Troya’dan İthaka’ya Uzanıyor
Odysseus, en çok Truva Savaşı’nda kentin düşmesini sağlayan “Tahta At” fikriyle tanınsa da, esas macera bu savaştan sonra başlar. On yıl süren savaşa ek olarak bir on yıl da denizlerde geçiren Odysseus’un, 1200’lerde MÖ koşullarında gidip geldiği rota aslında “modern” bir gemiyle bir haftadan daha kısa sürede kat edilebiliyor. Artık Troya’dan (Türkiye’nin Ege kıyısı) başlayıp Yunanistan’ın İthaka Adası’na kadar uzanan yaklaşık 550 deniz mili, Korint Kanalı’nın da açılmasıyla çok daha rahat geçilebiliyor.

Harry Mount, bu yolculuğu yeniden canlandırırken, 1980’lerde benzer bir maceraya atılan Tim Severin’in izinden gittiğini belirtiyor. Severin, Odysseus’un ilkel gemisine mümkün olduğunca benzeyen bir teknede seyahat etmişti. Dahası, 1819’da İngiliz yazar William Goodison da İthaka kıyılarını, “Kaptan Odysseus” lakaplı tek gözlü bir yerlinin yaptığı eski usul bir salla dolaşarak cesur bir denemede bulunmuştu.

Odysseus’un En Zorlu Fırtınası: Korfu’da Bir Kırılma Noktası
Destanın en çarpıcı sahnelerinden biri, Odysseus’un Corfu Adası’nın batı sahilinde Poseidon’un öfkesine maruz kaldığı fırtına. 18 gün boyunca esen hafif batı rüzgarlarının ardından, tanrının hiddetiyle kopan fırtına, kahramanı kayalıklara savurarak cildini paramparça eder. Homeros’un, mürekkepbalığının kayaya yapışan vantuzlarının kopuşuna benzettiği bu sahne, Odysseus’un nasıl da denizin insafına kaldığını çarpıcı bir şekilde anlatır.

Modern Konfor: Süperyat ve Gelişmiş Limanlar
Günümüzde bu efsanevi rota, lüks yatlar sayesinde hayli konforlu bir seyahat haline geldi. İstanbul, tarihteki Konstantinopolis ve ondan önceki Bizantion olarak bilinen stratejik konumuyla, Asya ve Avrupa’nın birleşme noktasında yer alıyor. Yeni inşa edilen liman tesisleri, her boyutta yatı ağırlayabilecek donanım sunuyor.

Hırvatistan’da Adriyatik kıyısındaki Dubrovnik de, doğal liman yapısıyla büyük tekneler için elverişli. Tarihte tehlikeli geçit olarak anılan Sicilya-Mesina Boğazı ise Harry Mount’un seyahatinde neredeyse bir göl sakinliğindeydi. Odysseus’u neredeyse yutan Charybdis girdabını arayan yazar, Messina Körfezi’nde hiçbir tehlikeye rastlamamış; sadece marinada yanaşan dev yatlarla karşılaşmış.

Lezzet Durakları ve Adalar Geçidi
Yolculuğun en keyifli yanlarından biri de uğranan limanlardaki restoran ve oteller. İtalya’nın Lazio bölgesindeki Maga Circe Hotel veya Positano yakınındaki Le Due Sirene Casa Vacanza, bu efsanevi seyahati modern zevklerle buluşturuyor. Eol Adaları (Aeolian Islands) gibi volkanik kökenli muhteşem duraklar da var: Lipari, Salina, Alicudi, Filicudi ve Stromboli gibi adalar, denizden yükselen görkemli siluetleriyle büyüleyici manzaralar sunuyor.
Macera tutkunuysanız, Dattilo Adası çevresinde şnorkelle dalış yapabilir ya da kaya tünellerini keşfedebilirsiniz. Alışveriş meraklıları ise Panarea Adası’nın taş döşeli sokaklarında sıralanan butiklerde vakit geçirebilir. Tarih tutkunları için Lipari Arkeoloji Müzesi, antik döneme ait zengin kalıntılara ev sahipliği yapıyor.
Mitolojik Yaratıklar ve Tarihin İzleri
Odysseus’un karşılaştığı tek gözlü Kyklop’tan (Cyclops) altı başlı canavar Skylla’ya (Scylla), masalsı yaratıkların hikayeleri Ege’den batıya uzanan coğrafyada efsaneleri süslüyor. Bazı tarihçiler Odysseus’un Yeraltı Dünyası’nı Cebelitarık’a yerleştirirken, Altın Post (Golden Fleece) efsanesinin geçtiği Kolhis’in ise Gürcistan’da olabileceği iddia ediliyor. Eski çağlardan beri koyun postu kullanarak altın arama geleneği, bu destansı öyküye gerçekçi bir arka plan kazandırıyor.

Ustica: Rüzgar Tanrısı Aiolos’un Adası mı?
Palermo’nun 30 deniz mili kuzeyinde, tarih boyunca hapishane olarak kullanılmış Ustica Adası da “Rüzgar Tanrısı Aiolos’un adası” efsanesine talip. Eskiden Mussolini’nin muhalifleri ya da mafya üyeleri için sürgün yeri olan bu küçük kara parçası, artık hem büyük yatların sığınabileceği bir liman hem de su altı arkeolojik keşifler için ideal bir nokta.

İthaka’ya Dönüş ve Destanın Sonu
Odysseus’un memleketi İthaka, Vathy Limanı’yla hafif rüzgarlara dahi kapalı, korunaklı bir koy olarak bilinir. Nitekim Harry Mount da rüzgarın aniden kesildiğini ve Homerik tanımın gerçeğe dönüştüğünü gözlemlemiş. İthaka’da hâlâ Odysseus’un sarayına atfedilen kalıntılar ve “dalgaları titretmek” anlamına gelen eski Yunanca kökenli yer adları mevcut.
Sonuçta Homeros’un dünyası, aradan binlerce yıl geçmesine rağmen büyük ölçüde aynı canlılığını koruyor. Tıpkı Odysseus gibi modern seyyahlar da bu topraklar ve denizlerde sayısız macera yaşarken, tarihin ve mitolojinin iç içe geçtiği eşsiz bir yolculuğu tecrübe ediyor. Harry Mount’un “Harry Mount’s Odyssey – Ancient Greece in the Footsteps of Odysseus” adlı kitabı, bu benzersiz seyahati ölümsüzleştiren en yeni kaynaklardan biri olmayı sürdürüyor.
Cesur denizcilerin, modern teknoloji ve konfor eşliğinde bu antik rotaya çıktıkları her seferde, “çok şey alındı ama çok şey de baki kaldı” diyen Tennyson’un sözleri akıllarda yankılanıyor. Homeros’un 3 bin yıllık izleri, süperyatların heyecan verici dünyasında hâlâ ışıl ışıl parlamaya devam ediyor.






















































