Bilirkişi raporundaki eksikliklere dikkat çekildi
Göcek Halk Meclisi, mahkemenin kararını oy birliğiyle aldığını ve kararın açık olduğunu belirtti.
Açıklamada, dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasının özellikle oşinografi, deniz memelileri, arkeoloji ve yaban hayatı açısından ciddi eksiklikler içerdiğinin tespit edildiği ifade edildi. Mahkemenin de bu değerlendirmeler doğrultusunda projenin çevresel etkilerinin yeterince araştırılmadığı sonucuna ulaştığı kaydedildi.
Yaklaşık 2.100 teknenin oluşturacağı etki yeterince incelenmedi
Göcek Halk Meclisi, mahkeme kararında Göcek koylarının su değişim kapasitesi, akıntı sistemi ile rüzgâr ve dalga hareketlerine ilişkin bilimsel çalışmaların yetersiz bulunduğuna dikkat çekildiğini belirtti.
Açıklamaya göre mahkeme, yaklaşık 2.100 teknenin oluşturacağı çevresel yükün ortaya konulmadığını, Akdeniz fokları, bölgede yaşayan yunuslar, sualtı kültür varlıkları ve kuş yaşamına ilişkin araştırmaların da yeterli düzeyde yapılmadığını değerlendirdi.
“ÇED Gerekli Değildir” kararı hukuka uygun bulunmadı
Göcek Halk Meclisi, mahkemenin mevcut bilimsel eksiklikler giderilmeden verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararını hukuka uygun bulmadığını belirtti.
Açıklamada, Göcek gibi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş hassas alanlarda uygulanacak projelerin bilimsel verilerle desteklenmesi ve çevresel etkilerinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“Kimse koyların korunmasına karşı değil”
Göcek Halk Meclisi, davanın amacının projelere karşı çıkmak değil, Göcek koylarının bilimsel veriler ışığında korunmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Kimse koyların korunmasına karşı değildir. Aksine, Göcek’in korunmasını en çok isteyenler bu davayı açanlardır. Ancak doğayı koruma iddiasıyla hazırlanan bir projenin gerçekten doğayı koruyup korumadığı bilimsel olarak ortaya konulmadan bu koylarda geri dönüşü olmayan uygulamalara başlanmamalıdır.” ifadelerine yer verildi.
Katılımcı süreç vurgusu
Göcek Halk Meclisi, Göcek’in yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de ortak mirası olduğunu belirterek, yerel halkın, bilim insanlarının, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmadan hazırlanan projelerin sağlıklı sonuç vermeyeceğini ifade etti.
Açıklamada, çevrenin korunmasının ancak katılımcı bir anlayışla mümkün olduğu belirtilirken, bilimsel veriler ve yerel toplumun katkısıyla yürütülen çalışmaların uzun vadede daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracağı kaydedildi.




















































