Bir babanın yarım kalan hayali
Amoretti kardeşlerin babası Giorgio Amoretti, 1970’lerde “Automare” adlı bir projeye başlamıştı. Fotoğrafçı ve maceraperest bir karakter olan Giorgio, 1978’de dönüştürdüğü bir Volkswagen Beetle ile Atlantik’i geçmeyi planlamış, ancak İspanya açıklarında durdurularak geri dönmek zorunda kalmıştı. 1999 yılında kanser teşhisi konulduğunda, oğulları onun hayalini tamamlamaya karar verdi.
“Babamız bize hep ‘okyanus, insanın içini yansıtır’ derdi,” diye anlatmıştı Marco Amoretti yıllar sonra bir röportajda. “Biz de onunla birlikte çıkamadığı o yolculuğu tamamlamak istedik.”
Dönüştürülmüş arabalarla denize açılış
Projede iki araç kullanıldı: biri 1987 Volkswagen Passat, diğeri 1981 Ford Taunus’tu. Araç gövdeleri poliüretan köpükle güçlendirildi, motor bölümleri mühürlendi ve dıştan takma yelken sistemleri eklendi. Kaptan köşkü yerine direksiyon, yat kamarası yerine otomobil koltukları kullanıldı.
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, 4 Mayıs 1999’da Kanarya Adaları’nın La Palma limanından denize açıldılar. İlk günlerde motorla ilerlediler, ancak kısa sürede yakıt tükendi. O andan itibaren sadece rüzgâr ve akıntıya güvenmek zorunda kaldılar.
119 gün süren okyanus macerası
14 Mayıs’ta, Fabio ve Mauro Amoretti deniz tutması ve moral bozukluğu nedeniyle projeyi yarıda bırakarak helikopterle karaya döndüler. Marco Amoretti ve Marcolino De Candia ise yolculuğu sürdürdü.
Yalnız geçen günlerde fırtınalarla, susuzlukla ve sessizlikle mücadele ettiler. Uydudan iletişimleri kesilince 42 gün boyunca dünyayla bağlantısız kaldılar. Kimi günlerde yalnızca yelkenlerle ilerlediler; bazen de araç gövdeleri arasında sürüklenen ağlarda balık tuttular.
31 Ağustos 1999’da, tam 119 gün sonra, Martinik adasındaki Port Tartane limanına vardılar. Karaya çıktıklarında Marco, babasının ölüm haberini yeni öğrendi. Baba Amoretti, oğullarının varışını göremeden birkaç hafta önce hayatını kaybetmişti.
Sonrasında ne oldu?
Marco Amoretti, İtalya’ya döndükten sonra “floating car” konseptini belgeselleştirmek istedi. 2015’te İtalya kıyılarını dolaşmak için benzer bir proje başlattı ve “Automare II” adını verdi. Bu kez hedefi, hem babasının hem de kendi yolculuğunun filmini çekmekti.
Kardeşler Mauro ve Fabio, sanatsal ve mühendislik alanlarında çalışmalarına devam etti, ancak medyada Marco kadar ön planda olmadılar. Yol arkadaşı Marcolino De Candia ise denizcilik ve sanat temalı küçük performans projelerinde yer aldı.
Basında yankı bulan ama unutulan bir hikâye
Yolculuk, 1999 yazında yerel İtalyan basınında geniş yer buldu. Ancak kısa süre sonra, sponsor desteği ve medya ilgisi olmaması nedeniyle unutuldu. Denizcilik çevreleri için “kural dışı” bir girişim olarak görüldü.
2015’te The Local Italy ve Giornale della Vela gibi mecralar hikâyeyi yeniden gündeme taşıdı. “Atlantik’i arabayla geçen adam” başlıkları, sosyal medyada viral oldu.
Benzer denemeler ve kültürel etkiler
Amoretti kardeşlerin yolculuğu, 1948’de Ben Carlin’in “Half-Safe” isimli amfibi jeep ile yaptığı Atlantik geçişinden sonra gelen en dikkat çekici kara-deniz arası geçiş denemesi olarak anıldı.
Bu hikâye, İtalya’da kısa süreliğine belgeselcilerin ilgisini çekse de, sinemaya veya televizyona tam olarak uyarlanmadı. Yine de Marco Amoretti’nin deneyimini anlatan kısa film projeleri, 2020’lerde İtalyan bağımsız film çevrelerinde yeniden konuşulmaya başlandı.
Maziden bir detay
Bugün Amoretti kardeşlerin Atlantik yolculuğu, yalnızca denizcilik meraklılarının değil, aynı zamanda “imkânsız” görünen fikirleri hayata geçiren herkesin ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Ne bir süperyat, ne bir sponsor, ne de teknoloji… Sadece iki araba, biraz köpük, bir rüya ve sonsuz bir deniz.
















































