“Amatör denizcilik tanımlı bir alana çekiliyor”
Başkan Tuna Altunkaya, yeni düzenlemenin amatör denizciliği yeniden tanımlı bir alana çektiğini belirterek, ADB’nin iki kademeye ayrılmasının tekne boyu ile risk arasındaki ilişkiyi dikkate alan doğru bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Tekne donatımı ve denetim yoluyla güvenliği artırmayı hedefleyen bu yaklaşımın, Bodrum ve Ege pratiğinde somut bir karşılığı bulunduğunu vurguladı.
Risk büyüyor, basamak şartı kaçınılmaz hale geliyor
Bölgedeki risklerin yalnızca kötü niyetli amatör kullanımlardan kaynaklanmadığını dile getiren Başkan Altunkaya, hızla artan tekne sayısı, mevsimsel yoğunluk, yetersiz eğitim ve donatım disiplinsizliğinin bir araya gelmesiyle daha karmaşık bir tablo oluştuğunu söyledi. Tekne boyu büyüdükçe riskin arttığını hatırlatarak, bu nedenle eğitim ve basamak şartının mantıklı bir zemine oturduğunu kaydetti. Dijitalleşmenin erişimi kolaylaştırdığını, ancak bu kolaylığın belgelendirme kalitesini düşürmemesi gerektiğini de ekledi.
“Yetki verildi” algısı sahada yanlış okunuyor
Yönetmelikte yer alan “bölge ve mesafe sınırı yok” ifadesinin sahada sıkça yanlış yorumlandığını belirten Başkan Altunkaya, bu ifadenin çoğu zaman “yetki verildi” şeklinde okunduğunu aktardı. Coğrafi bir sınır çizilmemesinin açık deniz kaptanlığı yetkisi anlamına gelmediğini vurgulayan Altunkaya, düzenlemenin ADB’yi açık biçimde amatör bir yeterlik olarak konumlandırdığını söyledi. Bu noktada “yetki” ile “serbestlik” kavramlarının ayrıştırılmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti.
Sigorta ve arama-kurtarma boyutu göz ardı ediliyor
Altunkaya, bu ayrımın özellikle sigorta ve arama-kurtarma sorumluluğu açısından kritik sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bakanlığın kısa ve net bir kamu bilgilendirme notu yayımlamasının, sahadaki kafa karışıklığını önemli ölçüde azaltabileceğini dile getirdi.
Uluslararası pratik açık deniz tartışmasını kapatıyor
Açık deniz algısına ilişkin değerlendirmesinde, ADB’nin profesyonel veya açık deniz kaptanlığı gibi ayrı bir yetki tanımlamadığı görüşüne katıldığını söyleyen Altunkaya, uluslararası uygulamaların da bu yönde şekillendiğini hatırlattı. Avrupa’da amatör ve özel kullanım belgelerinin genellikle kıyı ve iç sularla sınırlandığını, daha ileri seyrüseferlerin ek eğitim ve yeterlik şartlarına bağlandığını ifade etti. Bu yaklaşımın, amatör denizciliği serbest bırakırken aynı zamanda çerçeve içinde tuttuğunu belirtti.
AIS yalnızca cihaz değil, bir sistem meselesi
AIS konusuna da değinen Altunkaya, güvenlik ihtiyacı ile cihaz standardı ve uyumluluk meselesinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Tekne sahiplerinin hangi standartları sağlayan cihazların uygun kabul edildiği konusunda netlik aradığını vurguladı. Zorunlulukların artmasına karşın tedarik ve servis altyapısının aynı hızda gelişmemesi halinde kayıt dışı çözümlerin ortaya çıkabileceğine işaret etti. AIS’in yalnızca teknede bulunmasının yeterli olmadığını, doğru kurulum, doğru kullanım ve veri sürekliliğinin güvenlik açısından belirleyici olduğunu kaydetti.
Denetim, davranış değişikliği üretmezse sonuç vermez
Denetim başlığına ilişkin değerlendirmesinde, denetimin artmasının tek başına güvenliği artırmadığını ifade eden Altunkaya, asıl etkinin davranış değişikliğiyle sağlanabileceğini söyledi. Eğitimle desteklenen, risk bazlı ve kademeli bir denetim anlayışının sahada daha kalıcı sonuçlar üretebileceğini dile getirdi.
“Üç-beş kişi değil, koskoca bir kartelden söz ediyoruz”
Amatör–ticari ayrımının sertleşmesini Bodrum ve tüm kıyı Ege için kritik bir adım olarak nitelendiren Altunkaya, bu çizginin netleşmesiyle iki hedefin gözetildiğini belirtti. Birincisinin amatör kisvesi altında yürütülen ticari faaliyetleri sınırlamak, ikincisinin ise ticari faaliyetin gerektirdiği eğitim, tecrübe ve denetim sorumluluğunu doğru yere yerleştirmek olduğunu söyledi. Bu noktada, “üç-beş münferit örnekten değil, sahada koskoca bir kartelden söz ediyoruz” ifadesini kullandı.
“Gerçek amatörler boğulmamalı”
Altunkaya, bu çizginin adil biçimde uygulanması halinde sektörü zayıflatmayacağını, aksine kaliteyi ve güvenliği artıracağını savundu. Gerçek amatör denizcilerin zaman zaman bu tartışmalardan rahatsızlık duyduğunu kabul eden Altunkaya, sektörün karşı karşıya kaldığı yapısal sorunun boyutlarının ancak veri ve rakamlarla görülebileceğini ifade etti. Bu nedenle amatör denizcilere, düzenlenen aylık ve sezon öncesi toplantılara katılım çağrısında bulundu.
En kritik eksik: Uygulamalı eğitim
Yeni yönetmelikte eksik kalan en önemli başlığın uygulamalı eğitim olduğunu vurgulayan Altunkaya, asgari pratik standartların tanımlanmamasının ciddi bir gri alan yarattığını söyledi. Uygulamalı eğitim içeriğinin açık ve denetlenebilir biçimde standartlaştırılmamasının, süreci eğitimi veren kurumların inisiyatifine bıraktığını belirtti. Bu durumun uzun vadede kaliteyi zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
ÖZEL HABER – Yatmarinacom.tr













































