Deniz çayırı gerekçesi gerçeği yansıtmıyor
Şamandıra sisteminin kurulmasında en çok dile getirilen gerekçelerden biri olan deniz çayırlarının korunması konusuna değinen Gören, bölgede yaptığı dalışlara dayanarak farklı bir tablo gördüğünü söyledi. “Deniz çayırı falan yok oralarda. Hepsi çamur ya da kayalık. Ben buralarda dalış yaptım, aşağısında deniz çayırı görmedim” diyen Gören, Hisarönü ve bazı açık koylarda sınırlı alanlarda deniz çayırına rastlanabileceğini ancak bunun Göcek koylarının tamamı için geçerli bir gerekçe olmadığını belirtti.
Beton bloklar teknik olarak yetersiz
Şamandıraların deniz tabanına bağlandığı beton blokların güvenilirliğini de sorgulayan Gören, durumu basit bir fizik hesabıyla anlattı. “1 metreküp beton karada 2,8 ton ağırlık taşır. Suya indiğinde bu yaklaşık 1,8 tona düşer. 1,8 tonluk bir ağırlığı yatayda sürüklemek için yaklaşık 900 kilogramlık bir çekme kuvveti yeterlidir. Dip yapısı meyilli ise ve akıntı varsa bu blokların yerinden oynaması daha da kolay olur” diyen Gören, sabit mapa ya da deniz tabanına çakılan demir sistemlerin daha güvenli bir çözüm olabileceğini söyledi. Beton blokların zamanla dağılacağını da belirten Gören, “Beton birkaç yıl içinde parçalanmaya başlar. Zincirler ve bağlantı elemanları da elektrokimyasal korozyon nedeniyle çürür ve kopar” dedi.
Sigorta uyarısı: “Şamandıraya bağlı tekne teminat dışında kalabilir”
Gören’in dikkat çektiği en önemli konulardan biri sigorta meselesi oldu. Şamandıralara bağlı teknelerin liman statüsünde değerlendirilmediğini belirten Gören, “Sigorta şirketleri mapa şamandıralara bağlı tekneleri teminat altına almaz. Burası liman değil. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde sorumluluk tamamen tekne sahibine kalır” dedi. Tekne sahiplerinin bu konunun farkında olmayabileceğini söyleyen Gören, olası bir kazanın ciddi mali sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
“3 günlük periyot denizde uygulanamaz”
Rezervasyon sisteminde yer alan üç günlük bağlama süresinin deniz koşullarıyla uyuşmadığını belirten Gören, “Fırtına çıktığında tekne hareket edemez. Arıza varsa kalkamazsınız. Bir şamandırayı bıraktınız, diğerinde yer bulamazsanız ne yapacaksınız? 11 gün dışarıda, 3 gün tek şamandıra — bu teknik olarak mümkün değil” dedi. Yeni rezervasyon yaptıran teknelerin de benzer sorunlar yaşayabileceğini söyleyen Gören, denizde her şeyin planlandığı gibi ilerlemediğini vurguladı.
Bölge ekonomisi etkilenebilir
Sistemin bölge ekonomisine de yansıyacağını belirten Gören, özellikle amatör denizciliğin bundan etkileneceğini söyledi. “Amatör tekne sayısı azalırsa kıyı restoranları, dükkanlar ve çevre esnafı gelir kaybeder. Kaptanlar iş bulamaz” diyen Gören, ticari teknelere verilen indirimin tek başına yeterli olmayacağını da belirtti. “Ticari teknelere yüzde 35 indirim verilmiş ama yer bulamazlarsa bunun bir anlamı olmaz. Günübirlik girip çıkacakları söyleniyor ama pratikte bu da kolay değil” ifadelerini kullandı.
“Denizi kirleten tekneler değil”
Göcek’teki çevre tartışmalarına da değinen Gören, deniz kirliliğinin büyük bölümünün karasal atıklardan kaynaklandığını söyledi. “Denizci denizi kirletmez. Kirlilik karadan gelir” diyen Gören, Türkiye’de birçok şehirde atık suların denize verildiğini belirtti. “İstanbul, Bursa, Tekirdağ milyonlarca insanın atığını denize veriyor. Ergene Nehri kimyasal atıklarla Marmara’yı zehirliyor. Paşabahçe’de, Baltalimanı’nda büyük borularla atıkları denizin 60 metre altına veriyorlar. Görünmüyor ama denizin içinde kalıyor. Sonra gelip tekneleri suçluyorlar” ifadelerini kullandı.
Mavi kart sistemi eleştirisi
Teknelerde atık su denetimi için kullanılan mavi kart sisteminin de uygulamada sorunlar barındırdığını söyleyen Gören, “Mavi kart sistemi çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor. Evrak takibi yapılıyor ama uygulamada farklı şeyler yaşanabiliyor” dedi. Sistemle ilgili örnekler de veren Gören, “Bankadan ödeme yapılıyor, karşı taraf ‘atık alındı’ diye dekont gönderiyor. Ama gerçekte ne olduğunun her zaman denetlenmesi kolay değil” ifadelerini kullandı.
Alternatif öneri: Randevulu sistem
Göcek koylarındaki yoğunluğu azaltmak için farklı bir yöntem uygulanabileceğini söyleyen Gören, şamandıra sistemi kurulmadan da tekne trafiğinin kontrol edilebileceğini belirtti. “Göcek koylarındaki yoğunluğu azaltmak için farklı bir yöntem uygulanabilir” diyen Gören, “Göcek’e girecek tekne sayısı belirlenebilir. Örneğin 2.000 tekne. Giriş ve çıkışlar randevu sistemiyle yapılabilir. Süresini aşanlara ceza kesilir. Bunun için ekstra bir altyapıya gerek yok” dedi.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr






















































