“İnşa sürecinin tamamı tersanede yürütüldü”
Çakar, tersanenin projedeki rolünü net ifadelerle tanımladı. Teknenin üretim sürecinin büyük ölçüde Martı Yacht bünyesinde gerçekleştirildiğini söyledi.
“İnşaatı komple, A’dan Z’ye çoğu şeyini yapan biziz. Bu teknenin ortaya çıkmasını sağlayan üretim süreci tersanede yürütüldü.”
Resmi süreçlerin de bu yapıyı desteklediğini belirten Çakar, proje kayıtlarının tersane üzerinden ilerlediğini ifade etti.
“Gemi mühendisleri odası kayıtları, liman başkanlığı izinleri ve inşa süreçlerine ilişkin tüm belgeler tersane üzerinden yürütüldü. İnşa eden taraf biz olduğumuz için bu süreçler de bizim üzerimizden ilerledi.”
“Mühendislik projesi ayrı, ilk görseller ayrı”
Çakar, proje tartışmasının merkezinde yer alan “tasarım” ve “mühendislik” ayrımına dikkat çekti. İlk aşamada ortaya konan çalışmalar ile üretime esas alınan projelerin farklı olduğunu belirtti.
“İlk aşamada bir konsept çalışma vardı. Ancak bu tür görsellerin üretilebilir projeye dönüşmesi mühendislik süreciyle mümkün olur. Bu projeyi mühendislik anlamında Durkaya Avcı hazırladı.”
Bu noktada tersanenin rolünün de uygulama ve üretim olduğunu vurguladı.
KRC’nin rolüne ilişkin değerlendirme
Çakar, KRC Yachting’in projedeki konumuna ilişkin değerlendirmesinde, şirketin ilk aşamadaki tasarım sürecine katkı sunduğunu ancak üretim sürecinin farklı bir yapı üzerinden ilerlediğini ifade etti.
“KRC tarafı projenin ilk tasarım aşamasında yer aldığını ve bu nedenle projeyi sahiplendiğini ifade ediyor. Ancak üretim süreci mühendislik projeleri üzerinden ilerledi ve inşa tersanede gerçekleştirildi.”
Süreçte yaşanan ayrışma
Çakar, projenin başlangıç aşamasında tarafların birlikte hareket ettiğini ancak ilerleyen süreçte ayrışma yaşandığını doğruladı. Çakar “İlk başta proje birlikte ilerliyor gibi görünüyordu. Daha sonra taraflar arasında anlaşmazlık yaşandı ve süreç farklı bir şekilde devam etti” dedi.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr






















































