Bodrum Denizciler Derneği Yönetim Kurulu, 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un denizcilik hükümlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Yönetim Kurulu Başkanı Tuna Altunkaya imzasıyla duyurulan açıklamada, kanunun “deniz turizmi sektörünün yapısını, işletme ölçeğini ve ekonomik gerçekliğini yok sayan ağır ve ölçüsüz yaptırımlar” getirdiği belirtildi.
Açıklamada, “Bir kefeye kiloları, diğer kefeye daraları koyarsanız terazinin şakülü kayar” ifadesi kullanıldı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı “ivedilikle bu hatanın düzeltilmesi için” göreve davet edildi.
Kanun Ne Getirdi
7590 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanunun 29’uncu maddesiyle 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye “İdari para cezaları” başlıklı 28/A maddesi eklendi.
Bu madde uyarınca, asgari donatım belgesinde yer alan ya da ilgili mevzuatında belirlenen gemiadamı nitelik ve sayısında eksiklik bulunan gemiye, eksik olan her gemiadamı için 250 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Dernek, hükümde geminin türü, boyu, grostonu, yolcu kapasitesi, sefer bölgesi, işletmenin ekonomik ölçeği, eksikliğin geçici veya sürekli olması, ihlalin seyir sırasında mı yoksa tekne bağlıyken mi tespit edildiği ve eksikliğin can ve seyir güvenliği bakımından gerçek bir risk oluşturup oluşturmadığı arasında hiçbir ayrım yapılmadığını ileri sürdü.
İki Kişiyle Çalışan Teknede Bir Eksik 250 Bin TL
Açıklamada, iki personelle çalışan küçük bir turizm teknesinde bir kişinin eksik olması hâlinde cezanın 250 bin lira, iki kişi eksik sayıldığında 500 bin lira, üç kişi için 750 bin lira olacağı hesaplandı.
Dernek, bu tutarların büyük gemi işletmeleri için ağır bir yaptırım olabileceğini, ancak küçük ve orta ölçekli yat işletmeleri, günübirlik gezi tekneleri, guletler ve aile işletmeleri açısından “bir sezonun değil, işletmenin tamamının sonu” anlamına gelebileceğini savundu.
Açıklamada itirazın denetime, güvenliğe veya nitelikli personel istihdamına yönelik olmadığı vurgulandı: “Denizde can ve seyir güvenliği tartışılmazdır. Ancak güvenlik adına getirilen yaptırım; fiilin ağırlığıyla, ortaya çıkan riskle, geminin niteliğiyle, işletmenin ölçeğiyle orantılı olmak zorundadır.”
Kanunun Kendi İçinde Orantısızlık İddiası
Dernek, aynı kanunun başka hükümlerinde kusurun ağırlığı ile ihmal ve kasıt unsurlarının dikkate alındığına dikkat çekti. Kanunla kurulan Gemiadamları Disiplin Komisyonu’nun, gemiadamlarının mesleki yetersizlik ve disiplin ihlallerinde kusurun ağırlığına göre 5 bin lira ile 50 bin lira arasında ceza uygulayacağı düzenlenirken, geçici bir personel eksikliği için doğrudan ve sabit 250 bin lira öngörülmesinin “kanunun kendi içinde dahi açık bir orantısızlık” yarattığı belirtildi.
Açıklamada ayrıca, bir personelin hastalanması, acil nedenle tekneden ayrılması veya belge işlemlerinin kısa süreli gecikmesi gibi geçici durumlarla personelin bilinçli biçimde hiç istihdam edilmemesi arasında ayrım kurulmadığı ifade edildi.
Boy Kademelendirmesi Seyir İzin Belgesinde Var, Gemiadamı Cezasında Yok
Dernek, kanun koyucunun bazı denizcilik cezalarında tekne boyuna göre kademelendirme yaptığını hatırlattı. Deniz turizmi araçlarının seyir izin belgesi ihlallerinde cezaların 10 metreden küçük tekneler, 10-25 metre arasındaki tekneler ile 25 metre ve üzerindeki gemiler için farklı tutarlarda düzenlendiği belirtildi.
Açıklamada, “Seyir izin belgesi cezasında tekne boyunu dikkate alan bir kanunun, personel eksikliğinde 15 metrelik turizm teknesiyle büyük ticaret gemisini aynı tutara tabi tutmasının makul ve adil bir açıklaması yoktur” değerlendirmesi yapıldı.
Karada Prim Desteği, Denizde Ceza
Dernek, 7590 sayılı Kanun’un turizm işletmesi belgeli özel konaklama tesislerine 2026 yılı için sigorta primi desteği sağladığını, ancak aynı desteğin deniz turizmi aracı işletmelerine, yat işletmelerine, marina ve bağlantılı deniz turizmi işletmelerine tanınmadığını belirtti.
Açıklamada bu tablo şöyle özetlendi: “Karadaki turizm işletmesinin istihdam maliyeti desteklenirken, denizdeki turizm işletmesi destek kapsamı dışında bırakılmakta; tek bir personel eksikliği için ise 250.000 TL cezayla karşı karşıya bırakılmaktadır.”
Sektör Verileri
Açıklamada Türkiye’nin yaklaşık 8.500 kilometrelik kıyı şeridi, yat turizmi, mavi yolculuk kültürü, marina altyapısı, kruvaziyer faaliyetleri ve tekne üretim kapasitesiyle dünyanın önde gelen deniz turizmi ülkelerinden biri olduğu belirtildi.
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin turizm geliri 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65 milyar 230 milyon 749 bin dolara ulaştı. Dernek, deniz turizminin yat turizmi, marina işletmeciliği, kruvaziyer turizmi, mavi yolculuk ve kıyı turizmi faaliyetleriyle birlikte toplam turizm ekonomisi içinde yaklaşık yüzde 25 düzeyinde pay oluşturduğunu ve ülke ekonomisine yaklaşık 16 milyar dolar katkı sunduğunu değerlendirdi.
Dernek, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine dayanarak, işletme belgeli yat işletmeleri kapsamında Türkiye’de 2.350 işletme, 3.001 yat ve 26.009 yatak kapasitesi bulunduğunu aktardı.
Açıklamada Muğla’nın gemi, yat ve hizmetleri alanında 1 Ocak-30 Haziran 2026 döneminde 10 milyon 643 bin 580 dolar ihracat gerçekleştirdiği, 2025 yılının tamamında bu alandaki ihracatın 47 milyon 434 bin 260 dolar olduğu bilgisi verildi.
Dernek, sektörün yalnızca yat sahiplerinden ve tekne işletmecilerinden oluşmadığını; kaptanları, gemicileri, aşçıları, teknik personeli, tersaneleri, çekek yerlerini, marinacıları, acenteleri, bakım-onarım firmalarını, tedarikçileri, sigortacıları, tur operatörlerini, restoranları ve yerel esnafı kapsayan bir ekosistem olduğunu vurguladı.
Sezon Ortasında Yürürlük, Geçiş Süresi Yok
Dernek, düzenlemenin turizm sezonunun en yoğun döneminde yayımlandığını ve denizcilik hükümleri bakımından aynı gün yürürlüğe girdiğini belirtti. Sektöre personel durumunu gözden geçirme, eksikleri tamamlama, donatım belgelerini yeniden inceleme ve çalışanların belge ile yeterlilik durumunu kontrol etme imkânı verecek makul bir geçiş süresi tanınmadığı ifade edildi.
Açıklamada, “Yüz binlerce liralık cezalar getiren bir düzenlemenin gece yayımlanıp sabah uygulanmaya başlaması, hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmaz” denildi.
Bağlama Kütüğünden Tersaneye Diğer Hükümler
Dernek, kanunla bağlama kütüğü işlemleri, ruhsat ve belge ibrazı, tekne adı ve bağlama limanı işaretlemeleri, tersane ve çekek yeri faaliyetleri, bakım, onarım ve tadilat işlemleri, karina ve koruyucu kaplama uygulamaları ile kıyı tesisi ve yat limanı faaliyetleri için de ağır cezalar öngörüldüğünü belirtti.
Açıklamada, bağlama kütüğü ruhsatının aslını veya elektronik nüshasını o anda ibraz edememek ile hiç kayıt yaptırmamış olmanın aynı ceza aralığında ele alındığı, ruhsat gecikmelerinde ana cezaya ek olarak gecikilen her ay için ayrıca ceza uygulandığı ifade edildi. Tekne bakım ve tadilatında tesis sahibinin yanı sıra tekne sahibinin de metre üzerinden hesaplanan yüksek tutarlı cezaların muhatabı hâline getirildiği belirtildi.
Yedi Maddelik Talep
Dernek, 7590 sayılı Kanun’un deniz turizmi sektörünü ilgilendiren hükümlerinin acilen yeniden ele alınmasını isteyerek yedi başlıkta talep sıraladı:
- Deniz turizmi araçları büyük ticaret gemilerinden ayrılmalı. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki deniz turizmi araçları için ayrı ve açık bir yaptırım sistemi kurulmalı.
- Gemiadamı cezaları kademelendirilmeli. Cezalar geminin boyu ve grostonu, yolcu kapasitesi, sefer bölgesi, faaliyet türü, eksik personelin görevi, ihlalin oluşturduğu gerçek emniyet riski ve ihlalin ilk kez mi yoksa tekrar mı olduğu dikkate alınarak belirlenmeli.
- 250 bin liralık sabit ceza kaldırılmalı. Sabit ceza yerine alt ve üst sınırı bulunan, kusur ve ölçek esaslı bir sistem oluşturulmalı.
- İlk ihlalde düzeltme süresi verilmeli. Can güvenliği açısından yakın ve açık tehlike oluşturmayan eksikliklerde işletmeye makul süre tanınmalı.
- Mücbir sebep ve geçici personel eksikliği düzenlenmeli. Hastalık, kaza, acil ayrılış, ölüm ve idari belge gecikmesi gibi durumlar için açık istisna ve tamamlama süresi getirilmeli.
- Deniz turizmi işletmeleri istihdam desteklerine dahil edilmeli. Karadaki turizm işletmelerine tanınan prim ve istihdam desteklerinden turizm işletmesi belgeli deniz turizmi işletmeleri de yararlanmalı.
- Sektöre geçiş süresi tanınmalı. Ağır yaptırımların uygulanması, sektörün bilgilendirileceği ve uyum sağlayacağı makul bir tarihe ertelenmeli.
Denizcilik Kurumlarına Ortak Tavır Çağrısı
Dernek, konunun yalnızca Bodrum, Muğla veya Ege’nin meselesi olmadığını; düzenlemenin İstanbul’daki yat işletmecisini, Marmaris’teki guletçiyi, Fethiye’deki tur teknesini, Antalya’daki günübirlik deniz turizmi işletmesini, İzmir’deki marinayı ve Karadeniz’deki küçük ticari tekneyi doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.
Açıklamada İMEAK Deniz Ticaret Odası, Denizcilik Federasyonu, kuruluş çalışmaları devam eden Yatçılık Federasyonu, turizm birlikleri, kooperatifler, meslek kuruluşları ve denizcilik sivil toplum örgütleri ortak sesle tepki göstermeye davet edildi. Dernek, “Bu mesele kurumlar arası görünürlük veya temsil yarışı değildir” dedi.
Açıklama şu ifadelerle sona erdi: “Denizde güvenlik tartışılmaz. Ancak 20 metrelik turizm teknesiyle binlerce grostonluk gemi aynı ceza terazisine konulamaz.”





















































