Karcı, “no-name” ifadesinin sektörde belirli durumlarda kullanıldığını ancak bu yat için bu kullanımın doğru olmadığını söyledi. Bu ifadenin genellikle inşa halindeki teknelerde, yat sahibinin kimliğini gizlemek istediği durumlarda ya da kısa süreli kiralama süreçlerinde tercih edildiğini belirten Karcı, “dikkat çekmek amacıyla bu şekilde bir tanımlama yapılması kabul edilemez” dedi.
Tartışma, CNBC-e’de yayımlanan C-Level programında Begüm Yachting CEO’su Begüm Doğulu’nun değerlendirmeleri ve sonrasında uluslararası yayınlarda yer alan içeriklerle gündeme geldi.
“Bu yatın bir markası var”
Erol Karcı, Yat Marina’ya yaptığı açıklamada, Lady Luna’nın “no-name” olarak anılmasına itiraz etti.
“30 metre süperyat merdiven altında mı yapıldı? Böyle bir şey mümkün değil. Bunun klas sertifikası, tasarım süreci, proje hakları ve marka değeri var” ifadelerini kullandı.
Karcı, söz konusu teknenin model adının KRC-MRT100 olduğunu ve bu projenin KRC tarafından geliştirildiğini söyledi.
“Proje süreci KRC tarafından geliştirildi”
Karcı’nın aktardığına göre süreç, yat sahibinin danışmanları aracılığıyla kurulan ilk temasla başladı. İlk sunulan proje yerine KRC tarafından yeni bir tasarım geliştirildi.
Karcı, müşteriye sunulan 3-4 farklı model arasından KRC’nin geliştirdiği tasarımın tercih edildiğini ve ilk görüşmenin Martı Tersanesi ile birlikte gerçekleştirildiğini, sonraki toplantıların da aynı şekilde ortak katılımla sürdüğünü ifade etti.
Dış tasarım aşamasında İtalya merkezli ItalStyle ile çalışıldığını ve İnşa sürecinde KRC ile Martı Tersanesi iş birliğinde yürütüldüğünü söyleyen Karcı, sözleşmede projenin telif, marka ve yeni üretim haklarının açık şekilde KRC Yachting’e ait olacak biçimde düzenlendiğini kaydetti.
“Üretim tersanede, proje ve marka KRC’de”
Karcı, Martı Tersanesi’nin üretim ve teknik süreçlerde yer aldığını, ancak proje ve marka sahipliğinin KRC’de bulunduğunu vurguladı.Süperyat sektöründe proje geliştiren marka ile üretimi gerçekleştiren tersanenin farklı olabileceğini belirten Karcı, bu modelin yaygın bir uygulama olduğunu ifade etti.
“Yanıltıcı marka kullanımı” iddiası
Karcı, yat üzerinde ve bazı tanıtımlarda “Barka Shipyard” adının yer almasının yanlış bir algı oluşturduğunu savundu. Bu durumun potansiyel müşterilerin projeyi farklı bir firmaya aitmiş gibi değerlendirmesine yol açabileceğini belirten Karcı, bunun ticari itibar ve ekonomik kayıp riski doğurduğunu ifade etti.
Telif hakları teklif edildi, sözleşmeyle güvence altına alındı
Karcı, sözleşme sürecinde yat sahibine proje haklarını satın alma seçeneği sunduklarını, ancak bu teklifin kabul edilmediğini söyledi.
Bunun üzerine tüm fikri, ticari ve marka haklarının KRC bünyesinde korunacak şekilde sözleşmeye bağlandığını belirten Karcı, sözleşmenin müşteri, tersane ve KRC arasında birlikte imzalandığını ifade etti.
Boat International’a düzeltme talebi
Karcı, World Superyacht Awards 2026 kapsamında yer alan bazı içeriklerde KRC’nin proje sahibi olarak yeterince yer almamasına itiraz etti. Bu kapsamda Boat International’a düzeltme talebi ilettiklerini belirten Karcı, gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde hukuki sürecin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Tartışmanın odağı: Marka ve proje sahipliği
Lady Luna etrafında oluşan tartışma, yatın fiziksel üretiminden ziyade proje sahipliği, marka hakkı ve ticari temsil başlıklarında yoğunlaşıyor. Karcı, yat üzerinde yer alan “Barka Shipyard” ifadesinin sözleşmeye aykırı şekilde kullanıldığını ve bu durumun KRC’nin ticari itibarını zedeleyen bir sonuç doğurduğunu savundu. Karcı ayrıca, yatın teknik tasarım ve üretilebilirlik çalışmalarının KSA Mentor (Durkaya Avcı) tarafından hazırlandığını, ancak bu rolün mühendislik hizmeti kapsamında olduğunu belirtti. “Mühendis veya tersane, mevzuat gereği proje müellifi olarak görünse dahi bu durum proje ve marka sahipliğini değiştirmez” diyen Karcı, bu modele örnek olarak Türkiye’de Azimut yatlarının üretildiği dönemde markanın Azimut’ta kalmasını gösterdi.






















































