Beyaz Üniforma Hayali
Leyla Serter’in denizciliğe adım atışı, aile geleneğinden ya da tesadüften değil, saf bir hayranlıktan doğmuş. Ailesinde hiçbir denizci yoktu; bu yol tamamen ona ait bir keşifti. “Her şey o beyaz üniformaya olan hayranlığımla başladı” diyor. 16 yaşında stajıyla başlayan serüven, 18 yaşında ilk uzakyol seyriyle taçlanmış.
Ticari gemilerin zorlu çalışma koşulları zamanla onu süperyat sektörüne yönlendirmiş. Ancak bu geçiş de kolay olmamış: “İkisi bambaşka bir sektör; başlarda hiç kolay olmadı” diye anlatıyor. Buna rağmen temel eğitimi ve deniz tecrübesi, yeni sektördeki sertifikasyon sürecinde büyük avantaj sağlamış. Bugün deniz artık yalnızca bir meslek değil; karakterini ve yaşam biçimini şekillendiren bir dünya.
Telsizde Titreyen Bir Ses, Kalpte Büyük Bir An
İlk kez kaptanlık koltuğuna oturduğu anı sormak bile onu o güne geri götürüyor. “Telsizdeki ilk anonsumda gözümden akan birkaç damla yaş ve titrek sesim… Hayatımın en güzel anlarından biriydi” diyor derin bir nefesle.
O anda sadece tekne kullanmıyormuş; tüm mürettebatın güvenliği, operasyonun sorumluluğu omuzlarındaymış. İçinde tatlı bir telaş, heyecan ve ciddi bir adrenalin. “Nefeslerin tutulduğu büyülü bir andı. O anı hiçbir kaptan hayatı boyunca unutmaz.”
“Kadının Yeri Eşinin Yanıdır” Diyenlere Rağmen
Denizcilik, yıllardır erkek egemen bir sektör olarak tanımlanıyor. Leyla Serter bu gerçekle kariyerinin ilk gününden beri yüzleşti. “‘Kadının yeri eşinin yanıdır, kızın denizde ne işi var’ ile başlayıp ‘elinin hamuruyla karışma’ ile devam eden zorlayıcı bir süreç” diyor. Yıllarca çalışmasına rağmen hâlâ sosyal medyadan nefret kusan insanlarla karşılaştığını ekliyor.
Önyargıların en çok nerede kendini gösterdiğini sorduğumuzda cevabı net: “Kültürle başlıyor. Bakımlı bir kadınsanız ‘bu süsünden püsünden iş yapamaz’ derler. Daha sade olsanız ‘kendine bakmıyor, tekneye nasıl baksın’ derler. Bir şekilde mutlaka konuşulacak bir şey bulunur.”
Ancak bu önyargıların tek bir panzehiri var ona göre: işini gerçekten iyi yapmak. “Bu sektörde saygıyı kazandıran şey cinsiyet değil, bilgi, disiplin ve liderliktir” diyor kararlılıkla.
Susturulmayı Reddetmek
Sektördeki taciz ve zorbalık vakalarına dair konuşmak cesaret ister. Leyla Serter bu cesareti hem kendi hayatında hem de başkalarına yönelik söyleminde gösteriyor. “Ben de sektöre ilk girdiğim yıllarda bu tür durumlarla karşılaştım. Ancak korkmadan hakkımı aradım” diyor. “‘Aman başıma bir şey gelir’ endişesiyle bugün hâlâ pek çok kişi susuyor. En önemli şey bu konuların konuşulabilmesi ve insanların haklarını bilmesidir.”
Maritime Labour Convention, ITF gibi uluslararası sendikalar ile Sailors’ Society ve Mission to Seafarers gibi ücretsiz psikolojik destek kurumlarının varlığına dikkat çekiyor. Ancak bir eksikliğin de altını çiziyor: “Özel yatlarda bu mekanizmalar çoğu zaman tam olarak uygulanmıyor. Daha güçlü ve kapsayıcı düzenlemelere ihtiyaç var.”
Denizin Verdiği En Büyük Ders
Yıllarca denizde edinilen bilgeliği tek bir cümleye sığdırmasını istiyoruz. Kaptan Serter hiç düşünmeden yanıtlıyor: “Denizde hiçbir şey aceleye ve şakaya gelmez…”
Ve 8 Mart’ın kendisi için ne anlam taşıdığını soruyoruz son olarak. “8 Mart benim için yalnızca bir kutlama günü değil; kadınların emeklerinin, mücadelelerinin ve başarılarının görünür olduğu bir gün” diyor. “Denizcilik gibi zor bir sektörde çalışan kadınların sayısının artması, yalnızca kadınlar için değil sektörün geleceği için de çok değerli. Ben de bu yolculukta genç kadınlara ilham olabilmeyi umuyorum.”
Dümeni hiç bırakmayan bir kadından, herkese iyi seyirler.
RÖPORTAJ: SÜPERYAT KAPTANI LEYLA SERTER ANLATIYOR
1. Yat kaptanlığına nasıl adım attınız? Bu mesleği seçmenizde sizi en çok motive eden şey neydi?
Denizcilik kariyerime staj sürelerimi de sayarsak 16 yaşında başladım. İlk deneyimlerim ticari gemilerdeydi. 18 yaşında ilk uzakyol seyrine çıktım. Denizciliği orada öğrendim. İlerleyen zamanlarda gemilerdeki zor çalışma koşullarına artık dayanamadığım için yolumu değiştirme kararı aldım. Böylelikle süperyat sektörüne yöneldim.
Beni en çok motive eden şey ise sorumluluk duygusu oldu. Bir teknenin güvenliği, ekibin uyumu ve operasyonun sorunsuz ilerlemesi kaptanın omuzlarındadır. Bu sorumluluğu taşımak benim için her zaman en büyük motivasyon kaynağı oldu. Her şey yolunda gittiğinde benden mutlusu yok.
2. Denizle ilişkiniz nasıl başladı? Çocukluk yıllarından gelen bir bağ mıydı yoksa sonradan gelişen bir tutku mu?
Her şey o beyaz üniformaya olan hayranlığımla başladı. Ailemde denizci yoktu; bu tamamen kendi keşfettiğim bir yoldu. Başlangıçta denizi bir kariyer olarak görüyordum ancak zamanla hayatımın merkezine yerleşti.
Deniz insanı bambaşka biri yapıyor, yapmam dediğin ne varsa yapıyorsun. Bugün benim için yalnızca bir meslek değil; karakterimi ve yaşam biçimimi şekillendiren bir dünya.
3. Kaptanlık ehliyeti ve sertifikasyon süreci sizin için nasıl geçti? Bu yolculukta en zorlayıcı aşama hangisiydi?
Denizcilik zaten ciddi bir eğitim ve sertifikasyon süreci gerektiriyor. Ben bu mesleğin okulunu okuyup ticari gemilerde çalıştığım için süperyat sektörüne geçtiğimde sertifikasyon açısından çok zorlanmadım. Temel eğitim ve deniz tecrübesi bu geçişte büyük avantaj sağladı.
En zorlayıcı dönem ise kariyerin en başındaki staj ve ilk deniz hizmeti dönemleri oluyor. O süreçte hem mesleği öğreniyor hem de denizin disiplinine gerçekten adapte oluyorsunuz. Bir de ticari gemiden yata geçiş süreci, ikisi bambaşka bir sektör olduğu için başlarda hiç kolay olmadı.
4. İlk kez bir teknenin kaptan köşkünde sorumluluğu tamamen üzerinize aldığınız anı hatırlıyor musunuz?
Ah o gün… Telsizdeki ilk anonsumda gözümden akan birkaç damla yaş ve titrek sesim. Hayatımın en güzel anlarından biriydi. İlk kez dümende tüm sorumluluğun size ait olduğunu hissettiğiniz o an tarif edilmesi zor bir duygu.
İçinde tatlı bir telaş, heyecan ve ciddi bir adrenalin var. Çünkü o anda sadece tekne kullanmıyorsun; beraberinde herkesin güvenliği ve teknenin sorumluluğu sana ait oluyor. Nefeslerin tutulduğu büyülü bir andı benim için.
O anı hiçbir kaptan hayatı boyunca unutmaz.
5. Denizcilik ve özellikle yat sektörü uzun yıllar erkek egemen bir alan olarak görüldü. Kariyerinizin ilk yıllarında bu durumla nasıl karşılaştınız?
Hâlâ da görülmeye devam ediyor zaman zaman. Bu durum kariyerimin başında açıkça hissediliyordu özellikle gemideyken. Günümüzde azaldı diyebilirim.
Çoğu zaman insanların ilk tepkisi “Bir kadın kaptan mı?” şeklinde olabiliyordu. Hatta “Kadınlar araba bile kullanmamalı” gibi sözler de duyduğum oldu.
Ancak zamanla şunu gördüm: Bu sektörde saygıyı kazandıran şey cinsiyet değil, bilgi, disiplin ve liderliktir. İşini saygıyla yaptığın sürece cinsiyetin hiçbir önemi kalmıyor.
6. Sektörde kadınlara yönelik önyargılar sizce en çok nerede ortaya çıkıyor?
Doğduğun yer kaderindir derler ya, önyargılar da biraz kültürle başlıyor. İnsanların yetiştiği çevre kadınların belirli mesleklerde olup olamayacağına dair bakış açısını şekillendiriyor.
Eğer bakımlı bir kadınsanız “bu süsünden püsünden iş yapamaz” derler. Daha sade olsanız bu sefer “kendine bakmıyor, tekneye nasıl baksın” derler. Yani bir şekilde mutlaka konuşulacak bir şey bulunur.
Ama bunun tek bir çözümü var: işinizi gerçekten iyi yapmak.
7. Kariyeriniz boyunca “Bu işi yapamazsın” mesajı aldığınız bir an oldu mu?
“Kadının yeri eşinin yanıdır, kızın denizde ne işi var” ile başlayıp “elinin hamuruyla karışma” ile devam eden o zorlayıcı süreç.
Yıllardır yapmama rağmen hâlâ sosyal medyadan nefret kusan insanlarla karşılaşabiliyorum. Bu zihniyeti tamamen yok etmek çok zor.
8. Türkiye’de ve dünyada yat sektöründe çalışan kadın sayısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son yıllarda çok olumlu bir değişim görüyorum. Artık daha fazla kadın denizcilik eğitimleri alıyor, mürettebat olarak sektöre giriyor ve kaptanlık seviyesine kadar yükseliyor.
Bu değişim yavaş ama güçlü bir şekilde ilerliyor.
9. Denizcilik sektöründe taciz veya saldırı vakalarının konuşulduğunu gözlemlediniz mi?
Bu konu gerçekten çok önemli ve mutlaka konuşulması gerekiyor. Farkındalık yaratmak bu noktada çok değerli.
Ben de sektöre ilk girdiğim yıllarda bu tür durumlarla karşılaştım. Ancak korkmadan hakkımı aradım. Bu tavır böyle davranışların önüne geçmenin en önemli yollarından biri.
10. Denizcilerin başvurabileceği mekanizmalar konusunda yeterli bilgi var mı?
Denizcilik sektöründe taciz, zorbalık veya benzeri durumlarla karşılaşan denizcilerin başvurabileceği çeşitli mekanizmalar bulunmaktadır.
Tekne içinde kaptana veya şirket yönetimine resmi şikâyette bulunulabilir. Daha ileri seviyede Maritime Labour Convention (MLC), bayrak devleti idaresi, liman devleti denetimleri ve International Transport Workers’ Federation (ITF) gibi kurumlara başvuru yapılabilir.
Ayrıca Sailors’ Society ve Mission to Seafarers gibi kuruluşlar ücretsiz psikolojik destek ve hukuki yönlendirme sağlayabiliyor.
11. Yat çalışanlarının özellikle bilmesi gereken temel haklar sizce nelerdir?
Her denizci güvenli çalışma ortamı, adil sözleşme ve insan onuruna saygı hakkına sahiptir.
Taciz, ayrımcılık veya kötü yaşam şartları hiçbir şekilde kabul edilemez.
12. Uluslararası düzenlemeler yeterli mi?
Uluslararası kurumlar belirli bir koruma sağlasa da özel yatlarda bu mekanizmalar çoğu zaman tam olarak uygulanmuyor.
Bu nedenle sektörde çalışanların haklarını koruyacak daha güçlü ve kapsayıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
13. Sektörde kadınların daha güvenli ve eşit koşullarda çalışabilmesi için hangi adımlar atılmalı?
Eğitim, eğitim ve eğitim.
Sertifikalandırma ve kursların denetimleri artmalı. Psikolojik sağlık testleri ciddi şekilde yapılmalı. Kadın denizcilerin görünürlüğü arttıkça bu alandaki algılar da değişecektir.
14. Bir kaptan olarak denizden öğrendiğiniz en önemli hayat dersi nedir?
Denizde hiçbir şey aceleye ve şakaya gelmez.
15. 8 Mart sizin için ne ifade ediyor?
8 Mart benim için yalnızca bir kutlama günü değil; kadınların emeklerinin, mücadelelerinin ve başarılarının görünür olduğu bir gün. Denizcilik gibi zor bir sektörde çalışan kadınların sayısının artması yalnızca kadınlar için değil sektörün geleceği için de çok değerli.
Ben de bu yolculukta genç kadınlara ilham olabilmeyi umuyorum.























































