Sezer, son dönemde Norveçli müşterilerden gelen geri bildirimlerin dikkat çekici bir noktaya ulaştığını belirtti.
“Norveç’te Türkiye’den Daha Ucuza Yaptırabiliyorum Diyorlar”
Türkiye’de işçilik maliyetlerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Sezer, tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Türkiye’de nitelikli işçilikte ortalama maaşlar 1.500 doların üzerine çıktı. Bu ücret çalışan için de yetmiyor ama maliyet olarak bizi çok zorluyor. Çin’de aynı iş 400 dolar seviyesinde yapılıyor. Malzemeyi zaten pahalı alıyoruz, işçiliği üç katına koyduğunuzda ihracat hayalleri doğal olarak zayıflıyor.”
Sezer, rekabetin yalnızca Uzak Doğu ile sınırlı kalmadığını vurguladı:
“Bir Norveçli müşterimiz açıkça şunu söyledi: Norveç’te artık Türkiye’den daha ucuza ve daha özel gemi yaptırabiliyorum. Böyle bir noktada o müşteriyi Türkiye’ye, bir de Trabzon’a getirmek kolay olmuyor.”
Kur Baskısı ve Maliyet Makası
Üreticilerin en büyük sorunlarından birinin döviz kuru olduğunu belirten Sezer, kurun uzun süredir baskı altında tutulmasının ihracatçı tersaneleri sıkıştırdığını ifade etti. Hammadde ve donanımın büyük bölümünün dövizle alındığını hatırlatan Sezer, satış fiyatlarının ise uluslararası rekabet nedeniyle aynı oranda artırılamadığını söyledi.
Bu durumun özellikle 12–30 metre arası yat segmentinde Türkiye’yi kırılgan hale getirdiğini belirtti.
Yeşil Dönüşüm Var, Ama Teşvikler Çalışmıyor
Avrupa’da yat üretiminde yeşil dönüşüm baskısının arttığını söyleyen Sezer, elektrikli ve alternatif yakıtlı teknelerle ilgili bir proje hazırladıklarını ancak uygulamada ciddi sorunlarla karşılaştıklarını aktardı.
“Elektrikli yat ve tekne imalatı için bir proje geliştirdik. Güneş enerjisiyle en az yüzde 25 geri kazanım sağlayacak bir sistemdi. Mantıklıydı. Ancak teşvik tarafında şartlar öyle ağır ki, projeyi kullanmamak daha kârlı hale geliyor.”
Bu kapsamda Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından sunulan desteklere de değinen Sezer, yüksek istihdam ve uzun vadeli taahhüt şartlarının tersaneleri zorladığını söyledi.
“Teşvik Sistemi Küçülmeye Zorluyor”
Sezer’e göre mevcut teşvik mekanizması, üretimi büyütmek yerine tersaneleri küçülmeye itiyor:
“200 kişi çalıştırıyorsunuz, sigorta primi 200 bin lira oluyor. Aynı sayıda işçi gösterip çok daha az prim ödeyenler var. Bir ay tökezlediğinizde teşvikten çıkarılıyorsunuz. O zaman prim 300 bin liraya çıkıyor. Devlet sistemi sizi sürekli küçülmeye zorluyor.”
Bu durumun yalnızca Karadeniz’e özgü olmadığını belirten Sezer, İstanbul ve Marmara’daki büyük tersanelerde de benzer sorunların yaşandığını dile getirdi.
Tuzla ve Yalova’da Yavaşlama Sinyalleri
Sezer, daha önce çalıştığı Tuzla ve Yalova’daki tersanelerde üretim temposunun ciddi şekilde düştüğünü söyledi:
“Birçok büyük tersanede işler yarı yarıya yavaşladı, personel çıkaranlar var. Siparişler dururken kimse yeşil dönüşüm gibi uzun vadeli yatırımlara giremiyor.”
Avrupa’da dizel motorların 2030 sonrası kademeli olarak devre dışı bırakılmasına yönelik düzenlemelerin Türkiye’yi de etkileyeceğini belirten Sezer, bu sürecin 2032’ye sarksa bile hazırlık gerektirdiğini vurguladı.
Orta Segment En Kritik Alan
Sezer’e göre Türkiye, büyük ve özel üretim süperyatlarda hâlâ güçlü. Ancak orta segment, yani 12–30 metre bandı en kırılgan alan.
“Bu segmentte fiyat, teslim süresi ve işletme maliyeti belirleyici. Seri üretim ve verimlilik olmadan bu yarışta kalmak zor.”
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr













































