Yatın mühendislik projelerini hazırlayan, RINA onay süreçlerini yürüten ve teknik hesaplamalarını gerçekleştiren Avcı, sürece ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. 35 yıllık deneyime sahip mühendis, tartışmanın merkezinde yer alan proje sahipliği meselesine doğrudan değindi.
“Önce herkesin rolünü doğru tanımlamak gerekir”
Avcı’ya göre tartışmanın temelinde kavramların yanlış kullanılması yatıyor. Süreçte yer alan tarafların görev tanımlarının açık olduğunu vurguluyor. Avcı şöyle konuştu:
“Gemi inşa mühendisi benim. Tersane Martı Yatçılık. İlk projeyi getirenler KRC Yat. Ama KRC Yat inşacı değil, gemi inşa mühendisi değil. Bu üç ayrımı net yapmak lazım. Türk mevzuatına göre inşacı tanımı tersanedir. Ulaştırma Bakanlığı’nın altyapı sistemine kayıtlı olmayan bir firma, gemi mühendisleri odasına proje kaydettirme yetkisine sahip değil. KRC Yachting bu tanımın neresine giriyor?”
Türkiye’de gemi inşa süreçlerinin mevzuatla tanımlandığını hatırlatan Avcı, proje kayıtlarının ancak tersane üzerinden yürütülebildiğini belirtiyor. Bu nedenle proje müellifliği gibi konuların kişisel beyanlarla değil, resmi kayıtlarla değerlendirileceğini ifade ediyor.
“KRC’nin tersane statüsü olmadığı için bu projeyi resmi sistemlere kaydettirme yetkisi bulunmaz. Bu nedenle teknik olarak konumunun nasıl tanımlanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.”
27 metrelik konseptten 30 metreye geçen süreç
Projenin ilk aşamasında 27 metre civarında bir konsept üzerinden ilerlediğini anlatan Avcı, bu ölçünün teknik açıdan uygun olmadığını söylüyor.
“Bu boyutlarda ve bu yükseklikte bir tekne 27 metre olamaz. Stabilite açısından riskli olur. Bu nedenle projeyi minimum 30 metre olacak şekilde yeniden tasarladım.”
Avcı’ya göre üretime esas alınan tüm mühendislik çizimleri bu değişiklikten sonra oluşturuldu. Bu süreçte hazırlanan renderların ise görsel amaçlı değil, mühendislik verilerine dayalı olduğunu özellikle vurguluyor.
“Render ile proje müellifliği belirlenmez”
Tartışmanın merkezinde yer alan “render” konusu hakkında da konuşan Avcı, tasarım görselleri ile mühendislik projesi arasındaki farkın net olduğunu belirtiyor.
Uluslararası projelerde naval architect, iç mimar ve stilistin ayrı ayrı tanımlandığını hatırlatan Avcı, proje müellifliğinin teknik üretim üzerinden belirlendiğini ifade ediyor.
“RINA kayıtları, gemi mühendisleri odası kayıtları ve inşa izin belgeleri kimin neyi yaptığını açık şekilde gösterir. Proje müellifliği bu kayıtlarla belirlenir.”
“Sözleşme tarihinde, teknenin Render çalışmaları henüz tamamlanmamıştı.”
İnşa sürecine ilişkin değerlendirmesinde Avcı, sözleşme tarihinde teknenin render çalışmalarının henüz tamalanmadığını söyledi. Teknenin sözleşmede öngörülen tarihte tam donanımlı şekilde teslim edilmediğini de belirtti.
“Denize indiğinde tekne tam değildi. İç donanım, elektrik sistemleri ve bazı teknik ekipmanlar eksikti.”
Bu eksiklerin daha sonra Begüm Doğulu’nun Barka Shipyard’da tamamlandığını ifade eden Avcı, teknenin nihai haline denize iniş sonrasında ulaştığını söyledi. Avcı şöyle konuştu: “Tekne denize indi ama tam olarak inmedi. Geri kalan işlerin tamamını Begüm Hanım cebinden para harcayarak bitirdi.”
Teknik süreçler ve sertifikasyon tamamlandı
Avcı, kendi sorumluluğundaki mühendislik sürecinin eksiksiz şekilde tamamlandığını belirtti. Tüm teknik dokümantasyonun klas kuruluşu RINA’ya sunulduğunu, testlerin gerçekleştirildiğini ve stabilite hesaplarının yapıldığını ifade etti.
Bu sürecin ardından teknenin gerekli sertifikasyonları alarak denize elverişli hale geldiğini vurguladı. Avcı şunları söyledi:
“Erol Karcı proje mühendisliğimi kabul ediyor fakat projenin hak sahibinin kendisi olduğunu iddia ediyor. Ortada büyük bir adaletsizlik var.”
“Bu sadece teknik değil, aynı zamanda emek meselesi”
Avcı, tartışmanın yalnızca teknik değil, aynı zamanda emek boyutu olduğunu da dile getirdi. Projede uzun süreli mühendislik çalışmasının bulunduğunu ve bu emeğin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Bu projede aylarca süren bir mühendislik emeği var. Bu emeğin karşılığı, yapılan iş ve resmi kayıtlar üzerinden değerlendirilir.”
Avcı, tartışmanın özünü tek bir soruya indirdi:
“Erol Karcı bu işin emek olarak neresinde? Sözleşmen var tamam. Ama emek olarak, para olarak, finans olarak neredesin? Ben yıllarca gece gündüz çalıştım. Aylarca emeğim var bu projede. Bunu kimseye vermem.”
Gözler hukuki süreçte
Durkaya Avcı’ya göre bu süreç yalnızca bir yatın değil, sektördeki rol tanımlarının da sınırlarını ortaya koyacak. Avcı’ya göre bu davanın sonucu sektör için emsal niteliği taşıyor. Render veren mi proje sahibidir, yoksa mühendislik çizimlerini yapan, RİNA onaylarını alan, stabilite testlerini tamamlayan mı?
“Bu projenin hak sahipliği mahkemede bilirkişilerin önünde netleşecek. Büyük ihtimalle Begüm Hanım davayı açacak. Ve o zaman neyi ne yaptığımız ortaya çıkacak. Kayıtlar her şeyi gösteriyor.”
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr






















































