
Ekonomist & Sigorta Uzmanı Ümit Güven Akçakaya, yaşanan hasarların büyük bölümünün hava olaylarıyla tetiklendiğini ancak asıl belirleyici faktörün altyapı yetersizlikleri olduğunu söylüyor.
“Her Fırtına İçin Çözüm Var, Ama Uygulama Yok”
Akçakaya’ya göre dünyada, her seviyedeki rüzgâr ve dalga koşuluna uygun marina ve bağlama çözümleri mevcut. Ancak İstanbul kıyılarında bu çözümler ya hiç uygulanmıyor ya da kâğıt üzerinde kalıyor.
İklim değişikliğiyle birlikte beklenenden daha şiddetli doğa olayları yaşanıyor. Buna rağmen birçok bağlama alanı, geçmişin statik yük varsayımlarına göre tasarlanmış durumda.
Kâğıt Üzerinde Uygun, Sahada Zayıf
Mevcut marinaların bir bölümü projelendirme aşamasında fırtına senaryolarına uygun görünüyor. Ancak sahadaki tablo farklı.
Zincir çapları, ankraj derinlikleri, halat kaliteleri ve ponton bağlantıları; aşırı rüzgâr ve dalga yüklerini karşılayacak seviyede değil. Dinamik ve darbeli yükler hesaba katılmadığında, kopmalar ve ponton bindirmeleri kaçınılmaz hale geliyor.
Dalga Kıran Var, Etki Yok
Birçok dalga kıran, eski dalga periyotları ve hâkim rüzgâr yönlerine göre projelendirildi. Son yıllarda değişen meteorolojik koşullar bu yapıları işlevsiz bırakıyor.
Deniz tabanındaki değişimler ve erozyon da dalga kıranların performansını düşürüyor. Sonuçta yapı sahada varlığını sürdürüyor ancak görevini yerine getiremiyor.
Marina Gibi İşletilen Ama Barınak Sayılamayan Alanlar
İstanbul kıyılarında fiilen marina gibi kullanılan bazı bölgeler, teknik ve sigorta perspektifinden bakıldığında geçici bağlama alanı bile sayılmayacak risk seviyesinde.
Bu alanlarda homeport, kışlama ve acil durum bağlama senaryoları çoğu zaman yazılı değil. Tatbikat yapılmıyor, tekne sahipleri bilgilendirilmiyor. Fırtına anında kararlar bireysel reflekslere kalıyor.
Tekne Sahiplerinin Tekrarladığı Kritik Hatalar
Saha deneyimi olan kaptanların da ortaklaştığı hatalar dikkat çekiyor:
-
Tek halata güvenmek
-
Yanlış kalınlık ve esneklikte halat kullanmak
-
Sürtünme noktalarını korumamak
-
Rüzgâr yönüne göre tekne konumunu ayarlamamak
-
“Geçen sefer bir şey olmadı” yaklaşımı
Bu hatalar, fırtına koşullarında zincirleme hasarlara yol açıyor.
Bilgilendirme Genel, Riskler Özel
Marina yönetimlerinin bilgilendirmeleri çoğu zaman genel mesajlarla sınırlı kalıyor. Oysa risk bazlı, bölgeye ve bağlama tipine özel yönlendirmeler yapılması gerekiyor.
“Bu Bir Sistem Alarmıdır”
Aynı bölgelerde tekrar eden hasarlar, sigortacılık açısından tesadüf değil. Yapısal bir soruna işaret ediyor.
Akçakaya’ya göre bu tablo, hem marina işletmecileri hem de kamu otoriteleri için açık bir alarm niteliğinde.
Ne Değişmeli?
İstanbul kıyıları için öneriler net:
-
Gerçekçi rüzgâr ve dalga verileriyle yeniden projelendirme
-
Bağlama sistemlerinin modernizasyonu
-
Riskli alanların açıkça sınıflandırılması
-
Bazı bölgelerde tekne bağlanmasına sınırlama getirilmesi
Aksi halde önümüzdeki yıllarda daha sık hasar, yükselen sigorta primleri, teminat daralmaları ve bazı bölgeler için sigortasızlık riski gündeme gelecek.
“Sigorta kötü gün dostudur” diyen Akçakaya, sürdürülebilirlik için sigorta sektörü, denizcilik sektörü ve kamu otoritelerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.
ÖZEL HABER – YatMarina.com.tr



















































