310 Üye, 26 Yıl, 300.000 Euro’luk Tekne
YATED, 26 yıllık tarihiyle bugün 310 üyeyi çatısı altında barındırıyor. Ancak Bekiroğlu için bu rakamın ötesinde daha somut bir sembol var: 2024 yılında hizmete giren YATED-1 sıvı atık toplama teknesi. 300.000 Euro’luk dernek ve üye kaynağıyla inşa edilen tekne, ilk yılında yat ve teknelerden 1.500.000 litre sıvı atık topladı. Bekiroğlu, bunu salt bir çevre projesi olarak değil, sektörün kendi geleceğine yaptığı bir yatırım olarak konumlandırıyor: “Mavi vatan denizlerimizin korunması, yaşanılabilir bir deniz çevresinin gelecek nesillere miras bırakılabilmesi amacıyla bu adımı attık.”
İstanbul, Avrupa’nın Denizcilik Zirvesine Ev Sahipliği Yapıyor
2004’ten bu yana ICOMIA üyesi olan YATED, 2024’te Avrupa Teknecilik Endüstrisi Derneği’ne (EBI) tam üye olarak kabul edildi. Bir adım daha ileri gidildi: Haziran 2026’da EBI Genel Kurul Toplantısı İstanbul’da yapılacak. 24 ülkeden 34 üye kurumu ağırlayacak olan YATED, bu platformu Türk sanayisinin üretim kapasitesini ve çevre dostu dönüşümünü doğrudan sergilemek için kullanmayı planlıyor.
40 Bin Ziyaretçi, Kapalı Alanda Dünyanın İkincisi
Bu yıl düzenlenen Can-Am Bosphorus Boat Show, 8 günde 40 bin ziyaretçiyi ağırladı ve kapalı alan büyüklüğü açısından Düsseldorf Boat Show’un ardından dünyanın ikinci büyük bot fuarı konumuna yerleşti. Bekiroğlu fuarı, yalnızca bir sergi alanı olarak değil, aktif bir ihracat platformu olarak tanımlıyor: “Yerli üreticilerimiz teknelerini sergileyip doğrudan yurt dışından gelen yatırımcılarla masaya oturma fırsatı buldu. Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmeler, sektörümüzün tasarım, kalite ve mühendislik kabiliyetlerini yabancı ziyaretçilere doğrudan kanıtladı.”
Ancak bu tablo salt coşkuyla oluşmadı. Bekiroğlu, fuarın hazırlık sürecinde ciddi bir katılım düşüşüyle karşılaştıklarını kabul ediyor. Son iki yılda yerli tekne üreticilerine yönelik KDV ve ÖTV artışları, süregelen küresel çatışmaların yarattığı ekonomik baskı ve yükselen girdi maliyetleri, üyelerin fuar giderlerini karşılamakta zorlandığı bir ortam yarattı. Dernek, üyelerin fuar giderlerinin bir bölümünü doğrudan üstlenerek bu soruna müdahil oldu.
Ekim 2026’da ilk kez denizde düzenlenecek Bosphorus Boat Show Deniz Fuarı için beklenti yüksek. Bekiroğlu, hedefin 40 bin ziyaretçinin üzerine çıkmak olduğunu açıkladı.
2 Milyar Dolarlık Sektör, Yüzde 78,6’lık Çeyrek
Türkiye’nin gemi ve yat ihracatı 2025’te yan sanayi dahil 2 milyar dolarlık bir pazar hacmine ulaştı. Ancak 2026 görünümü daha temkinli: Kur durağanlığı, artan işçilik maliyetleri ve nitelikli iş gücü açığı hedeflere ulaşmayı güçleştiriyor.
Buna karşın yılın ilk çeyreğindeki tablo çarpıcı: Türkiye’nin gemi, yat ve hizmetleri ihracatı, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 78,6 artarak 585 milyon dolara yükseldi. Bekiroğlu bu verinin, sektörün büyüme kapasitesini ortaya koyduğunu, ancak sürdürülebilirliği için karar vericilerin devreye girmesi gerektiğini vurguluyor: “En büyük avantajlarımız kaliteli mühendisliğimiz, işçiliğimiz ve güvenilirliğimizdir. Bu alanın stratejik bir sektör olarak görülüp yatırım teşvikleriyle desteklenmesi hayati önem taşıyor.”
Göcek’te 1.200 Euro, Monaco’da 650, Yunanistan’da 35
Röportajın en çarpıcı noktalarından birini marina fiyatları oluşturuyor. 42 metrelik bir tekne için günlük bağlama ücreti Göcek’te 1.200 Euro, Monaco’da 650 Euro, Yunanistan’da ise kimi noktalarda yalnızca 35 Euro. Bekiroğlu bu tutarsızlığı sistematik bir nedene bağlıyor: kapasite yetersizliğinin yarattığı arz-talep dengesizliği. Türkiye’nin mevcut bağlama kapasitesi yaklaşık 27-28 bin iken İspanya’da bu rakam 120 binin, Fransa’da 150 binin üzerinde.
Yat turizminin kitle turizmine kıyasla 8-10 kat daha fazla harcama üreten bir segment olduğu düşünüldüğünde, bu farkın ekonomik bedeli büyük. Üstelik mevcut vergi yapısı durumu daha da zorlaştırıyor: Yat turistleri, otel müşterisine uygulanan KDV oranının iki katı vergi yüküyle karşı karşıya. Bu dengesizlik, Türkiye’yi ziyaret etmek isteyen tekne sahiplerini Akdeniz’deki alternatif destinasyonlara yönlendiriyor. Bekiroğlu, sezon sonunda Türkiye’de kışlayan ve burada bakım-onarım yaptıran yabancı tekne sayısında da gözle görülür bir düşüş yaşandığını aktarıyor.
Yeni marina yatırımlarının önündeki bürokratik engel de ayrı bir sorun. Bekiroğlu, yeni bir marina projesinin ortalama 5 yıl sürdüğünü — yaklaşık 3 yıl izin süreçleri, ardından 2-3 yıl inşaat — ve bu sürecin birden fazla bakanlığın onayını gerektirdiğini aktarıyor. Farklı bakanlıkların imar planı görüşlerinin çakışması, ek belge talepleri ve net takvime bağlanamayan bürokratik aşamalar yatırımcıyı yıldıran başlıca etkenler olarak öne çıkıyor.
Çözüm mümkün mü? Bekiroğlu evet diyor, ancak koşula bağlıyor: “İzin mekanizmalarının sadeleştirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve belirli süre sınırlarının net şekilde uygulanması halinde Türkiye, sahip olduğu kıyı uzunluğu ve coğrafi avantajları sayesinde bu açığı önemli ölçüde kapatabilecek potansiyele sahip.”
İki Savaş, Bir Belirsizlik: 2026 Sezonuna Gölge Düşüyor
2026 yaz sezonu değerlendirmesi, Bekiroğlu’nun en temkinli konuştuğu başlık oldu — ve bu temkin, haksız değil. Rusya-Ukrayna savaşı iki yılı aşkın süredir devam ediyor; ne zaman biteceği bilinmiyor. Buna paralel olarak tırmanan ABD-İsrail-İran gerilimi, bölgesel bir çatışmadan küresel bir kırılmaya dönüşme riskini gündemde tutuyor. Her iki cephedeki belirsizlik, küresel ölçekte enerji fiyatlarını, seyahat kararlarını ve lüks harcama eğilimlerini doğrudan etkiliyor.
Yat ve denizcilik sektörü bu tablodan doğrudan nasibini alıyor. Uzun mesafeli seyahat planlaması yapan tekne sahipleri, jeopolitik risk haritasını yakından takip ediyor. Akdeniz rotaları üzerindeki belirsizlik, yat turistlerinin destinasyon tercihlerini şekillendiriyor; Türkiye bu denklemde hem coğrafi avantajıyla cazip hem de küresel dalgalanmalara açık bir konumda. Bekiroğlu, bu çerçevede 2026 sezonu için rakam vermekten kaçınıyor: “Bu savaşların kısa-orta-uzun vadede ekonomimize etkisinin nereye evrilebileceği hiç kimse tarafından öngörülemiyor. Tam bir belirsizlik ortamı içindeyiz.” Ardından ekliyor: “Ancak umutsuz olmamak lazım. Biz sektör olarak çalışmaya, kaliteli hizmet üretmeye ve ülke ekonomimize katkı sunmaya devam edeceğiz.”
Meslek Lisesinden Sektöre: “Ara Eleman Değil, Aranan Eleman”
YATED’in gündemine sadece ihracat ve marina rakamları değil, insan kaynağı da giriyor. Bekiroğlu, birden fazla Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine eğitim desteği, donanım ve burs sağladıklarını, üye firmalarda staj imkânı oluşturduklarını aktarıyor. Deprem sonrasında İskenderun Sefa Atakaş DMTAL’deki tekne üretim atölyesine destek verildi. En son adım Pendik’te: Pendik Barbaros Hayrettin Paşa DMTAL’de açılan modern boya atölyesiyle öğrenciler tekne yüzey hazırlığı, boya teknikleri ve iş güvenliği pratiklerini doğrudan uygulayarak öğreniyor.
Finansman kaynağı da dikkat çekici: Bosphorus Boat Show’dan elde edilen gelirler doğrudan bu sosyal sorumluluk projelerine aktarılıyor; liselere fuarlarda bedelsiz alan tahsisi yapılarak stant maliyetleri karşılanıyor. Bekiroğlu bu döngüyü bir vizyon olarak tanımlıyor: “Gençlerimizi sektörde ara eleman değil, aranan eleman olarak yetiştirmek istiyoruz.”
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr























































