Denizle büyüyen bir hayat
Dinç’in denizle ilişkisi çocukluk yıllarında başladı. Babasının deniz bilimci akademisyen olarak görev yapması nedeniyle çocukluğu araştırma gemileri ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin yolcu gemileri çevresinde geçti. İstanbul Üniversitesi Gökçeada Deniz Araştırmaları Birimi’nde görev yapan babası nedeniyle uzun yıllar Gökçeada’da yaşadı. İlk, orta ve lise eğitimini adada tamamladı.
1989 yılında liseden mezun olduğunda hedefi denizcilikti. Ancak o dönemde denizcilik fakültelerine girişte “erkek olmak” şartı bulunuyordu. Denizcilik mesleği erkek egemen bir alan olarak tanımlanıyor, kadınların kaptan köşkünde görev alabileceği düşünülmüyordu.
Bu durum karşısında geri adım atmadı. Denizcilikte kadınların da yer alabileceğini göstermek için mücadele başlattı.
İlk görevler ve denizde başlayan kariyer
1993 yılında İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Sualtı Teknolojisi Bölümü’nden dereceyle mezun oldu. Meslek hayatına İstanbul’da özel bir şirkette liman müdür yardımcısı olarak adım attı.
Daha sonra Türkiye ile Ukrayna arasında sefer yapan bir yolcu gemisinde 4. kaptan olarak görev aldı. Böylece profesyonel denizcilik kariyeri uluslararası sularda başladı.
Dilekçelerle yürüyen mücadele
Dinç’in hedefi Türkiye Cumhuriyeti’ne ait Türk bayraklı yolcu gemilerinde görev almaktı. İstanbul’a yanaştığı her seferde Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne başvurular yaptı. Galataport bölgesindeki kurum binasına giderek yıllarca dilekçeler verdi.
Başvurularında uluslararası sularda çalışan bir Türk kadın denizci olarak devlet gemilerinde de görev yapabileceğini anlatıyor, denizcilikte cinsiyet ayrımına itiraz ediyordu.
Uzun süre sonuç alamadı. Buna rağmen başvurularını sürdürdü.
1999’da kaptan köşküne uzanan yol
Yıllar süren başvuruların ardından 1999 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri Denizyolları İşletmesi gemilerinde görev almasının önü açıldı. Böylece kurum tarihinde ilk kez bir kadın denizci kaptan köşkünde görev aldı.
Dinç, Türk bayraklı yolcu gemilerinde erkek meslektaşlarıyla aynı statü ve görevlerde çalıştı. Bu gelişme denizcilik sektöründe kadınların görünürlüğü açısından önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor.
Kadın denizcilerin sayısı artıyor
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre dünya genelinde denizcilik sektöründeki iş gücünün yaklaşık yüzde 29’unu kadınlar oluşturuyor. Gemilerde aktif görev yapan kadın denizci oranı ise yaklaşık yüzde 2 seviyesinde. Kruvaziyer gemilerde bu oran yüzde 17–18’e kadar yükseliyor.
Türkiye’de ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre dünya denizlerinde görev yapan Türk kadın denizci sayısı 6 binin üzerinde. Bunun 1.803’ü zabitan, 4.293’ü tayfa sınıfında yer alıyor. Limanlar ve şirketlerde çalışanlarla birlikte yaklaşık 10 bin Türk kadınının denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiği ifade ediliyor.
KGKMD ile mesleki dayanışma
Sedef Esra Ulutürk Dinç, denizcilik sektöründe kadınların dayanışmasını güçlendirmek amacıyla Kadın Gemi Kaptanları Mühendisleri ve Denizciler Derneği’ni kurdu. Henüz bir yıllık geçmişe sahip dernek, kadın denizciler arasında mesleki dayanışma ağını güçlendirmeyi hedefliyor.
Dernek bünyesinde özellikle denizcilik eğitimi alan genç kadınlara yönelik mentorluk ve rehberlik çalışmaları yürütülüyor. Stajdan gemiye çıkış sürecine kadar genç denizcilerin yanında olunması amaçlanıyor.
“Değişmesi gereken şey zihniyet”
Dinç’e göre denizcilik sektörünün gerçekten kapsayıcı bir yapıya kavuşması için en önemli değişim bakış açısında gerçekleşmeli.
Uzun yıllar erkek egemen bir alan olarak tanımlanan denizcilikte artık liyakat, eğitim ve mesleki yeterlilik belirleyici olmalı. Kadınların sektöre girişi istisna olarak değil doğal bir süreç olarak kabul edilmeli.
Bugün Türk kadın denizciler tankerlerden yolcu gemilerine, römorkörlerden yatlara kadar sektörün farklı alanlarında görev alıyor. Dinç, bu dönüşümün yeni kuşak kadın denizciler için daha geniş bir çalışma alanı oluşturduğunu vurguluyor.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr























































