı Filippo Menchelli ile eski Başkan Yardımcısı ve CFO Marco Carniani, temmuz ayında yaptıkları ortak açıklamada Costantino tarafından ortaya konulan olay anlatımını ve kendilerine yüklenen sorumlulukları reddettiklerini bildirdi.
İki eski yönetici, yetkili makamlarla iş birliği yaptıklarını, kendi başvurularını gerçekleştirdiklerini ve haklarını korumak amacıyla başka hukuki girişimler hazırladıklarını açıkladı.
Menchelli ve Carniani’nin Costantino ile görüş ayrılığı ise krizden daha önce kamuya açık hale gelmişti. Şubat sonunda görevlerinden ayrılırken CEO’nun şirketin mali durumuna ilişkin yönetim kuruluna aktardığı değerlendirmeleri tamamen reddettiklerini belirtmişlerdi. TISG de buna karşılık iki yöneticinin açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.
Dosyada şu anda ne biliyoruz?
Ortaya çıkan tablo üç ayrı katmandan oluşuyor.
Birincisi, TISG’nin mali krizine ve eski yöneticilerinin faaliyetlerine ilişkin resmi şirket belgeleri, KPMG forensic incelemesi ve savcılığa yapılan suç duyuruları bulunuyor.
İkincisi, Il Giornale’nin aktardığı ve şirket cihazlarından elde edildiği ileri sürülen WhatsApp konuşmaları var. Bunların tam içeriği kamuya açık değil ve bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Üçüncüsü ise Massimo Perotti’nin adının bu iddialar bağlamında geçtiğine ilişkin haber. Sanlorenzo bu noktada açık bir yalanlama yaptı ve Perotti ile beş eski TISG yöneticisi arasında temas bulunmadığını açıkladı.
Bu nedenle dosyanın bundan sonraki aşamasında asıl belirleyici unsur, WhatsApp konuşmalarının gerçekten soruşturma dosyasına girip girmediği, adli makamların materyalin elde edilme yöntemini ve bütünlüğünü nasıl değerlendireceği ve mesajların tam içeriğinin Costantino’nun ileri sürdüğü suçlamaları destekleyip desteklemediği olacak.
TISG için satın alma süreci ilerlerken, hukuki dosyanın seyri de Marina di Carrara’daki tersanenin geleceğiyle ilgili tartışmanın ayrı fakat giderek daha görünür bir parçası haline geliyor.
