Teslimat dalgası neyi gösterdi?
2025’te yat ihracatı, yılın belirli aylarında yoğunlaşan teslimatlarla öne çıktı. Bu durum, talebin sürekliliğinden çok proje takvimine bağlı dalgalanmayı işaret ediyor. Büyük tonajlı birkaç teslimat, aylık performansı tek başına yukarı çekebiliyor. Bu yapı, üreticilerin nakit akışı ve kapasite planlamasını zorlaştırıyor; “sürekli artış” algısını da yanıltıcı kılıyor.
Faiz baskısı: Talep var, finansman pahalı
Küresel ölçekte faizler zirveden geri çekilse de, finansman maliyeti hâlâ yüksek. Yat alımları büyük ölçüde kredi ve yapılandırılmış finansmanla ilerliyor. Faizlerin hızlı düşmediği senaryoda 2026’da:
-
Sipariş kararları ertelenebilir,
-
Sözleşmeler daha uzun teslim vadeleri içerebilir,
-
Alıcılar fiyat pazarlığında daha agresif davranabilir.
Bu ortamda güçlü bilanço, düşük borçluluk ve ön ödeme oranı yüksek sözleşmeler belirleyici olacak.
Kur baskısı: Avantaj mı risk mi?
Türkiye için kur iki yönlü çalışıyor. Döviz bazlı satışlar, kur artışlarında gelirleri desteklerken; ithal girdi, motor, elektronik ve donanım maliyetleri aynı hızla yükseliyor. Kur oynaklığı:
-
Teklif vermeyi zorlaştırıyor,
-
Sabit fiyatlı sözleşmelerde marj riskini büyütüyor,
-
Uzun teslim sürelerinde kur farkı yönetimini kritik hale getiriyor.
2026’da kur istikrarı sağlanamazsa, üreticiler sözleşmelerde kur ayarlama maddelerini daha sık kullanmak zorunda kalacak.
Maliyet baskısı: İşçilik, enerji, tedarik zinciri
Yat üretimi emek yoğun bir faaliyet. Nitelikli iş gücü maliyetleri, enerji fiyatları ve tedarik süreleri 2025’te yükseldi; 2026’da da bu baskının sürmesi bekleniyor. Özellikle:
-
Kalifiye personel ücretleri,
-
Elektrik ve yakıt giderleri,
-
Yurt dışı tedarikte lojistik ve sigorta maliyetleri
kârlılığı doğrudan etkiliyor.
Maliyet artışını satış fiyatına yansıtamayan üreticiler için marjlar hızla eriyor.
Rekabet nereye evriliyor?
2026’da farkı yaratacak unsur sadece yeni sipariş değil. Teslim kalitesi, satış sonrası hizmet, garanti yönetimi ve refit kabiliyeti öne çıkıyor. Küresel sipariş defteri hâlâ dolu; bu da alıcıya seçenek sunuyor. Seçenek arttıkça, fiyat dışı kriterlerin ağırlığı yükseliyor.
Türkiye için risk ve fırsatlar
Türkiye, güçlü tersane altyapısı ve deneyimiyle küresel pazarda rekabetçi. Ancak üçlü baskı altında avantajı korumak için:
-
Finansman yapısını güçlendirmek,
-
Kur riskini sözleşmelerle yönetmek,
-
Maliyet verimliliğine odaklanmak
zorunlu hale geliyor.
Aksi halde 2026, sipariş var ama kârlılık düşük bir yıl olabilir.
2026 Ne Getirecek?
2025’in teslimat dalgası, yat üretiminin potansiyelini gösterdi; 2026 ise bu potansiyelin sürdürülebilirliğini sınayacak. Faiz, kur ve maliyet baskısı aynı anda hissedilirken, ayakta kalanlar yalnızca tekne üretenler değil; finansal disiplin ve operasyonel verimlilik sağlayanlar olacak.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr

































