Altunkaya, Türkiye’nin ilk denizciler derneği olan Bodrum Denizciler Derneği’nde başkanlığa gelen ilk kadın olarak görev yapıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yapılan söyleşide, denizcilik kültürüyle büyüyen çocukluk yıllarını, su altına duyduğu ilgiyi, gazetecilikten Bodrum’a dönüş sürecini ve kadın başkan olarak karşılaştığı önyargıları anlattı.
“Denize dahil olmadım, denize doğdum”
Denizci bir aileden geldiğini belirten Altunkaya, çocukluğunun tersane, tekne ve marina ortamında geçtiğini söyledi. Babasının yabancı bayraklı teknelerde uzun sezonlar çalıştığını, karaya geldiği dönemlerde ise onun yanından ayrılmadığını anlatan Altunkaya, tekne bakımından makine dairesindeki işlere kadar pek çok anının çocukluk yıllarına uzandığını dile getirdi.
Annesinin de o dönem Turban Marina’da müdürlük yaptığını söyleyen Altunkaya, yaz aylarını marina içinde geçirdiğini, bebeklik fotoğraflarının bile teknelerde çekildiğini belirtti. Bu nedenle denizle bağını “sonradan kurulmuş bir ilişki” olarak değil, doğrudan yaşamının parçası olarak tarif etti.
Su üstünden çok su altına ilgi duydu
Denizcilik belgeleri bulunduğunu ancak asıl ilgisinin su altına yöneldiğini anlatan Altunkaya, çocuk yaşlardan itibaren dalışla ilgilendiğini söyledi. Henüz 13 yaşındayken bir dalış okuluna giderek eğitim almak istediğini, yaş nedeniyle önce tereddütle karşılandığını, ardından annesinin izniyle ilk belgesini aldığını aktardı.
Gençlik yıllarında yazları dalış teknelerinde çalıştığını söyleyen Altunkaya, halen divemaster yani dalış eğitmenliği seviyesinde belgeye sahip olduğunu belirtti. Su altını, denizin üstünden daha büyülü bulduğunu vurgulayan Altunkaya, denizle kurduğu asıl ilişkinin bu alanda güçlendiğini ifade etti.
Gazetecilikle devam etti, Bodrum’a döndü
Denizcilikten tamamen kopmadığını ancak bir dönemde gazetecilik yolunu seçtiğini anlatan Altunkaya, bu alanın merak duygusunu daha fazla beslediğini söyledi. Gazeteciliğin beklediğinden daha fazla tatmin sağladığını belirten Altunkaya, buna rağmen Bodrum’a dönüşü “yuvaya dönüş” olarak gördüğünü ifade etti.
İstanbul’da kariyer yapma imkânı bulunduğunu ancak hayat beklentisinin farklı olduğunu söyleyen Altunkaya, Bodrum’a dönüş kararını daha doğal ve kendine ait bir yaşam kurma isteğiyle açıkladı.
“Ailem bana zihinsel bariyer koymadı”
Kadın olduğu için çocukluk ve gençlik yıllarında aile içinde özel bir sınırlamayla karşılaşmadığını belirten Altunkaya, asıl bariyerlerin dışarıdaki hayatta ortaya çıktığını söyledi. Ailesinin kendisine “Bunu yapamazsın” demediğini, herkesin her işi yapabileceği anlayışıyla büyüdüğünü anlattı.
Buna karşılık iş hayatında ve yerel ilişkilerde erkek egemen bakışla sık sık yüzleştiğini ifade eden Altunkaya, özellikle yöneticilik pozisyonlarında bu yaklaşımın daha görünür hale geldiğini kaydetti.
“Kadından başkan olmaz” sözleriyle karşılaştı
Dernek başkanlığına aday olduğu süreçte açık biçimde önyargıyla karşılaştığını söyleyen Altunkaya, birçok kişinin kendisini sevdiğini ancak yine de “Kadından başkan olmaz” yaklaşımını benimsediğini anlattı.
Yerel yapının sert ve erkek egemen görüldüğünü, bu nedenle başkanlık görevini sürdüremeyeceğine inananların bulunduğunu belirten Altunkaya, göreve geldikten sonra bu bakışın değişmeye başladığını söyledi. Kendisine oy vermeyen bazı üyelerin daha sonra yaptığı çalışmaları takdir ederek bunu açıkça ifade ettiğini aktardı.
Dernekte iletişim dili ve çalışma tarzı değişti
Altunkaya, kadın başkan olarak en belirgin farkın iletişim biçiminde ortaya çıktığını söyledi. Derneğin kamu kurumları ve sivil toplum yapılarıyla ilişkilerinde geçmişte kopukluklar bulunduğunu, bu alanlarda yeniden temas kurduklarını anlattı.
Sorunları yalnızca şikâyet eden bir anlayış yerine, çözüm önerisiyle birlikte ilgili kurumlara gittiklerini vurgulayan Altunkaya, bu nedenle projelerin daha kolay karşılık bulduğunu ifade etti. Liman, belediye, meslek kuruluşları ve diğer kurumlarla temaslarda hazırlıklı hareket ettiklerini, mevzuat çalışarak çözüm dosyaları sunduklarını söyledi.
“Kadın dokunuşu” yalnızca sembolik kalmadı
Altunkaya, kadın yönetimin yalnızca temsille sınırlı kalmadığını, derneğin günlük işleyişinde de hissedildiğini anlattı. Dernek içindeki organizasyonlardan üyelere gönderilen mesajlara, özel gün iletişiminden kafeterya düzenine kadar birçok ayrıntının yeniden ele alındığını belirtti.
Derneğin daha kapsayıcı hale geldiğini söyleyen Altunkaya, yalnızca sürekli görünen dar bir çevreye değil, daha geniş üye kitlesine de temas etmeye başladıklarını ifade etti. Böylece yıllardır genel kuruldan genel kurula ilişki kurulan üyelerle daha düzenli bir bağ kurulduğunu söyledi.
Protokol fotoğrafındaki kadın görünürlüğü arttı
Yerel toplantılarda ve protokol buluşmalarında daha önce kadınların neredeyse hiç görünmediğini belirten Altunkaya, başkanlıkla birlikte bunun değiştiğini söyledi. Kadın başkanın görünürlüğünün, denizcilik alanındaki temsiliyet açısından başlı başına önemli bir kırılma yarattığını kaydetti.
Bu değişimi “devrim” olarak tanımlamaktan kaçınan Altunkaya, yine de derneğin 56 yıllık tarihinde kadın üyelere özel mektup gönderilmesi ve kadın üyeler için kahvaltı organizasyonu yapılması gibi uygulamaların ilk kez hayata geçtiğini ifade etti.
“Denizciler evde eşlerine güveniyor, dernekte de bana güvenmelerini istedim”
Erkek üyelerle kurduğu iletişimde aile hayatından örnekler verdiğini anlatan Altunkaya, denizcilerin aylarca evlerinden uzak kaldığını, evin ve gündelik hayatın çoğu zaman kadınlar tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Bu noktadan hareketle, “Evinizi eşlerinize emanet ediyorsunuz, burası da denizcilerin evi” yaklaşımıyla üyeleri ikna etmeye çalıştığını belirten Altunkaya, zamanla bu güvenin oluştuğunu ifade etti.
Genç kadınlardan gelen mesajlar dikkat çekti
Seçim sürecinde sosyal medyayı aktif kullandığını anlatan Altunkaya, başkanlık sonrasında Türkiye’nin farklı şehirlerinden genç kadınlardan mesajlar aldığını söyledi. Bu mesajlarda bazı gençlerin denizcilikle ilgili bölümleri daha önce kendilerine uzak gördüklerini, ancak onun seçilmesinden sonra bu alanları yeniden düşünmeye başladıklarını aktardı.
İç Anadolu’dan ve İstanbul’dan gelen mesajların kendisini en çok etkileyen gelişmeler arasında yer aldığını belirten Altunkaya, bu temasın kişisel başarıdan çok yeni kadınların sektöre yönelmesi açısından anlam taşıdığını vurguladı.
“Ne kadar kadın kazandırırsak o kadar kıymetli”
Denizcilik alanında kadınların yalnızca kaptanlıkta değil, gemi inşa, yat işletmeciliği, imalat ve diğer teknik alanlarda da daha görünür olmasının önemli olduğunu söyleyen Altunkaya, sektörün her alanına kadınların katılmasını değerli bulduğunu ifade etti.
Kadınların denizcilikte daha fazla yer almasının yalnızca temsil meselesi olmadığını belirten Altunkaya, yönetim dili, ayrıntı yaklaşımı, iletişim ve çözüm üretme kapasitesi bakımından da fark yarattığını söyledi.























































